1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

AfD'de aile üyelerine devlet bütçesinden maaş mı ödendi?

Hans Pfeifer
18 Şubat 2026

Aşırı sağcı AfD, iç çatışmalar ve ağır suçlamalarla karşı karşıya. Kendi seçmenine "düzen karşıtı" mesaj veren parti, şimdi yakınları kayırma iddialarıyla karşı karşıya.

https://p.dw.com/p/58vxg
AfD logosu
AfD bu kez parti içinden gelen kayırmacılık iddialarını tartışıyorFotoğraf: /Frank Hoermann/SVEN SIMON/IMAGO

Almanya'da aşırı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) son günlerde kayırmacılık (nepotizm) iddialarıyla çalkalanıyor.

AfD, aile yakınlarının istihdamı nedeniyle eleştirilerin hedefinde. Saksonya-Anhalt eyaletinde çok sayıda eyalet ve federal milletvekilinin, akrabalarını parti arkadaşlarının bürolarında çalışan olarak görevlendirdiği öne sürülüyor. Bu konuda, aralarında Alman kamu yayıncılık kurumu ZDF dahil, birçok medya kuruluşu haber yaptı. Buna göre aile üyelerinin bir kısmı, devlet bütçesinden ödenen hatırı sayılır maaşlar aldı.

AfD'li ilk eyalet başbakanı mı?

Eleştirilerin odağında Ulrich Siegmund bulunuyor. Siegmund, Eylül 2026'da Saksonya-Anhalt'ta yapılacak eyalet seçimleri için AfD'nin başbakan adayı. Anketlerde şu ana kadar rakiplerinin açık ara önünde ve Siegmund'un eyalet başbakanı olma olasılığı hayli yüksek görünüyor. Bu gerçekleşirse Siegmund, bu makama gelen ilk AfD'li siyasetçi olacak. Ulrich Siegmund'un babasının da bir federal milletvekilinin bürosunda çalıştığı ve yılda yaklaşık 100 bin euro maaş aldığı ortaya çıktı.

Hakkındaki iddiaları reddetmeyen Ulrich Siegmund, istihdam uygulamasını, güvenilir personel bulmanın zor olduğu gerekçesiyle savunuyor. Ayrıca uygulamanın, yasa dışı olmadığı belirtiliyor. Milletvekilleri, kendi aile üyelerini işe alamıyor ancak partideki arkadaşlarının akrabalarını istihdam edebiliyor.

Aşağı Saksonya ile ilgili iddialar

Avrupa Parlamentosu'nun AfD'li üyesi Anja Arndt da partinin Aşağı Saksonya teşkilat yönetimine yönelik suçlamalar yönelterek, "parti içinde parti" oluşturduklarını, "gizli ittifaklar" ile iktidarlarını güvence altına almaya çalıştıklarını ve kendilerini "zenginleştirmek" için partiyi kullandıklarını iddia etti. Medyada yer alan haberlerde de partinin Aşağı Saksonya Başkanı Ansgar Schledde'nin eşinin AfD'li bir federal milletvekilinin bürosunda çalıştığı öne sürüldü.

Ansgar Schledde
AfD'li Ansgar Schledde'ye, parti içinden gelen suçlamalar bulunuyorFotoğraf: Shireen Broszies/dpa/picture alliance

Oysa, dönemin Ekonomi Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Robert Habeck, 2023'te bazı personel atama kararları nedeniyle eleştirildiğinde, aşırı sağcı parti hemen bu fırsatı değerlendirmişti. AfD'nin önde gelen yetkilileri, "kayırmacılık" suçlarından söz ederek, Yeşiller partili politikacıya sert eleştiriler yöneltmişti. İddia konusu, Habeck'in bakanlığındaki ailevi bağlantılardı. Hatta AfD Başkan Yardımcısı Stephan Brandner "mafya benzeri bir ağ" suçlaması dahi yapmıştı. Neticede Habeck'in yaptığı görevlendirmelerin, bazı teamüllerle çelişse de yasa ve yönetmeliklere aykırı olmadığı anlaşıldı.

Ama bu eleştiriler o dönemde AfD için adeta bulunmaz fırsattı. Parti, Almanya'da kendisini yerleşik siyasi düzenin karşıtı ve sıradan insanların sesi olarak sunuyor. Partilerde kayırmacılık, yasal ya da yasa dışı olsun, seçmen nezdinde hiçbir zaman iyi karşılanmıyor.

Kendi saflarından suçlama

Göttingen Üniversitesi'nden siyaset bilimci Alexander Hensel, kayırmacılık suçlamasının AfD için en büyük sorun olmadığını düşünüyor. DW'ye konuşan Hensel'e göre mesele özellikle hassas: "Zira suçlamalar, AfD'nin en radikal kanadından ve parti çevresinden geliyor. Diğer benzer durumların aksine, bu skandal partiye sadece dışarıdan yönelmiyor, içeriden de güçlü biçimde körükleniyor ve bu da yeni iç çatışmalara yol açabilir."

