′Geç kalınmış bir itiraf′ | BASIN | DW | 09.02.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

'Geç kalınmış bir itiraf'

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ziyaretinin yankıları ve Bavyera eyaletinde yaşanan tren kazası Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Ses dosyasını dinle 03:35
Şimdi canlı
03:35 dk

10.02.2016 - Alman basınından özetler

Rheinpfalz gazetesi, Angela Merkel‘in Ege Denizi'nde NATO birliklerinin güvenliği sağlaması ile ilgili planını şöyle yorumluyor:

“Demek iş şimdi NATO'ya kaldı. Peki ama nasıl? Bir şekilde işte… Almanya Başbakanı ile Türk mevkidaşı arasında pazartesi günü yapılan görüşmeden, birkaç belirsiz başlık dışında herhangi bir açıklama çıkmadı. Öte yandan Kuzey Atlantik İttifak'ını göreve davet etmek geç kalınmış bir itiraf ve aynı zamanda da bir yanılsamanın sonu: Avrupa sınır koruma ajansı Frontex ile Avrupa Birliği'nin sınırlarını korumak mümkün değil. Almanya hükümeti aylarca bu hayalin ardından koştu. Merkel için ise zaman daralıyor. Şayet bu seyahat diplomasisi bir işe yaramamaya devam eder ise farklı bir plan bulmak zorunda.”

Sächsische Zeitung, Türkiye-Suriye sınırında biriken Suriyelilerin duruma ilişkin şu yorumu yapıyor:

“Türkiye'ye insani davranmadığı suçlamasında bulunmak ucuz bir eleştiri olur. Söz konusu ülke halihazırda milyonlarca Suriyeliyi barındırıyor. Komşusundaki insani felaketin yükünü en ağır taşıyan ülkelerden biri Türkiye. Aynı zamanda, Avrupa Birliği'nden gelen, sınırlarını yeterince korumadığı yönündeki suçlamaları da dinlemek zorunda. Almanya hükümeti için ise Türkiye sığınmacı krizi konusunda kilit bir rol oynuyor. Bu kısaca ‘Türkler lütfen şu sığınmacıları bizden uzak tutsun' demek.”

Münchner Merkur gazetesi ise yorum sütunlarında Bavyera eyaletinde meydana gelen tren kazasına yer veriyor:

“Bavyera'da son yıllarda yaşanan en büyük tren kazası. Olay ne kadar trajik olsa da tren yolculuğu görece olarak hala güvenli. Diğer yolculuklarla kıyaslandığında ağır kazalar böylesi tek raylı hatlarda bile daha az meydana geliyor. Buna rağmen demiryolu projeleri, özellikle de büyük merkezlerden uzakta olanlar, ulaştırma bakanları tarafından hep üvey evlat muamelesi görür. Son teknolojilere sahip olma ayrıcalığı genelde ana hatlara mahsustur. Yaşanan bu kaza ile ilgili araştırmalara müdahil olmadan şunu sormak gerekiyor: Tali hatlardaki güvenlik standartları yeterli mi? Siyasetin modern sistemlere yatırım yapması gerekiyor. Güvenliğin bir bedeli vardır ancak giderek kızışan yolcu kapma rekabeti sırasında bu konu ihmal edilmemelidir.”

Basın turumuzu Allgemeine Zeitung'un aynı konuya ilişkin yorumu ile noktalıyoruz:

“Bir kez daha mümkün olanın sınırı hepimizin gözünün önüne seriliyor. Bu aynı zamanda büyümenin, ‘daha yüksek, daha hızlı, daha ileri'nin ve böylece bir anlamda kâr yapmanın da sınırı. Bad Aibling'te söz konusu olan 'sadece' banliyö trenleri olabilir. Yine de, trenler ve uçaklar daha hızlı oldukça, gökyüzünde uçak sayısı arttıkça ve teknoloji ile mümkün olanın sınırları zorlandıkça güvenlik konusu kırılgan bir hale geliyor gibi genel bir gerçekçi şüphe oluşuyor. Teknoloji güvenliği de arttırır, bu doğru. Ancak öte yandan insanlar için tevazunun daha doğru olacağı yerlerde daha güçlü olma hayallerini de körükleyebiliyor.”

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam