′Bazı Müslüman ülkelere mesaj′ | BASIN | DW | 29.04.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

'Bazı Müslüman ülkelere mesaj'

Almanya’da camilere denetim tartışması, Suriye’deki çatışmalar, NATO ile Rusya arasında yaşanan gerilim ve Alman ordusunu genişletme planları, Alman basınında öne çıkan yorum konuları…

Hristiyan Birlik Partileri Meclis Grup Başkanı Volker Kauder'in Almanya'daki camilerin devlet denetimi altına alınması önerisi tartışma yarattı. Die Welt gazetesinin yorumu şöyle:

“Volker Kauder yaptığı öneriyle, bazı İslam ülkelerinin, bazı İslami hareketlerin şunu kavramasını istiyor: Almanya Federal Cumhuriyeti'nde her istediğinizi yapamazsınız. Almanya'nın her yerinde adı aşırılıkçıya çıkmış, gözlem altına alınmış camiler var, özellikle de Berlin'de. İslam, öğretisinde merkezi bir otoritenin bulunmadığı son derece çeşitli tabakalara sahip bir din. Müslüman ülkelerdeki hükümetler, İslami değerlerin yorumu konusunda söz sahibi olmak için yoğun rekabet halinde. Bu yarışta giderek daha aşırılaşan görüşler kabul görebiliyor; Türkiye, Suudi Arabistan gibi ülkeler tüm dünyadaki Müslümanları kendi hükümetlerinin emellerine yaklaştırmak için elinden geleni ardına koymuyor. Özellikle de Almanya'da. Camilerin Ortadoğu'nun iktidar mücadelesinde siyasi kale olarak kullanılmasına Almanya izin vermek zorunda değil.“

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise Suriye'de Halep kentindeki çatışmaları irdeliyor yorumunda.

“Esad rejiminin yaptığı, insani devletler hukukunun temel normlarına aykırıdır ve bunun ötesinde savaşın gidişatı konusunda kapsamlı sonuçları olacaktır. Esad, Halep çevresindeki isyancıların Türkiye'den destek aldığı koridoru delmeyi başarırsa, o zaman isyancıların İdlib koridoruna yönelmesi gerekecektir. Bu koridor ise El Kaide'ye bağlı terör örgütü El Nusra'nın kontrolünde. El Nusra, Halep'e ilerlemek için IŞİD ile işbirliğine gidebilir, kenti ele geçirebilir. Rejim ve hamileri ateşkesi, kazandıkları toprakları konsolide etmek değil de siyasi müzakereler için kullanmış olsaydı, bu senaryonun önüne geçilebilirdi. Savaşı sona erdirmek isteyen, böyle hareket etmez.“

NATO'nun Polonya ve Baltık ülkelerinde askeri varlığını artırma politikası Rusya ile gerilimi artırdı. Kassel kentinde yayımlanan Hessische Niedersächsische Allgemeine gazetesinin yorumu şöyle:

“Kim başladı? Bu soru bir yere götürmez. Daha önemlisi, gerilimdeki tırmanmanın nasıl durdurulabileceği. Baltık bölgesinde Alman ordusunun görev yapması, Rusya'nın güç gösterileriyle aynı melez mantığa dayanıyor: Bir şey söyleyip, başka birşey yapmak. Çünkü aslında NATO'nun Rusya'nın batı sınırında sürekli asker bulundurmaması konusunda iki taraf arasında anlaşmaya varılmıştı. Ancak NATO, birliklerinin rotasyonu yoluyla bu anlaşmaya sadece sözde uyuyor. ABD Başkanı Barack Obama, Rusya'yı aşağılayıcı bir şekilde ‘bölgesel güç‘ olarak nitelemiştidi. Putin bunun doğruyu yansıtmadığını kalıcı bir şekilde kanıtladı. Bunun bedeli tüm taraflar için yüksek. Aynı göz hizasında çıkarların makul bir şekilde dengelenmesinin zamanı çoktan geldi.“

Frankfurter Rundschau gazetesi ise Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen'in savunma bütçesinin artırılmasının ardından Alman ordusundaki asker sayısını da artırma planlarını ele alıyor.

“Hristiyan Demokrat Birlik partili Savunma Bakanı Alman ordusunu büyütmek istiyor. Ama görünen o ki, büyümenin boyutu hakkında somut birşey söylemek istemiyor. Federal Meclis'teki ordu özel temsilcisinin ağzından 7 bin sayısı çıkmıştı. Ancak kulislerde savunma alanındaki poltikacılar, gerçek sayının bunun iki katı olduğunu konuşuyor. O zaman Alman ordusundaki asker sayısı neredeyse 200 bine çıkarılacak demektir. Savunma Bakanının kamuoyu önünde bu sayıyı telaffuz etmek istememesi anlaşılır bir durum. Tehdidin yeterince büyük olduğu konusunda bazılarını ikna etmiş olabilir. Ama 7 bin, hatta 14 bin ek askerin masrafını nasıl ödeyeceği hiçbir yerde yazmıyor. Maliye Bakanının bütçe planlaması dahil.“

© Deutsche Welle Türkçe

DW/BK,SÖ

Reklam