″Kobani Kürtlerin geleceğinin sembolü″ | DÜNYA | DW | 08.10.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

"Kobani Kürtlerin geleceğinin sembolü"

Türkiye uzmanı Günter Seufert, Kobani'nin Kürtler için önemini, Türkiye'deki barış süreciyle ilişkisini ve Ankara'nın tutumunu DW'ye değerlendirdi.

Kobani'nin önemi konusunda Berlin'de bulunan Bilim ve Siyaset Vakfı'ndan Türkiye uzmanı Günter Seufert Deutsche Welle'nin sorularını yanıtladı.

Kobani'nin stratejik önemi nedir?

Irak Şam İslam Devleti örgütü için Kobani'nin stratejik önemi büyük. Çünkü bu kent bölgedeki üç büyük Kürt otonomi bölgesinin ortasında yer alıyor. Örgüt, bu kentten doğu ya da batıya doğru ilerleyebilir. Ayrıca Türkiye sınırında güvenli bir art bölgeye sahip olacak. Sonuçta Türkiye henüz kara harekatı konusunda kararlı görünmüyor.

Türkiye'deki barış süreci açısından Kobani ne anlam ifade ediyor?

PKK lideri Abdullah Öcalan bir buçuk yıl önce Türkiye ile bir barış süreci başlattı. Aynı zamanda da Ortadoğu'da farklı etnik ve inanç gruplarının birlikte yaşayabilecekleri daha fazla demokratik haklar ve doğrudan siyasal katılıma dayalı bir toplum modeli ortaya koydu. Bu modelin uygulaması Kobani'de denendi. Türkiye’deki Kürtler ve özellikle PKK destekçileri, siyasi liderlerinin somut projesinin ilk kez uygulamaya geçirildiği Kobani'ye sembolik anlamda büyük değer veriyorlar. Onların gözünde Kobani, Ortadoğu'daki Kürtlerin geleceğinin sembolü.

Kobani günümüzde üç taraftan kuşatılmış görünüyor. Dördüncü tarafta ise Türkiye sınırı var. Kobani'den insanlar Türkiye'ye kaçabiliyorlar mı?

Kobani'den halk geçtiğimiz haftalarda kitlesel olarak Türkiye'ye kaçabildi. Ama Türkiye, Türkiye Kürtlerinin IŞİD'le mücadeleye destek vermek için bölgeye gitmelerini sınırı sürekli kapatarak engelliyor.

Ama Suriye sınırı zaten kapalı değil mi?

Selefi ve cihatçıların, yeteri kadar denetlenmeden Suriye'ye kolayca geçmelerine olanak sağladığı için Türkiye'yi eleştiren Avrupa ve ABD'nin baskısıyla sınır kapatıldı. Öte yandan Türkiye de kendini Selefi, cihatçı ya da IŞİD örgütünün saldırılarından korumak zorunda. Bu nedenle tabii ki sınır kontrol edilmeli. Ancak en azından insani yardım malzemelerinin ulaştırılması sağlanamaz mıydı? Mesela kuşatılmış Kobani için.

Bu şu anda mümkün değil mi?

Mümkün değil. Türk hükümeti, insani yardım götürecek Kürtlerden salt IŞİD örgütüyle değil, Esad rejimiyle de mücadele etmelerini istiyor.

Eğer IŞİD, Kobani'yi ele geçirirse bunun ne gibi sonuçları olur?

IŞİD, Kuzey Irak'taki Kürt savaşçıların Sincar dağlarında örgüte verdiği zararı telafi eder. Ve örgüt yine askeri açıdan engellenemeyecek bir hareket haline dönüşür. Türkiye için ise ağır sonuçlar doğar. Çünkü Türkiye'deki Kürtler barış sürecini Kobani'ye bağlamış durumdalar. Sonuçta Türkiye Kürtleri Suriye'deki Kürtlerle aralarında sınır görmüyorlar. Bir çoğu akraba. Çoğu 30'lu yıllarda Türkiye'den Suriye'ye göç etmiş ve aynı dili konuşuyorlar. PKK Suriyeli genç Kürtleri, Türkiye'deki mücadelesinde görevlendiriyor. Çok ortak yönleri var. Bu yüzden Türkiye Kürtleri Kobani'nin düşmesini Türkiye'nin göz yumduğu düşmanca bir tutum olarak görecek.

Türk hükümeti meclisten tezkereyi geçirdi. Şimdi neden çekimser kalıyor?

Tezkere diplomatik alanda rahat hareket edebilmek, meclisten ayrıca onay almamak için çıkarıldı. Metinde, PKK ve Esad rejimleri isimleriyle anılarak Türkiye için asıl tehdit diye nitelendiriliyor. Ama IŞİD değil. Bu, Türkiye'nin önceliğinin IŞİD'den ziyade PKK ile mücadele ve ikinci aşamada da Esad rejimi olduğunu gösteriyor. Ankara'nın bu konuda ABD, Avrupa ve ABD'nin Arap müttefiklerinden farklı öncelikleri var.

Peki, Kürtler kendilerini bu nedenle mi yalnızlığa terk edilmiş hissediyorlar? Sonuçta Kürtlerin, Türkiye'nin müdahalesiyle ilgili talepleri var.

Evet. Kürtler kendilerini yalnız bırakılmış hissediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kaç hafta önce dünyaya yönelttiği "Neden IŞİD'e karşı oluyorsunuz da PKK'ya olmuyorsunuz" şeklindeki sorusu karşısında öfkeliler. Kürtler Erdoğan'ın IŞİD ile PKK'yı aynı kefeye koymasını dayanaksız bir itham olarak görüyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Anne Allmeling

Reklam