Mülteci sorunu aşırı sağı güçlendirdi | ALMANYA | DW | 15.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Mülteci sorunu aşırı sağı güçlendirdi

Almanya'da etkinliği azalan aşırı sağcı parti ve oluşumlar sığınmacı sayısındaki hızlı artış nedeniyle yeniden güçlenmeyi umuyor. Merkel ise sıkıntılı.

İslam ve yabancı karşıtı söylemlerle ortaya çıkan Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar oluşumu Pegida, yine yabancı karşıtı tutumlarıyla dikkati çeken Almanya İçin Alternatif Partisi (AfD) ve aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti'si (NPD) neredeyse tarihin tozlu sayfalarına gömülüyordu ki, mülteci krizi ortaya çıktı. Sığınmacıların yoğun şekilde Almanya'ya gelmeleri, korkuları körükleyerek siyaset yapma geleneğine bağlı olan bu tür aşırı oluşumların adeta ekmeğine yağ sürdü.

Alman askeri terimlerinden olan "Güz hücumu" şu sıralarda AfD'liler tarafından sıkça dile getiriliyor. Birkaç ay önce parti içinde çıkan tartışmalar nedeniyle iyice güç kaybeden siyasi oluşum şu sıralarda toparlanma sürecine girdi. Anketlere göre AfD Almanya genelinde, özellikle de muhafazakarlığıyla bilinen Bavyera Eyaleti'nde yeniden tırmanışa geçti.

AfD Brandenburg Eyalet Teşkilatı Başkanı Alexander Gauland, Merkel'in bir süre önce sarf ettiği "Bunu başaracağız" şeklindeki cümlesinde oynama yaparak "Biz bunu başarmak istemiyoruz ki" haline getirip, anlamından saptırıyor ve bu cümleyi de sık sık tekrar ederek puan topluyor. AfD, Brandenburg ve Almanya'nın doğusundaki diğer eyaletlerde aşırı sağcı bir tabana sahip. Buradan da şu sıralar federal hükümetin sığınmacı politikasına eleştiri sesleri yükseliyor.

Mart seçimlerine hazırlık

Parti şimdi, "Güz hücumuna" geçerek sesini daha da gür çıkarmaya hazırlanıyor. Bu bağlamda mitingler, açık hava gösterileri düzenlenecek. Mart'ta Saksonya Anhalt ve Baden Württemberg eyaletlerinde seçimlerin yapılacak olması ise aşırı sağcı partiye, Berlin'in mülteci politikasından rahatsızlık duyan muhafazakarların oylarını alma umudu veriyor.

Gerçekten de ülke genelinde sığınmacılara başta gösterilen sempatinin azaldığını görmek mümkün. Sığınmacıları "Hoşgeldiniz" diyerek karşılayanların sayısı azaldı, "İstemiyoruz" diyenlerin sesleri daha fazla çıkmaya başladı. Konu ile ilgili yapılan bir kamuoyu araştırmasına katılanların yüzde 51'i sığınmacıların yoğun şekilde gelmelerinin kendilerini endişelendirdiğini açıkladı. Merkel'in sığınmacılara yönelik açık siyasetine de halkın desteği azalıyor. Sokaklarda yankılanan, "Lütfen kaçmaya devam edin" şeklindeki sloganlar ise, sığınmacılara burada kalmamaları, Almanya'yı terketmeleri yönünde yapılan birer çağrı niteliğinde.

Berlin Hür Üniversitesi'nden emekli Siyaset Bilimci Prof. Hajo Funke, sığınmacı konusunda toplumsal baskının en yoğun olarak gözlemlendiği kentlerden Meissen'i örnek gösteriyor. Aşırı sağcılar ve orta kesimin çok yakın etkileşim halinde olduğu Meissen bu özelliğinden dolayı Saksonya Anhalt Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın da dikkatini çekiyor. İç istihbarattan sorumlu teşkilat, buradaki halkın aşırı sağa kaydığı uyarısında bulunuyor.

"Küskünler tebası oluştu"

Sosyolog Heinz Bude, söz konusu kesimi "Küskünler tebası" olarak tanımlıyor. Uzmana göre halk, "Devlet sığınmacılara bizden daha fazla sahip çıkıyor" diyerek kıskançlık krizine girmiş durumda. Bude, söz konusu kıskançlığın salt yoksul kesimde değil, eğitimli orta kesimlerde de kendini gösterdiğini vurguluyor.

Bude yaşları 50 civarında olup da hizmet sektöründe çalışanları örnek gösteriyor. Mesleki anlamda ilerlediklerini ancak buna rağmen hak etmedikleri bir konumda bulunduklarını düşünen bu kesim genelde paket veya posta dağıtıcılığı gibi işlerde çalışıyor ve bu mesleklerin toplumda çok da itibarı yok. Üstelik çok az kazanıyorlar. Bude bu koşullarda olanların Alman toplumunun yüzde 10'unu oluşturduğunu belirtiyor.

Bu gibi veriler Berlin'deki rahatsızlığı artırıyor. Rahatsızlıklar artınca partilerin meclis gruplarında da duygusallığın ön plana çıktığı söyleniyor. Daha önce sığınmacılara yönelik "Hoş geldiniz Kültürü"nün çok yoğun olduğu konusunda uyarıda bulunan politikacıların sesleri son haftalarda giderek daha yüksek çıkıyor. Hatta Başbakan Angela Merkel'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik'ten (CDU) bile bazı milletvekilleri halkın öfkesinden çekindiklerini dile getiriyorlar.

Toplumsal bölünme var

Böylesi bir ortamda Pegida'nın yeniden harekete geçiyor olmasına şaşırmamak gerekiyor. Oluşumun bir zamanlar büyük yaygara koparan Pazartesi yürüyüşleri neredeyse unutulmuştu. Ama 11 Ekim'de Dresden'de yeniden 9 bin kişiyi toplamayı başardılar. Öfkeli kalabalık Merkel'i "Vatana ihanetle" suçlarken, sığınmacılara da "Hayvan" diyerek hakeretler yağdırdı.

Irkçı NPD de boş durmuyor. Partililer halkı sığınmacılarla korkutup, oylarına talip oluyorlar. Nitekim bir araştırmaya göre Saksonya'da bugün bir seçim yapılsa, NPD yüzde 5'lik seçim barajını kolaylıkla aşarak eyalet meclisine girecek. Çünkü NPD mülteci krizini istismar ederek halkın orta kesiminden de sempatizanlar kazandı.

Sosyal bilimci Naika Foroutan'a göre Alman toplumu sığınmacılar konusunda bölünmüş durumda. Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, toplumsal bölünmüşlüğü gidermek için çaba harcıyor. "Kalbimiz geniştir" diye konuşan Gauck dünyaya "mültecilerin yanındayız" mesajı gönderirken, endişeli Almanların da yüreğine su serpmek için ileri görüşlü bir duruşla "sığınmacı kabul etme kapasitemiz sınırlı" diye de ekliyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Volker Wagener

Önerdiğimiz linkler

Reklam