Alman ordusu 70 yıl önce nasıl kuruldu?
12 Kasım 2025
Alman ordusu bugün kuruluşunun 70'inci yıl dönümünü kutluyor. Oysa İkinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği 1945 yılında Almanya'nın on yıl sonra yeniden bir orduya sahip olacağına kimse ihtimal vermiyordu. Nazi Almanyası'nın başlattığı İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ülke işgal edilmiş, Nazi ordusu "Wehrmacht" dağıtılmıştı. Galip güçler Sovyetler Birliği, ABD, İngiltere ve Fransa, Almanya'nın tamamen silahsızlandırılması konusunda kararlıydı: Bir daha asla Alman topraklarından savaş çıkmamalıydı.
Ancak savaşın bitiminden kısa süre sonra galip güçler arasında gerilim arttı ve Almanya ikiye bölündü. 1950'de patlak veren Kore Savaşı, Avrupa'da Sovyet saldırısı korkusunu artırdı. Batılı müttefikler, olası bir saldırının iki Almanya arasındaki sınırı hedef alabileceğinden endişeliydi.
Adenauer'in hedefi: Sovyetler'e karşı bir savunma hattı
Almanya Federal Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı Konrad Adenauer de aynı endişeyi taşıyordu. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Adenauer, Ekim 1950'de "Bir Rus saldırısı olursa ilk kurban biz oluruz" diyerek uyarıda bulunmuştu.
Batılı müttefiklerden işgal güçlerinin artırılmasını isteyen Adenauer'e, bunun karşılığında Almanya'nın kendi savunmasına katkı sunması gerektiği hatırlatıldı. Böylece Almanya'da "yeniden silahlanma" tartışması başladı ve Adenauer bu süreci kararlılıkla yürüttü. Askerî konulara yakın biri olmayan Katolik siyasetçi için bu adım Almanya'yı Batı'ya yeniden entegre etmenin ve dış politikada hareket alanı kazanmanın aracıydı.
"Ben yokum" protestoları
Savaşın bitiminden birkaç yıl sonra yeniden bir Alman ordusu kurulması fikri, toplumda büyük tepkiyle karşılandı. O dönemde muhalefette olan Sosyal Demokrat Parti (SPD), planı sert biçimde eleştirdi. Adenauer'i "Doğu korkusunu istismar etmekle" suçladı ve yeniden silahlanmanın, Almanya'nın bölünmesini kalıcı hale getireceği uyarısında bulundu.
Toplumda da protestolar yükseldi. "Ben yokum!" (Ohne mich!) sloganıyla düzenlenen gösterilerde, aralarında eski askerler, protezli gaziler ve savaşta sakat kalanların da olduğu öfkeli vatandaşlar sokaklara döküldü.
Adenauer yine de amacına ulaştı. Paris Antlaşmaları ve Almanya'nın 6 Mayıs 1955'te NATO'ya katılımı, yeni bir ordunun kurulmasının önünü açtı. Tam 70 yıl önce 12 Kasım 1955'te ülkenin ilk Savunma Bakanı Theodor Blank, Bonn'daki Ermekeil Kışlası'nda, çoğu sivil kıyafetli 101 gönüllüye görev belgelerini teslim etti.
DW'ye konuşan Potsdam Üniversitesi'nden askerî tarihçi Sönke Neitzel, o günleri şöyle anlatıyor: "Almanlar hiçbir zaman tamamen pasifist değildi. Yeniden silahlanmaya karşı çıkan ciddi bir azınlık vardı ama çoğunluk destekliyordu. Adenauer 1957'de mutlak çoğunlukla seçimi kazandı. Eğer halk yeniden silahlanma ve 1 Nisan 1957'de yürürlüğe giren zorunlu askerlik hizmetinden rahatsız olsaydı, Adenauer'i bir daha seçmezdi."
Ordu parlamentonun denetiminde
Ordu, "devlet içinde devlet" olmasın diye sıkı biçimde parlamenter denetime tabi tutuldu. Komuta yetkisi sivil otoriteye, yani savunma bakanına verildi.
Askerler, katı itaat prensibine dayalı sistemin tam tersine "üniformalı yurttaşlar" olarak vicdanlarına bağlı kılındı. Dönemin Savunma Bakanı Blank "Demokrasi içinde, siyasetin önceliğine bağlı bir ordu istiyoruz" diyordu.
Alman ordusu siyasi ve toplumsal açıdan yeniden yapılandırılsa da ancak personel açısından geçmişle kopuş tam olmadı. Bazı subaylar daha önce Wehrmacht'ta görev yapmıştı; başka deneyimli kadrolar bulunmuyordu.
Neitzel, "Bu eski kuşak cumhuriyete sadık kaldı. Alman ordusu hiçbir zaman demokrasiye tehdit oluşturmadı" diyor.
Soğuk Savaş döneminde yarım milyon asker
Alman ordusu, Soğuk Savaş yıllarında NATO'nun savunma stratejisinin ayrılmaz bir parçasıydı. Görevi tamamen savunma odaklıydı: Federal Almanya'yı olası bir saldırıya karşı korumak. Ordu, 1980'lerin ortasında 495 bin askerle tarihinin en güçlü dönemine ulaştı.
Doğu-Batı çatışmasının sona ermesiyle tablo değişti. Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesi sonrasında Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nin Ulusal Halk Ordusu (Nationale Volksarmee-NVA) dağıtıldı, yaklaşık 90 bin asker Alman ordusuna devredildi. Ancak sadece küçük bir kısmı kalıcı olarak orduya dâhil edildi.
Dış operasyonlar ve küçülen ordu
Almanya artık dostlarla çevriliydi; bu nedenle ülke ve ittifak savunması önemini yitirdi. Alman ordusu küçültüldü, asker sayısı 200 binin altına düştü.
1994'te Federal Anayasa Mahkemesi, NATO alanı dışındaki operasyonlara izin verdi. Böylece Alman askerleri "barışı koruma" misyonlarıyla dünyanın farklı bölgelerine gönderildi. En maliyetli ve kayıplı görev, 2001-2021 arasındaki Afganistan operasyonuydu; 59 Alman askeri hayatını kaybetti.
Askerî tarihçi Neitzel'e göre bu küçülme, ordunun savunma yeteneğini zayıflattı:
"Bu esasen siyasi bir sorundu. Ordunun sürekli küçültülmesi ve 2011'de zorunlu askerliğin askıya alınmasıyla Alman ordusu sınırlı bir kapasiteye indirgenmişti."
Ukrayna savaşıyla birlikte yeni bir dönem
Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik kapsamlı saldırısının ardından Alman ordusu açısından durum yeniden değişti. Almanya artık ordusunu modern silahlarla donatmak ve kapasitesini artırmak için büyük yatırımlar yapıyor.
Başbakan Friedrich Merz (CDU), Alman ordusunun "Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu" olmasını hedefliyor. Bu da yeniden zorunlu askerliğin getirilmesi tartışmalarını alevlendirdi.
Tüm zorluklara rağmen ordu bugün Almanya'da geniş bir toplumsal desteğe sahip. Kuruluşunun 70'inci yılında yapılan bir ankete göre, Almanların yüzde 80'inden fazlası orduya olumlu bakıyor.