İçeriden en dikkat çekici suçlamaları yöneltenlerin başında, AfD'nin Thüringen eyalet teşkilatının Başkanı Björn Höcke geliyor. Höcke, partili arkadaşlarına karşı ağır topları devreye sokuyor, sosyal medya platformu X'te söz konusu olayla bağlantılı olarak şu ifadeyi kullanıyor: "Sadece kendimiz yüzünden başarısız olabiliriz. Ama bu başarısızlık artık mümkün olanın alanına giriyor."

Siyaset bilimci Alexander Hensel, suçlamalarda temel bir tartışma görüyor: "Höcke ve diğerleri, Saksonya-Anhalt'daki skandalı, sisteme aşırı uyumun sonucu olarak göstererek, AfD'nin radikal bir hareket partisi olarak yönelimini güçlendirmeye çalışıyor."

AfD'nin Thüringen eyalet teşkilatı, Alman güvenlik makamları tarafından "kesin aşırı sağcı" olarak sınıflandırılıyor. Höcke ise homojen etnik bir toplum için mücadele eden ve göçe radikal biçimde karşı çıkan radikal bir ideolog olarak değerlendiriliyor. Kendisine sık sık Nasyonal Sosyalizm'e ideolojik yakınlık suçlaması yöneltiliyor.

Höcke, iki kez suç örgütü niteliğindeki SA'nın (Sturmabteilung) bir sloganını kullanmaktan mahkûm edildi. SA, Nasyonal Sosyalizm döneminde Adolf Hitler'in paramiliter şiddet örgütüydü.

Suçlamalar ve parti içindeki gerilimler giderek tüm parti için bir yüke dönüşüyor. Zaten skandallarla anılan AfD'de son dönemde tartışmalar artıyor:

- Hem Saksonya-Anhalt'ta hem de Aşağı Saksonya'da parti üyelerinin aile yakınlarının istihdamı nedeniyle kayırmacılık tartışılıyor.

- Federal Meclis Başkanı Julia Klöckner, güvenlik gerekçesiyle AfD'den yedi çalışanın Federal Meclis'e girişini kalıcı olarak yasakladı. Bu kişilerden bazıları halkı kin ve düşmanlığa tahrik, polise direnme veya silah yasasını ihlal suçlarından sabıkalı.

- Parti ve parti yönetimi, Avusturyalı sağ aşırılıkçı Martin Sellner ile ilişkiler konusunda aylardır tartışıyor. Sellner, AfD içindeki birçok kişi tarafından bile aşırı bulunuyor. Bazı önde gelen isimler onunla teması açıkça sürdürürken parti yönetimi mesafe koyuyor.

- Bavyera'dan bir AfD eyalet milletvekili, Şubat 2026'da kara para aklama ve tehdit suçlarından yüksek para cezasına çarptırıldı.

- Terör örgütü olduğu iddia edilen bir yapıya yönelik devam eden bir davada eski bir AfD federal milletvekili de sanıklar arasında yer alıyor.

AfD eş başkanları Alice Weidel ve Tino Chrupalla federal mecliste yan yana oturuyor
AfD eş başkanları Alice Weidel ve Tino ChrupallaFotoğraf: Liesa Johannssen/REUTERS

Buna ek olarak, AfD'nin dış politika çizgisi konusunda parti yönetimi içinde gerilimler yaşandığına dair medya haberleri sık sık gündeme geliyor. Eş Başkan Tino Chrupalla, Rusya'ya yakın bir isim olarak biliniyor ve Ukrayna'ya askeri desteğe karşı sert bir tutum sergiliyor. Diğer Eş Başkan Alice Weidel ise Donald Trump yönetimindeki ABD hükümetine yakın duruyor.

Liderlik zafiyeti mi?

İki Eş Başkan'a giderek artan biçimde liderlik zafiyeti suçlaması yöneltiliyor. Ancak siyaset bilimci Alexander Hensel, kayırmacılık suçlamaları karşısında parti yönetiminin hareket alanının çok sınırlı olduğunu düşünüyor: "Seçim yılında ve bu kadar çok şey söz konusuyken büyük bir çatışmaya girmeyi göze alamaz."

Saksonya-Anhalt'taki parti arkadaşlarına yönelik eleştiriler bir denge meselesi. Eş Başkan Tino Chrupalla ise temkinli bir eleştiri tonu seçti. Söz konusu iş sözleşmelerinin hukuken itiraz edilemeyeceğini belirtti ancak yine de "bir tuhaflık var" dedi. Kendi ifadesine göre, Chrupalla da bir halkla ilişkiler ofisinde AfD'li bir eyalet milletvekilinin eşini istihdam ediyor.

Parti, resmî olarak sistematik kayırmacılık suçlamasını reddediyor. Birçok eyalet teşkilatı atamaların mesleki yeterlilik temelinde ve yürürlükteki kurallar çerçevesinde yapıldığını vurguluyor.

Alexander Hensel, skandalın AfD için ciddi bir risk oluşturabileceğini değerlendiriyor: "Asıl tehlike, AfD'nin imaj kaybına uğraması. Kendisini yerleşik partilere alternatif olarak sunma iddiasının zarar görmesi. AfD'nin diğer partilere yönelik popülist eleştirisi, şimdi kendi üzerine dönüyor."