Analiz: NATO Zirvesi'nde Erdoğan'ın nüfuz artırma arayışı
4 Temmuz 2026
Fransız haber ajansı AFP, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yayımladığı analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu toplantıyı ülkesinin nüfuzunu ve itibarını artırmak için kullanmak istediği görüşünü dile getirdi.
Analizde, Türkiye'nin NATO açısından taşıdığı önem nedeniyle, "Erdoğan'ın iç politikadaki otoriter çizgisine yönelik eleştirilerle karşılaşmasının" pek beklenmediği de ifade edildi.
NATO Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihleri arasında Ankara'da yapılacak. Yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşecek zirveye aralarında ABD Başkanı Donald Trump ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in de bulunduğu 32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanları katılacak.
Avrupa ile Ortadoğu arasındaki stratejik konumu nedeniyle NATO içinde önemli bir yeri olan Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip. Analizde, zirvenin Ankara'da düzenlenmesinin güvenlik çevrelerinde, Türkiye'nin dengeleyici güç olarak rolünü pekiştiren ve Avrupa savunması için artan önemini vurgulayan "diplomatik bir başarı" olarak değerlendirildiği belirtildi.
AFP'ye konuşan dış politika uzmanı Serkan Demirtaş da, Erdoğan'ın Türkiye'yi "Avrupa ve ötesinde güvenlik alanında ve jeopolitik süreçlerde vazgeçilmez bir aktör" olarak konumlandırmayı hedeflediğini dile getiriryor.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü'nden Luke Coffey ise Zirve'nin, 1952 yılında NATO'ya üye olmasından bu yana Türkiye'nin "sadece ittifak içinde değil, tüm bölgede ne kadar önemli bir rol oynadığını müttefiklere göstereceğini" ifade ediyor.
NATO müttefikleri arasında yaşanan gerilimler
NATO müttefikleri son dönemde birçok sınama ile karşı karşıya kaldı. Özellikle, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında Avrupa ülkelerinin bu savaşa katılmayı reddetmesi, transatlantik ilişkilerde gerginliğe yol açtı. ABD Başkanı Trump, İran konusunda destek vermedikleri gerekçesiyle müttefiklerini defalarca sert sözlerle eleştirdi. Öte yandan geçmiş yıllarda Türkiye ile ABD arasında da gerilimler yaşandı. Özellikle Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması sonrasında ABD'nin Türkiye'yi F-35 programından çıkarması gerginliğin başlıca nedeni oldu. Coffey, bu gerilimlerin "zaman zaman NATO içindeki dinamikleri de etkilediğini" belirtiyor.
Ancak Türkiye ile ABD arasında yaşanan gerilimlere rağmen Erdoğan ve Trump'ın arasındaki ilişkilerin iyi olması sayesinde iki ülke arasındaki diyalog sürdü. Coffey, "Genel olarak ilişkiler doğru yönde ilerleme kaydediyor. Zirve'nin sorunsuz geçmesi herkesin çıkarına olacak" diyor.
Ukrayna ve Rusya ile diyalog avantajı
Uzmanlara göre, bölgesel krizlerde aktif bir rol üstlenebilmesi nedeniyle Türkiye'nin NATO'daki yeri büyük önem taşıyor. Türkiye sadece Ortadoğu'daki krizlerde değil, Ukrayna savaşında da etkin bir arabulucu olabilecek konumda.
Hem Kiev hem de Moskova ile diyaloğu sürdüren Türkiye, Rusya'nın Ukrayna'yı işgale başlamasından bu yana İstanbul'da birçok kez müzakerelere ev sahipliği yaptı. Coffey, Türkiye'nin Ukrayna'ya "önemli miktarda mühimmat ve ekipman desteği sağlarken, aynı zaman diplomatik çözüm arayışı kapsamında iki tarafla da temaslarını sürdürdüğünü" belirtiyor.
NATO Zirvesi'nde Ukrayna'ya toplam 140 milyar euroluk destek de gündeme gelecek konular arasında yer alıyor. Buna göre, NATO üyesi ülkelerin liderlerinin Ukrayna'ya iki yıl boyunca her yıl en az 70 milyar euroluk askeri teçhizat, destek ve eğitim finansmanı sağlamayı taahhüt etmesi bekleniyor.
"NATO yalnızca demokratik ülkelerin yer aldığı bir kulüp değil"
Öte yandan Ankara'daki NATO Zirvesi, Türkiye'de iç politikada gerilimin arttığı bir döneme denk geliyor. Mahkeme kararıyla Özgür Özel'in CHP genel başkanlığından uzaklaştırılarak yerine eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesi siyasi gözlemciler tarafından Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde rakiplerini etkisizleştirmeye yönelik yeni bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Dış politika uzmanı Demirtaş, Avrupa hükümetlerinin Ankara ile ilişkileri riske atmamak için mutlak butlan kararı konusunda eleştirilerini sınırlı tuttuğunu ifade ediyor. Dış Politika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Aaron Stein ise NATO'nun "yalnızca demokratik ülkelerin yer aldığı bir kulüp olmadığına" dikkati çekiyor.
AFP,DW / JD,ET