1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Petrol krizlerine karşı Uruguay ve Danimarka örneği

Natalie Muller
15 Mart 2026

İran savaşının yeni bir enerji krizini tetikleyebileceği endişeleri artıyor. Uzmanlar yenilenebilir enerji üretimini hızlandıran ülkelerin bu tür enerji krizlerinden korunduğuna dikkati çekiyor.

https://p.dw.com/p/5AN7p
Almanya'daki rüzgar tirbünleri
Yenilenebilir enerji, uzmanlara göre ülkelere enerji krizi durumunda daha korunaklı bir pozisyon sağlıyorFotoğraf: GICON

ABD ile İsrail'in ortak saldırıları İran'ın kritik altyapısını vurmaya devam ederken Tahran, Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapattı. Dünyada ham petrol ve doğal gazının yaklaşık yüzde 20'sinin taşındığı bu kritik boğazın kapanması elektrik üretimi, sanayi, ısınma ve taşımacılık için bu rotaya bağımlı olan ülkelere yakıt arzını oldukça zorlu hale getirdi. Arzda yaşanan bu sıkışıklık dünya genelinde fiyatları yükseltiyor ve yaşam maliyeti baskısını artırma riski taşıyor.

Brüksel merkezli sivil toplum kuruluşu Transport & Environment'dan enerji uzmanı Antony Froggatt, enerjinin toplumlarımız ve sanayilerimiz için can damarı olduğuna dikkat çekerek, "Ve hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlıyız" diye ekliyor.

Dünya, hâlâ birincil enerji ihtiyacının yüzde 80'ini, iklim değişikliğini tetikleyen sera gazı emisyonlarının başlıca kaynağı olan fosil yakıtlardan karşılıyor.

21'inci yüzyıl İçin Yenilenebilir Enerji Politikaları Ağı yönetici sekreteri Rana Adib, bu bağımlılığın ekonomileri ve toplumları jeopolitik şoklara karşı kırılgan hale getirdiğinin altını çiziyor. Adib, diğer yandan enerji sisteminde "yerli" yenilenebilir enerji oranı daha yüksek olan ülkelerin bu tür şoklara karşı daha az kırılgan olduğuna dikkat çekiyor.

Rüzgar türbinleri, güneş panelleri ve bataryalar gibi yenilenebilir enerji teknolojileri ve bunların üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri küresel tedarik zincirine dayanıyor. Dolayısıyla bu zincirler küresel gerilimler ve ticari aksaklıklardan etkilenebiliyor. Ancak yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjinin kendisi genellikle ülke sınırları içinde üretiliyor.

DW'ye konuşan Adib, "Teknolojiyi ülkeye getirdiğinizde kullandığınız yakıt; güneş, rüzgar ya da yerel ısı oluyor. Bu nedenle yenilenebilir enerji, enerji üretimi için küresel şoklara karşı çok daha dayanıklı bir çözüm" diyor.

Uruguay örneği: Küçük bir ülke büyük bir çözüm

2008'de yaşanan finansal krizin ardından petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlılık konusundaki endişeler, Uruguay'ı yenilenebilir enerjiye güçlü biçimde yönelten başlıca etkenlerden biri oldu.

Nüfusu yaklaşık 3 milyon 500 bin olan bu küçük Güney Amerika ülkesi, yaklaşık 20 yıl önce elektrik şebekesinden fosil yakıtları aşamalı olarak çıkarmayı hedefleyen bir planı hayata geçirerek rüzgar santrallerini hızla artırdı.

Bugün başlıca kaynaklar rüzgar, güneş, hidroelektrik ve biyoyakıtlar olmak üzere ülkenin elektriğinin yüzde 90'dan fazlası yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor. Rüzgar ve yağışın bol olduğu bazı yıllarda bu oran yüzde 98'e kadar ulaşıyor.

Adib'e göre bu örnek, "yüzde 100 yenilenebilir bir elektrik şebekesinin tamamen mümkün olduğunu" gösteriyor. Uruguay'ın bunu, güneşin olmadığı veya rüzgarın esmediği zamanlar için gereken devasa depolama kapasitesine ihtiyaç duymadan başardığını da sözlerine ekliyor.

Brezilya, Metuktire'de yağmur ormanlarının korunmasına katkı olarak yerli halkın köyündeki güneş enerjisi sistemleri.
Brezilya'nın aralarında bulunduğu pek çok Latin Amerika ülkesinde güneş enerjisi yaygınlaşıyorFotoğraf: Pablo Porciuncula/AFP/Getty Images

Adib, yeşil enerjiye geçişin Uruguay'ın geçmişteki enerji fiyatı dalgalanmalarına karşı kırılganlığını da sınırladığını belirtiyor.

