Türk dış politikasının tamir yılı | TÜRKİYE | DW | 02.01.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Türk dış politikasının tamir yılı

Ankara 2018'e yoğun bir dış politika takvimi ile girdi. Takvimin ilk sıralarında da Almanya ilişkilerin iyileştirilmesi var. Türk dış politikasını ABD ile de zor günler bekliyor. Uzmanlar DW Türkçe'ye değerlendirdi.

Yeni yıla İran'da patlak veren krizle başlayan Ankara, şiddetin karıştığı protesto gösterilerini şimdilik temkinli bir tutum içinde izliyor, bundan sonraki gelişmeler için hesaplar yapıyor. Yılın son günlerinde patlak veren İran krizi büyük olasılıkla Türk dış politikasını önümüzdeki günlerde de yoğun bir şekilde meşgul edecek.

Ancak Ankara'nın dış politikasında İran dışında da yıl boyunca yoğun bir programı olacak. Zira hükümetin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası özellikle muhaliflere karşı uyguladığı sertlik politikası nedeniyle Avrupalı müttefikleri ile bozulan ilişkilerini tamir etmesi gerekiyor. Tamir listesinin başında ise Almanya var.

Avrupa Birliği ile ilişkilerin "normal seviyeye" getirilmesi hedefiyle Türk Dışişleri, özellikle Almanya-Türkiye diyaloğunu güçlendirmeye odaklandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Almanya ile ilişkilerimiz gayet iyi", Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun "Almanya, ilişkileri düzeltmek adına bir adım atarsa, biz iki adım atarız" açıklamaları buna işaret ediyor.

"Türkiye'nin imajına zarar verdi"

DW Türkçe'nin edindiği bilgilere göre Almanya ile ilişkilerin iyileştirilmesi kararı alınmasında Türk Dışişleri'nin son dönemde yaptığı analizler rol oynadı. Yapılan analizlerde "İkili kriz ticaretten turizme, uluslararası alandaki güç birliğinden, Türkiye'nin imajına kadar uzanan geniş yelpazede ülkenin çıkarlarını sekteye uğrattığı" mesajı öne çıktı.

Bu yönde atılan ilk adım da Berlin'in önceliği olan tutuklu Alman vatandaşlarının serbest bırakılması oldu. Büyükada davası kapsamında tutuklanan aktivist Peter Steudtner ve gazeteci-çevirmen Meşale Tolu ile birlikte bazı Alman vatandaşlarının serbest bırakılması ile ilk adımlar atıldı. Ancak Die Welt gazetesi Deniz Yücel'in hakkında hala bir iddianame olmaksızın tutuklu olması nedeniyle Berlin için bu adımlar yeterli değil. Türk Dışişleri'nin tutuklu Alman vatandaşları için Alman hükümet ve yargı temsilcileriyle görüşmelerinin sürdüğü belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etmesi ile başlayan gerilimde Almanya'nın da Türkiye gibi ABD'nin kararını yanlış görmesi ve sonrasında Trump yönetimine karşı birlik sağlanmış olması Ankara'yı AB ile diyalog konusunda cesaretlendirdi. DW Türkçe'nin edindiği bilgilere göre hükümet düzeyinde Almanya'ya bu yıl yeni ziyaret planları var. Ancak ziyaretlerin bakan düzeyinde olacağı belirtiliyor.

Fransa da Ankara'nın gündeminde yer alan başlıklardan. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 5 Ocak'ta Fransa'ya yapacağı ziyaret de tamirat planının bir parçası olacak.

Yaşar Yakış: Diyalog hayati önemde

Peki Almanya başta olmak üzere özellikle temel hak ve hürriyetlerin korunması konusunda Ankara-AB hattında yaşanan krizler bitebilir mi? AKP'nin ilk dışişleri bakanı Yaşar Yakış, DW Türkçe'ye "AB ile ilişkiler dibe vurmuş olduğu için daha geriye gitmez, ancak diyaloğun sürmesinin hayati önemi var" değerlendirmesini yaptı.

Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış

Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış

Yakış'a göre AB, temel hak ve hürriyetlerin korunması konusunda Türkiye'ye ödün vermeyecek, bu yüzden Türkiye ilişkileri yumuşatmaktan öte yaptığı yanlışların farkına varıp adım atmaya başlayacak. "Bu yüzden, tutuklu Alman vatandaşlarının birer birer serbest bırakıldığını görüyoruz" diyen Yakış, bu süreçte Türkiye'nin de uluslararası alanda "diş göstermeye" başladığının AB'nin gözünden kaçmadığını vurguluyor.

Yakış, "Bir yandan Rusya'dan S-400'ler alınıyor, bir yandan Türkiye'nin çok alternatifi olduğu vurgusu yapılıyor. Türk diplomasisi, AB'nin Türkiye'ye yaptığı haksızlıkları ortaya çıkarmakta hızlı davranıyor. Tutuklu Alman vatandaşlarının serbest bırakılması kadar Erdoğan'ın Fransa'yı ziyaret edecek olması da başarıdır bu anlamda. Ancak karmaşık diplomatik trafikte Türkiye'nin çok dikkatli davranıp, elde edebileceği maksimum başarıyı yakalaması gerekiyor" diyor.

Faruk Loğoğlu: ABD ile kriz bitmedi

Gülen yapılanmasıyla mücadele kapsamında Türkiye'nin ABD Başkonsolosluğu'ndaki tutuklama operasyonunun ardından iki ülke arasında yaşanan vize krizi aşılmış görünüyor. Taraflar, birbirlerine uyguladıkları vize kısıtlamasını kaldırdı. Ancak Ankara, Trump yönetimiyle diyalog konusunda endişeli. Türk Dışişleri, özellikle Kudüs kararından sonra özellikle Suriye ve terörle mücadele konularında ABD ile işbirliğinin nasıl olacağını sorguluyor. DW Türkçe'nin edindiği bilgiye göre bu sorgulama sonucunda "realist ve karşılıklı kazanç" ilkesine dayalı bir politika izlenmesi kararlaştırılmış durumda.

Peki bu politika Türkiye'nin elini güçlendirebilir mi?

Emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, vize kısıtlamasının kaldırılmasının ilişkilerin düzelmesinde iyi bir işaret olduğunu belirtti, ancak tarafların ortak bir metin yayımlamadığına da dikkat çekti. Bu da ilişkilerin iyileştirilmesi noktasında tam bir fikir birliği olmadığına işaret ediyor.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füzeleri aldığı bir sırada Pentagon'un  Türkiye'nin ABD'den de füze alacağına ilişkin açıklama yapmasının da ilginç olduğunu anlatan Loğoğlu, Türkiye-ABD ilişkisinde Suriye konusundaki gerilimin süreceğini, sonucu her olursa olsun Sarraf davasının da ilişkileri farklı bir noktaya taşıyacağını dile getiriyor.

ABD ile yeni yılda en büyük kriz noktasının da İran olacağını söyleyen Loğoğlu, "Türkiye'nin çok dikkatli, temkinli ve ölçülü bir politika ile hem İran'la hem de ABD'yle ilişkilerini yürütmesi gerekiyor" diyor.

Hikmet Çetin: Türkiye NATO'dan kopmaz

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 sistemleri alması da Türk diplomasisi için karmaşık bir durum yaratıyor. Türkiye'nin NATO'dan uzaklaşıp uzaklaşmayacağına ilişkin tartışmalar Rusya ile S-400 anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte daha da hararetlendi.

NATO'nun Afganistan'daki en yüksek sivil temsilciliğini de yapmış olan eski dışişleri bakanlarından Hikmet Çetin, DW Türkçe'ye Türkiye için S-400 ve NATO ikilemini değerlendirirken "Türkiye'nin NATO'dan kopması mümkün değil. Anlamı da yok. Bütün temel sistemimiz NATO'ya ayarlı. Bu yüzden S-400'lerin sisteme nasıl entegre edileceğini zaman içinde göreceğiz" diye konuştu.

NATO söz konusu olduğunda Türkiye'nin daha çok "PKK'yla mücadeleye yardım gelmiyor" yakınmasında bulunduğunu hatırlatan Çetin, "Türkiye bu konuda kendi iç mekanizmasını daha hızlı işletmeli ve NATO'ya daha erken yardım çağrısı yapabilmeli" diyor.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Reklam