Welt: Suriye′ye yardım için Rusya′dan çekinilmemeli | BASIN | DW | 10.07.2020
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

BASIN

Welt: Suriye'ye yardım için Rusya'dan çekinilmemeli

Alman basınının yorum köşelerinde Rusya'nın Suriye'ye insani yardımları veto etmesi, Almanya'da artan aşırı sağ ve sol şiddet ile korona kısıtlamalarının önemine ilişkin konular ağırlıkta.

Ses dosyasını dinle 04:10

10.07.2020 - Alman basınından özetler

Rusya ve Çin'in, Suriye'de yaklaşık 3 milyon kişiye BM yardımlarının gönderilmesine imkan tanıyan mekanizmanın yenilenmesini veto etmeleri Welt gazetesinin yorum köşesinde ele alınıyor. Yorumda insani yardımlar için ülkelerin daha fazla inisiyatif üstlenmesi gerektiğine işaret ediliyor:

"Bir çıkış yolu var. Bunun ilk adımı Moskova'dan çekinmemek. Almanya'nın (Suriye'ye) yardım sağlamak için sergilediği ısrarlı çabalar desteklenmiyorsa, yardımlar neden Güvenlik Konseyi'nin bir üyesine göre düzenlenmeli? Meseleyi BM kararlarına bağlı kalmaksızın kendi başına çözmenin zamanı gelmedi mi? Bu olasılık en azından uluslararası insan hakları savunucuları tarafından yavaş yavaş dillendiriliyor. Burada söz konusu olan Türkiye'nin sınır bölgesi, dolayısıyla Avrupa'ya çok uzak değil. Kapalı sınırların arkasında açlık çeken insanlar da bunu biliyor. Hepsi sadece bir zaman meselesi."

Almanya'da dün açıklanan iç istihbarat raporuna göre 2019 yılında aşırı sağcıların sayısı ve aşırı sağ kaynaklı suçlarda artış oldu. Nordbayerischer Kurier yorumunda toplumu bekleyen tehlikelere dikkat çekiyor:

"Aşırı sağcı şiddet ile birlikte genelde pek önemsenmeyen aşırı sol  şiddet, ırkçılık ve antisemitizm toplumumuzu tehlikeye atıyor, demokrasimizi sarsıntıya uğratıyor. Bunlara iğrenç nefret, itici tahrik, kaba radikalleşme, adi şiddet de ekleniyor ve güvenliğimiz tehdit altına giriyor. Tüm bunları yaklaşık 32 bin aşırı sağcı ile 33 bin 500 aşırı solcu istiyor. Hayır, sadece istemekle kalmıyor, yapıyorlar da. Aradaki bu fark hassas ve korkutucu. Geçmişte sadece girişim olarak kalan bu çabalar günümüzde başarılı, gerçek olaylar halini aldı."

İç istihbarat raporundan çıkan sonuç Südwest Presse'nin de yorum köşesinde değerlendiriliyor:

"Sadece toplum siyasi meseleler nedeniyle açıkça gözlemlenecek denli ayrışmıyor, kuytu alanlarda da aşırılık yanlıları artan bir şekilde şiddet sergilemeye devam ediyor. Fiziksel şiddetten önce, internette aşağılayıcı hakaretler ve Tweet'leri de kapsayan şiddet dili gelir. Bu nedenle, nefret suçlarına karşı yeni bir yasanın çıkarılmış olması artık bu tür kışkırtıcıların tespit edilmesini sağlayabilecek."

Nürnberger Nachrichten'deki yorumda etkisini halen sürdüren korona pandemisinin ciddiye alınmaması durumunda ödenecek bedelin boyutu ABD ve Brezilya örnekleriyle vurgulanıyor:

"İtiraf etmek gerekir; gerçekler kuşkusuz daha karmaşıktır. Ancak korona pandemisinin ortaya çıkmasından yarım yıl sonra şu tespitte bulunmak mümkün: Popülizm öldürür. İki ülke, ABD ve Brezilya gerek tespit edilen enfekte olmuş insan sayısı gerekse ölüm sayılarıyla listenin en üstünde yer alıyor. Ortak noktaları ise devlet başkanlarının, diğer ülkelerin uyguladığı katı kısıtlamaları çok aşırı bulmaları. Aralarında Almanya'nın da olduğu diğer ülkelerde ise uzman tavsiyelerine uyuldu, çok sayıda test yapıldı ve enfeksiyon zincirleri takip edildi. Bunlar elbette öyle heyecan yaratacak şeyler değil ama popülizm kadar ölümcül de değil."

dpa,AFP/TY,BK

© Deutsche Welle Türkçe

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam