CHP'nin İmralı kararı siyasette dengeleri nasıl etkiler?
24 Kasım 2025
Yeni çözüm süreci kapsamında TBMM'de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'ndan üç üyenin PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı'ya gitmesi ve CHP'nin heyete üye vermemesinin siyasetteki olası yansımalarına ilişkin tartışmalar sürüyor.
CHP'nin komisyonda yapılan oylamaya katılmayarak, MHP, AKP ve DEM Partili üyelerden oluşan heyette yer almaması özellikle DEM Parti'nin eleştirilerine neden oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Zonguldak mitinginde partisinin kararına ilişkin olarak "Biz barışın gelmesini, Kürt sorununun çözülmesini, terörün bitmesini engelleyerek bir tutum takınacak değiliz. Cumhuriyet Halk Partisi ilk gün durduğu yerdedir" ifadelerini kullandı.
"Ne sözümüzden döneriz ne başladığımız işi yarım bırakırız" diyen Özel, "Ne de birilerinin peşine takılıp vagon gibi Tayyip Bey ne diyorsa onun peşine gideriz. Gidene de saygımız var" şeklinde konuştu.
DEM Parti ve Kürt seçmenle ilişkileri nasıl etkiler?
Peki CHP'nin bu kararı siyasette dengeleri orta ve uzun vadede değiştirebilir mi?
Rawest Araştırmalar Merkezi Koordinatörü Roj Girasun'a göre CHP'nin İmralı'ya gitmeme kararı Kürt siyasi elitleri ile CHP arasında bir kırılma yaratırken diğer yandan Kürt seçmenler nezdinde büyük bir kırılma yaşandığını söylemek için şu anda erken.
CHP'li siyasetçilerin İmralı ziyaretini "terörle muhatap olma" veya "terör örgütünün ayağına gitme" olarak kriminalize eden söylemlerinin geçmişte iktidarın kullandığı dili yansıttığını da söyleyen Girasun, bunun yerel seçimlerde CHP'nin destek aldığı Kürt seçmen tabanıyla çeliştiğini belirtiyor. Girasun, "CHP'nin bu tavrı, orta vadede Kürt meselesindeki çözüm arayışındaki cesaretini ve samimiyetini sorgulatabilir" yorumu yapıyor.
Girasun, CHP'nin kararının gelecekte seçmen davranışlarına yansıyabileceğini de söyleyerek, komisyonun somut adımlarından birinin İmralı ziyareti olarak öne çıktığını, dinleme türü komisyon faaliyetlerinin bir çeşit "oyalama" olarak algılandığını belirterek, şöyle konuşuyor:
"O açıdan İmralı'ya gidip gitmemek önemliydi. CHP'nin bu kararı, DEM Parti ile arasındaki gerilimi artırırken, gelecekteki tartışmalar için yeni mayınlı araziler yaratabilir. Ama sürecin devamında gelecek yasal adımlar ve CHP'nin bu konulardaki oy tutumu da kritik olacaktır."
Öcalan'la görüşme ile dinlemelerini tamamlayacak olan komisyonun daha sonra rapor aşamasına geçmesi bekleniyor. Partilerin rapora dair görüş ve önerilerini bildirmeleri için son tarih ise 28 Kasım. Hazırlanacak raporun Aralık ayı sonlarına doğru Meclis'e sunulması ve yeni yılda bu doğrultuda bazı yasal adımların atılması öngörülüyor.
SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı bu kararın siyaset üzerindeki etkilerinin şu an için belirsiz olduğunu, çünkü bu tutumun CHP açısından hem artı hem de eksi yönleri bulunduğunu belirterek, şu tespitleri yapıyor:
"Türkiye'de ciddi bir milliyetçi/ulusalcı kesim mevcut. Her seçimde milliyetçi partiler toplamda yüzde 24-25 oy alsa da AK Parti veya diğer partilere oy veren milliyetçilerle birlikte bu eğilim yüzde 60-70'leri bulabiliyor. İmralı'ya gitmeme kararı, bu milliyetçi seçmen kitlesi nezdinde CHP için olumlu bir yansıma yaratabilir."
Toplum Öcalan'ı ziyareti nasıl görüyor?
DEM Parti'nin ve Abdullah Öcalan'ın uzun zamandır ısrar ettiği komisyon ziyaretine oylama sonucu onay çıkarken, diğer yandan yapılan pek çok kamuoyu araştırması toplumun büyük bir çoğunluğunun Öcalan'a ve bu ziyarete olumlu bakmadığını gösteriyor.
DW Türkçe'ye yaptıkları son ankete ilişkin bilgi veren Bayrakçı, Türkiye genelinde halkın yüzde 45-46'sının eski HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın serbest kalmasını isterken, yüzde 80'inin Öcalan'ın serbest kalmasını istemediğine dikkat çekiyor. Ankete katılanların sadece yüzde 9'unun Öcalan'ın özgürlüğünü istediğini belirten Bayrakçı, bu oranın genel bir kamuoyu araştırması için çok önemli bir bulgu olduğunu kaydediyor.
Bayrakçı, DEM Parti seçmenine açık uçlu bir şekilde "Kimi cumhurbaşkanı görmek istersiniz?" diye sorduklarında Demirtaş isminin yüzde 5,5-6,5 civarında bir oranla öne çıktığını belirterek, Öcalan'ın isminin ise belirgin olarak yer almadığını söylüyor. Bayrakçı sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Demirtaş'ın popülaritesi hâlâ yüksek olup, Öcalan'ın daha önce yaptığı AK Parti'ye destek açıklamaları da dahil bazı olaylar onun DEM seçmeni içindeki ağırlığını azalttığı görülüyor."
