1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Trump'ın Barış Kurulunda "Batı Şeria" çatlağı

17 Şubat 2026

Türkiye'nin de aralarında yer aldığı 8 bölge ülkesi, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki toprakları "devlet arazisi" olarak tescil etme hamlesine sert tepki göstererek Netanyahu hükümetini uyardı.

https://p.dw.com/p/58vUj
İşgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail askerleri ve askeri araçları.
İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'ya yönelik politikaları Ortadoğu'da gerilimi yeniden tırmandırıyor. Fotoğraf: Zain Jaafar/AFP/Getty Images

ABD Başkanı Donald Trump'ın 19 Şubat'ta Washington'da ev sahipliği yapacağı Gazze Barış Kurulu'nun ilk toplantısı öncesinde Ortadoğu'da gerilim yeniden tırmandı.

Gerilimin odağında, İsrail'in "Filistin topraklarının fiili ilhak süreci" olarak nitelendirilen Batı Şeria hamleleri yer alıyor.

Benyamin Netanyahu başbakanlığındaki İsrail hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria'daki arazilerin "devlet arazisi" olarak tescil edilmesine kapı aralayan kararına tepkiler artarak devam ediyor.

Türkiye, Katar, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır'ın dışişleri bakanları bugün yayımladıkları ortak açıklamayla İsrail hükümetini uyardı.

"Ciddi bir tırmanışa neden olmaktadır"

Açıklamada, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki topraklarını "devlet arazisi" olarak belirleme kararının "şiddetle kınandığına" vurgu yapılırken "bu yasa dışı adım, ciddi bir tırmanışa neden olmaktadır" denildi.

İsrail'in bu hamlesiyle "yasadışı yerleşim faaliyetini hızlandırmayı", "işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde yasa dışı İsrail egemenliğini uygulamayı" ve "Filistin halkının meşru haklarını baltalamayı amaçladığına" işaret edilen açıklamada, bu yönde atılan adımların hem uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukunun, hem de başta 2334 sayılı karar olmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının "açık bir ihlali olduğuna" vurgu yapıldı.

Uluslararası Adalet Divanı'nın "Filistin Toprakları'nın yasal, tarihi ve demografik statüsünü değiştirmeye yönelik önlemlerin yasa dışı olduğuna" ve "güç kullanarak toprak kazanımının yasak olduğuna" işaret ettiği tavsiye görüşüne atıf yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Bu adım, işgal altındaki topraklar üzerindeki kontrolü pekiştirmek, böylece iki devletli çözümü baltalamak, bağımsız ve yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulma beklentilerini aşındırmak ve bölgede adil ve kapsamlı bir barışın gerçekleştirilmesini tehlikeye atmak için tasarlanmış yeni bir yasal ve idari gerçeklik dayatma girişimini yansıtmaktadır."

Uluslararası topluma "ihlalleri durdurma" çağrısı

Sekiz ülkenin dışişleri bakanlarının "İşgal altındaki Filistin topraklarının yasal, demografik ve tarihi statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm tek taraflı önlemleri kategorik olarak reddettiklerine" dikkat çekilen açıklamada, uluslararası topluma ihlalleri durdurma, uluslararası hukuka saygı gösterilmesini sağlama çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca uluslararası topluma "Başta işgalin sona erdirilmesi ve 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen devletlerini kurma hakkı olmak üzere Filistin halkının vazgeçilmez haklarını korumak için açık ve kararlı adımlar atma" çağrısı da yapıldı.

İsrail'den ortak açıklamaya tepki: Kasıtlı olarak yanıltıcı

İsrail hükümeti ise 8 bölge ülkesinin açıklamasına tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından sosyal medyada yayımlanan açıklamayı alıntılayarak, "Bu metin gerçeklere dayanmamakta ve kasıtlı olarak yanıltıcıdır" ifadelerine yer verdi.

Filistin Özerk Yönetimi'ni, "hukuku ve mevcut anlaşmaları ihlal ederek Batı Şeria'nın C Bölgesi'nde yasa dışı arazi kayıt işlemleri yürütmekle" suçlayan İsrail, hükümet tarafından alınan idari tedbirin ise "arazi tescil işlemlerine düzen getirmek, yasal uyuşmazlıkları çözmek ve hakların şeffaf ve kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmasını sağlamak amacıyla tasarlandığını" iddia etti.

Ancak uluslararası toplum, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı sırasında Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ü ele geçiren İsrail'in bu son hamlesini, "Filistin topraklarının fiili ilhakına dönük bir girişim" olarak değerlendiriyor.

1990'larda imzalanan Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, A, B ve C bölgeleri olmak üzere üç idarî yapıya ayrılıyor. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan C bölgesi, tamamen İsrail kontrolündeki toprakları kapsıyor.

İsrail'in 1967'den bu yana ilk kez işgali altındaki Batı Şeria'da, Filistin topraklarını "arazi kayıt süreci" ile "devlet arazisi" olarak tescil etmeye girişmesine Avrupa Birliği (AB) dün yaptığı "kararı geri al" çağrısıyla tepki göstermişti.

Ancak, Netanyahu'nun en yakın müttefiki konumundaki Trump yönetiminden herhangi bir açıklama gelmemesi dikkat çekiyor.

Gözler Washington'daki Barış Kurulu toplantısına çevrildi

Ortak açıklamayı yapan ve kendilerini "Arap ve İslam ülkeleri" olarak tanımlayan sekiz bölge ülkesi aynı zamanda Trump'ın Gazze'nin geleceğini şekillendireceğini söylediği Barış Kurulu'na da üye.

ABD Başkanı Donald Trump, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu esnasında altına imza attığı Barış Kurulunun kuruluş belgesini havaya kaldırırken.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Kurulunun imza töreni Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu esnasında düzenlenmişti. Fotoğraf: Fabrice Coffrini/AFP/Getty Images

Bu ülkeler Trump'ın davetini kabul ederek kurula katıldıkları için, hem ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını sürdüren hem de Batı Şeria'ya yönelik "ilhak politikaları' olarak nitelendirilen hamlelere girişen İsrail ile perşembe günü aynı masaya oturarak, Donald Trump'ın Gazze'nin geleceği için belirlediği yol haritasını görüşecek.

DW/ DA, BK

DW Türkçe Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeleri ve olayların perde arkasını DW Türkçe'den takip edin.dw_turkce