Barzani′nin Ankara ziyareti nasıl okunmalı? | TÜRKİYE | DW | 24.11.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Barzani'nin Ankara ziyareti nasıl okunmalı?

Neçirvan Barzani’nin sürpriz Ankara ziyareti ikili ilişkiler açısından basına rutin bir ziyaret olarak yansısa da Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen zamanlaması nedeniyle ziyaretin önemli olduğuna dikkat çekti.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani 23 Kasım 2016’da “ani” bir kararla Türkiye'yi ziyaret etti. Barzani, bir günlük ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmelerde bulundu. Büyük ölçüde basına kapalı olarak yapılan toplantılardan basın bültenlerine düşen haberler ziyaretin ikili ilişkilerin akışına uygun bir biçimde rutin bir gelişme olduğunu sergiliyor. Ancak zamanlamanın Irak ve Türkiye’deki gelişmelerle örtüşmesi Barzani’nin ziyaretinin rutinin dışında önem taşıyan bir ziyaret olduğunu gösteriyor.

Türkiye ve Irak basınında öne çıkanlar

Barzani'nin ziyaretinde görüşülen konular hakkında farklı bilgiler yayınlandı. Yayınlanan bilgilerin ortak noktasını Erbil-Ankara ilişkilerinin geliştirilmesi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Türkiye’de yeni bir ofis açması, enerji alanında işbirliği, IŞİD'le mücadele ve bölgesel güvenlik konuları teşkil ediyor. Ancak farklılaşan noktalar da var. Örneğin Türk basınında PKK’yı işaret edecek biçimde tüm terör örgütleriyle mücadele ve Sincar meselesi de geçerken; Kuzey Irak’taki medyada Barzani ailesiyle iyi ilişkileri bulunan Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk başta olmak üzere HDPli vekillerin tutuklanmasının da gündeme geldiği belirtiliyor.

Nahost-Experte Serhat Erkmen (privat)

Serhat Erkmen

Barzani’nin ziyareti IKBY’nin iç politikasında, Irak’ın genelinde ve Suriye’de kritik gelişmelerin gerçekleştiği bir dönemde meydana geldi. Barzani’nin ziyaretine neden olan gelişmeler şöyle sıralanabilir:

IKBY'de kritik siyasal dönemeç

Kuzey Irak’ta yaklaşık 1 yıldan fazla bir süredir siyasal bir kilitlenme yaşanıyor. Yeni anayasa yazım sürecinde aksayan meclis çalışmaları, Başbakanın Goran Partisi’nden bazı bakanları görevden uzaklaştırmasıyla tıkandı. 2013’te yapılmayan başkanlık seçimine rağmen görevini bir siyasal uzlaşıyla devam ettiren Mesut Barzani bu sefer seçimin yapılmasıyla görev süresini uzatmak istiyor. Ancak 2017’de yapılması gereken tek seçim başkanlık değil. Parlamentonun görev süresi de doluyor ve seçimin ertelenmesini gerektirecek düzeyde bir güvenlik sorunu da bulunmuyor. Tersine ekonomik kriz kaynaklı protestolar seçimin yapılmaması halinde genişleyebilir. Yani 2017 yılı siyasal sistemi tıkanma noktasına gelen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi için kritik bir siyasal dönemeç anlamına geliyor. İşte bu nokta ziyaretin “ani” olmasını açıklayan nedenlerden birisi gibi görünüyor. Çünkü, ziyaretten 3 gün önce Mesut Barzani, siyasi partileri bir uzlaşıya çağırarak geçici bir başkan seçilmesini ve varılacak bir uzlaşıyla yeni seçimlerin yapılması çağrısında bulundu.

Bu öneri aslında Mesut Barzani’nin adaylığını anayasal olarak tartışmalı olmaktan çıkarmaya yönelik önemli bir siyasal hamle. Çünkü tekrar aday olmayı ve başkan seçilmeyi planlıyor. Barzani’nin adaylık ve seçim sürecinde Türkiye'nin vereceği siyasi ve diplomatik bir desteğe ihtiyacı yok. Fakat ekonomik sorunlar hükümeti öylesine köşeye sıkıştırdı ki seçim öncesi rahatlayabilmek için acil ekonomik desteğe ihtiyacı var. Bağdat’tan gelen ödemeler çok kısa süreli bir rahatlama yaratmış olsa da uzun süredir maaşlarını alamayan kamu görevlilerinin protestosu ve ekonomik kriz hükümetin en güçlü partisi konumundaki Kürdistan Demokratik Partisi KDP'yi zora sokuyor. Hükümet petrol fiyatlarının düşmesi, IŞİD'le mücadelenin maliyeti ve büyük miktardaki mültecilerin masrafları nedeniyle krizin derinleştiğini ileri sürse de halkın bir kesimi yolsuzluğu krizin temel nedeni olarak görüyor. Bu nedenle de krizden hükümeti sorumlu tutuyor. Bölgenin uzun süredir kredi ve borçlarla geçindiği, elitlerin zenginlikten vazgeçmezken çok sayıda kişinin ekonomik olarak zor durumda olduğu ileri sürülüyor.