Bu arada Bayrakçı'nın işaret ettiği bir diğer bulgu ise DEM Parti seçmeninin tamamının Öcalan'ı "ata lideri" olarak görmediği şeklinde. Bayrakçı, yaklaşık 10 puanlık bir DEM Parti seçmen kitlesinde, 6 puanlık bir kesimin Öcalan'ı çok önemli görürken, 3-4 puanlık bir kesimin böyle düşünmediğini kaydediyor.
Girasun da kendi yaptıkları anketlerde Öcalan'a bakışın olumsuz çıktığını söyleyerek, Cumhur İttifakı seçmenleri dahil toplumun genelinde İmralı'ya gidilmesine karşı önemli bir direnç bulunurken; "terörsüz Türkiye" ve barış sürecine genel desteğin olduğunu belirtiyor.
Kürt seçmen "king maker" mı?
Peki her seçim öncesi gözlerin ne yapacaklarına çevrildiği Kürt seçmenler siyasi terminolojide sık sık kullanılan seçim kazandıran ya da kaybettiren bir çeşit "king maker" mı?
Bayrakçı'ya göre Türkiye'deki seçimlerde asıl kazanılması gereken seçmen kitlesi milliyetçiler. Bayrakçı, 1977 seçiminde Bülent Ecevit'in Kıbrıs çıkarması sonrası gelen milliyetçi rüzgarla ilk kez yüzde 42 ile birinci parti olduğunu, 1999'da Öcalan'ın yakalanmasının ardından DSP ve MHP'nin tarihlerinin en yüksek oylarını aldığını ve1991 seçiminde Erdal İnönü liderliğindeki SHP'nin Meclis'e pro-Kürt milletvekillerini taşımasının SHP'nin birkaç yıl sonra siyaset sahnesinden silinmesine yol açtığını hatırlatıyor.
"Türkiye'de seçimi, milliyetçi seçmene hitap eden veya onların yönelimini alan partiler kazanmıştır" diyen Bayrakçı DEM seçmeninin MHP'ye oy vermesini mümkün görmediğini, AKP'ye süreçten dolayı çok fazla oy kaymasını beklemediğini de aktarıyor.
Kalaycıoğlu: Kaotik bir belirsizlik ortamındayız
Siyaset Bilimci Ersin Kalaycıoğlu ise Ekim 2024'te başlayan bu süreçteki pek çok temel kavramın net tanımlarının olmadığını belirterek, bu tanımsızlık nedeniyle sürecin ne anlama geldiği ve nereye evrildiğinin de anlaşılamadığını vurguluyor.
CHP'nin heyete üye vermeme kararını bu kapsamda değerlendiren Kalaycıoğlu, "Mevcut siyasi ortamda, bir siyasi partinin kapatılma girişimleri sürerken, demokrasi veya hukuk devleti iddiasının inandırıcılığı sorgulanmaktadır" diyor.
Cumhur İttifakı'nın bu süreçten Kürt seçmenlerin desteğini alma beklentisi içinde olduğunu ancak 2019 yerel seçimlerinde Osman Öcalan ve mektup girişimi örneklerinde olduğu gibi geçmişte bu türden girişimlerin başarısız olduğunu hatırlatan Kalaycıoğlu, bazı Kürt elitlerinin gerçek demokrasi ve hukuk devleti yerine "ayrıcalıklı vatandaşlık" veya "imtiyaz" peşinde olması durumunda bunun Türkiye'de Kürt-Türk ayrışmasına ve çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Kalaycıoğlu, süreci "kaotik bir belirsizlik ortamı" olarak tanımlarken, gelişmelerin neye doğru gittiği, içinden ne çıkacağı ve nihai hedeflerin ne olduğu konusunda bir öngörülebilirlik bulunmadığını da belirtiyor.
Ne olmuştu?
Çözüm süreci için TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, süreç kapsamında yaz aylarından bu yana toplumun farklı kesimlerini dinledi. Öcalan'ın İmralı'da ziyaret edilmesi ise DEM Parti'nin ısrarla gündemde tuttuğu bir talep oldu. Bu talebe ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini bağlayıcı bir açıklama yapmazken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kimse gitmezse kendisinin İmralı'ya gidebileceğini belirtti. Bahçeli'nin bu çıkışı üzerine Erdoğan yine net bir açıklama yapmayarak kararın komisyonda olduğuna işaret etti.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 21 Kasım Cuma günü, komisyondan bir heyetin PKK lideri Öcalan ile görüşmek üzere İmralı'ya gitmesini oyladı ve oy çokluğuyla İmralı'ya gitme kararı aldı. Ancak oylama esnasında AKP'li üyeler söz almayarak görüş bildirmedi.
Bu oylamaya CHP'nin 11 üyesi, Yeniden Refah Partisi'nin bir üyesi katılmazken, AKP'den Kürşad Zorlu ile Yeni Yol Grubu'ndan Mehmet Ali Ekmen oylamanın yapıldığı oturumda yer almadı.
Komisyonun 51 üyesinin 37'siyle yapılan oylamada 32 üye "evet" oyu verirken, DP, DSP ve Hüda-Par'lı birer üye "hayır" oyu verdi. Yeni Yol'un iki üyesi ise çekimser kaldı.
İmralı'yla görüşmeye heyetinde, DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit, AKP'li Hüseyin Yayman ve MHP'li Feti Yıldız yer alıyor.