"Ukrayna'daki savaşla bağlantılı enerji krizi sırasında Uruguay'da enerji fiyatlarının istikrarlı kaldığına" dikkat çeken Adib, "Bu son derece önemli, çünkü bu durum enflasyonun fosil yakıt ithalatına yüksek derecede bağımlı ülkelerde olduğu gibi Uruguay’ı aynı şekilde etkilemediği anlamına geliyor" diye konuşuyor.

Adib ülkede yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların 50 bin istihdam yarattığını ve ülkenin enerji ithalatı maliyetlerinden yıllık yaklaşık 500 milyon dolar tasarruf etmesini sağladığını da aktarıyor.

Buna rağmen Uruguay da çoğu ülke gibi ulaşım, sanayi üretimi ve evlerin ısıtılması için hâlâ fosil yakıtlara bağımlı. Diğer yandan, toplu taşımayı elektrifikasyona geçirmek ve sanayiyi karbonsuzlaştırmak için adımlar atılıyor. Ancak fosil enerjiden tamamen çıkışın onlarca yıl sürebileceği belirtiliyor.

Danimarka: Elektriğin yüzde 80'i yenilenebilir enerjiden karşılanıyor

Fosil yakıtlara bağımlılığını belirgin biçimde azaltan bir diğer ülke ise Danimarka. 1970'lerde yaşanan petrol krizi, bu küçük İskandinav ülkesini ağır biçimde vurduktan sonra Kopenhag pek çok ülkeden önce yenilenebilir enerjiye yöneldi.

Bugün, Danimarka elektriğinin yüzde 80'inden fazlasını yeşil enerjiden karşılıyor. Bunun yüzde 60'ını rüzgar enerjisi oluştuyor, ikinci sırada ise biyogaz geliyor.

Yaklaşık 6 milyon nüfuslu ülke, 1990'dan bu yana emisyonlarını yarı yarıya azaltmayı başardı. 2030'a kadar da fosil yakıtsız bir elektrik sistemi kurmayı hedefliyor.

Danimarka'daki güneş enerjisi sistemleri
Danimarka elektriğinin yüzde 80'inden fazlasını yeşil enerjiden karşılıyor.Fotoğraf: imago/imagebroker

Ülkede evlerin yüzde 65'inden fazlasının bağlı olduğu bölgesel ısıtma sistemleri de büyük ölçüde kömür kullanımını sona erdirdi. Bu sistemlerin 2030 yılına kadar tamamen yenilenebilir biyometana dayalı hale getirilmesi planlanıyor.

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) bir çalışmasına atıfta bulunan Froggatt, yenilenebilir enerjinin payındaki her yüzde 1'lik artışın, toptan elektrik fiyatlarının ortalama yüzde 0,6 düşmesine yol açtığına dikkat çekiyor. Bunun normal koşullar için geçerli olduğunun altını çizen enerji uzmanı, "Doğal gaz fiyatlarının olağanüstü yükseldiği dönemlerde ise yenilenebilir enerjinin ekonomik avantajı çok daha da artıyor" diye ekliyor.

"Enerji güvenliği için dönüşüm elzem"

Diğer yandan Froggatt, tüketicilerin artan petrol ve doğal gaz fiyatlarından ancak ulaşım ve ısınma gibi alanların tamamen elektrifikasyonu sağlandığında korunabileceğini vurguluyor. Buna elektrikli araçlar ve ısı pompaları gibi çözümler örnek gösteriliyor.

Analistlere göre, fosil yakıt fiyatlarının yüksek seyretmesi ve bu emtiaların tedarik darboğazlarına açık olması, temiz enerjiyi daha rekabetçi ve finansal açıdan daha cazip hale getirebilir. Bu durum aynı zamanda hükümetler üzerinde alternatif çözümler bulma yönünde de baskı yaratıyor.

Adib, "Mevcut kriz bize bir kez daha gösteriyor ki daha dayanıklı toplumlar ve ekonomiler istiyorsak fosil yakıtlara dayalı çağın geride bırakılıp yenilenebilir enerji temelli bir döneme geçmemiz gerekiyor" değerlendirmesini yapıyor. 

Ancak daha istikrarlı bir enerji arzı için yenilenebilir enerjiyi hızla yaygınlaştırmanın maliyeti de azımsanamayacak boyutta. Bunun için devasa yatırımlar ve enerji sisteminde köklü değişiklikler gerektiriyor. Yeşil enerji kaynakları artık çoğu durumda fosil yakıtlardan daha ucuz olsa da petrol ve doğal gaz hâlâ yüksek sübvansiyonlarla destekleniyor.

Froggatt'a göre bu dönüşüm yalnızca iklim değişikliğiyle mücadele meselesi değil, aynı zamanda enerji güvenliği için elzem. "Bu iki mesele birbirinden ayrı düşünülemez" diyen enerji uzmanı, "Şu an yaşananların belki de tek olumlu yanı, enerjinin nasıl üretildiği konusunun ve enerjiye erişimin maliyetinin siyasi gündemin yeniden üst sıralarına çıkması" görüşünü dile getiriyor.