Her ne kadar partilerin ve liderlerin halk üzerindeki etkisi çok fazla olsa da KDP mevcut ekonomik tablo ile seçime girmek istemiyor. Barzani'nin ülkeyi seçime götürecek ara formülü, ekonomik krizin hafifletilemediği bir ortamda KDP karşıtı partileri güçlendirebilir. Bu nedenle seçim öncesinde ekonomik rahatlama KDP için de Barzani ailesi için de şart. Bu bağlamda Neçirvan Barzani'nin ziyaretinde Türkiye'den ekonomik konularda yardım talep etmiş olması ihtimali yüksek. Elbette kamuoyuna bu yönde bir bilgi açıklanmadı. Resmi kaynaklar sadece ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve enerji konularının gündeme geldiğinden bahsetti. Fakat, daha önce IKBY’de ekonomik krizin kritik dönemlerinde Türkiye’den gelen yardımlar dikkate alınırsa bu ihtimal dışlanmamalıdır.

PKK tehdidi

Irak hükümetinin tüm itirazlarına rağmen, Kürdistan Demokratik Partisi, Musul konusunda Türkiye’ye yakın bir çizgi izledi. Başika’daki askeri üssün varlığı ve Türkiye’nin desteklediği Sünni Arap güce ev sahipliği yapan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, Telafer konusunda da benzer mesajlar verdi. Üstelik her iki taraf da Sincar’daki PKK varlığından farklı nedenlerle tehdit algılıyor. Türkiye’nin tehdit algılamasının nedeni güvenlik olmasına rağmen KDP’nin nedeni daha çok siyasi. Ancak KDP, IKBY'deki iç politik karmaşa nedeniyle YPG’ye ve HDP’ye karşı açık bir tutum alacak pozisyonda değil.

Mesut Barzani bir yandan bağımsızlıktan bahsederken diğer yandan barış sürecinin akamete uğradığı bir ortamda Türkiye ile Kürt Sorunu konusunda aynı çizgide olduğu mesajını vermek istemiyor. Bu nedenle, Sincar’da PKK varlığını kendisi için bir etki sahası kaybı olarak görmesine rağmen Türkiye ile aynı cephede PKK’ya karşı saf tutmuş görüntüsü yaratmak istemiyor. Öyle ki, bu mesele tartışılan konular arasında yer almasına rağmen kamuoyuna net bir mesaj yansımıyor.

Meselesinin bir diğer ayağı Musul’un geleceğinde nasıl bir yapının ortaya çıkacağı. IŞİD’in Musul’a girmesinden sonra şehrin yöneticilerinin önemli bir kısmı Kuzey Irak’a kaçtı. Eski Vali, Vilayet Meclisi üyeleri ve bazı aşiret liderleri Kuzey Irak’ta. Geçen süre zarfında Musul’un eski yöneticileri ile IKBY arasında ortak noktaların geliştiği söylenebilir. Özellikle, Musul’a bağlı bazı ilçelerin fiilen Peşmerge denetimine girmesiyle Musul’un geleceğinde IKBY’nin oynayacağı rol küçümsenmemeli. Muhtemelen, görüşmeler sırasında Musul’un yakın geleceğinde ortaya çıkabilecek siyasal durum hakkında ayrıntılı bir görüş alışverişi yapılmıştır.

Rakka operasyonuyla Kürt-Arap çatışması istenmiyor

Rakka merkezli gelişmeler sadece Suriye’yi değil, Musul’u hatta Duhok’u etkileyebilecek bir potansiyel barındırıyor. Operasyon sadece ismen başladığından değerlendirme yapmak için çok erken. Fakat Rakka operasyonunun Musul’dan sonra Kürt Arap dengesini nasıl etkileyeceği son

derece tartışmalı. Bu durum Kürt Arap çatışması istemeyen Türkiye ve IKBY ilişkilerinde ortak bir tavır alınmasını gerektirebilir. Ancak bunun henüz çok detaylandırılmamış olması ihtimali yüksek.

Özetle, Neçirvan Barzani’nin ziyareti stratejik gelişmelerin yaşandığı kritik bir dönemeçte meydana geldi. Şimdilik en sembolik sonucu Şubat 2017’de Türkiye’de Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi  ve Kürdistan Demokrat Parti'nin temsilciliklerinin yanı sıra bir Irak Kürt Bölgesel Yönetimi temsilciliği açılması oldu. Bunun önemi küçümsenmemeli. Fakat Irak ve Suriye’deki gelişmelerin devamı ziyaretlerin sıklaşmasına neden olabilecektir.

© Deutsche Welle Türkçe

Serhat Erkmen

Doç. Dr. Serhat Erkmen Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı.

Önerdiğimiz linkler

Reklam