Ankara-Tahran gerilimi tırmanıyor | DÜNYA | DW | 30.03.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Ankara-Tahran gerilimi tırmanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tahammül edilemez” diyerek eleştirdiği İran ile Türkiye arasında siyasi kriz çıktı. Uzmanlar, Ankara-Tahran gerilim hattını DW Türkçe Servisi’ne yorumladı.

Arap ülkelerinin Yemen operasyonuna destek veren Türkiye ile bölgede ağırlığını giderek daha fazla hissettiren İran arasında siyasi gerilim tırmanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İran'ın bölgedeki tavrına tahammül edilemez" şeklindeki açıklamaları sonrasında İran'dan ardı ardına sert açıklamalar geliyor. İran Dışişleri Bakanlığı’nın da Türkiye'nin Tahran Maslahatgüzarını çağırarak Erdoğan'ın sözlerine açıklık getirilmesini istediği ortaya çıktı. Nisan ayında Tahran'a ziyareti planlanan Erdoğan ise, İran'a gitmeyi iptal edip etmemek konusunda gelişmelerin belirleyici olacağını açıkladı.

Tahran'dan Ankara'ya nota

Geçen hafta France 24 kanalına konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyonun Yemen'e askeri müdahalesini değerlendirirken, “İran ve terörist gruplar Yemen'den çekilmeli. İran Musul'da IŞİD'in yerini almamalı” demişti. Erdoğan'ın bu sözlerine yanıt olarak, İran tarafından ilk açıklamayı İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif yapmış ve Türkiye'nin Ortadoğu'da yanlış politikalarla bölgede onarılmaz hasara neden olduğunu öne sürmüştü.

Deutschland Münchner Sicherheitskonferenz 2015 MSC Mohammed Dschawad Sarif

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif

Ardından İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Siyaset Komisyonu Başkanvekili Mansur Hakikatpur ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın İran ile ilgili sözlerinin ardından nisan ayında İran'a yapacağı ziyaretin iptal edilmesini istedi. Bu açıklamalarla yetinmeyen Tahran, Erdoğan'ın “İran ve terörist gruplar Yemen'den çekilmeli” sözlerine karşılık Ankara'ya nota verdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Merziye Afham, Türkiye'nin Tahran Maslahatgüzarı Barış Saygın'ın Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İran konusunda kullandığı ifadelere açıklık getirilmesinin istendiğini açıkladı. Erdoğan'ın sözlerinin “Teamüllere aykırı ve uygunsuz olduğunu” vurgulayan Afham, Türkiye'den bu konuda "ikna edici ve açık" bir yanıt istediklerini ifade etti. İran'ın bölgeye stratejik yaklaşımı ve komşularıyla ilişkisinin barış ve istikrardan yana karşılıklı saygıya dayalı işbirliği üzerine kurulduğunu dile getiren Afham, “İran ve Türkiye'nin bu hedefe ulaşmak için yeterli potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz” dedi.

Erdoğan: 'Muhatabım değiller'

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Slovenya'ya hareketi öncesinde yaptığı açıklamada, şu an için nisan ayında gerçekleştirilmesi planlanan İran ziyaretinin programda olduğunu ancak gelişmelere göre her türlü kararın verilebileceğini belirtti. İran tarafında kendisi ile ilgili iki açıklama yapıldığını hatırlatan Erdoğan, “Bizimle ilgili İran'dan iki farklı ses çıktı. Meclis başkanı mı bilemiyorum ama bu kişiler bizim muhatabımız değil. Bizim ziyaretimizi o tür kişiler belirleyecek değil. Kararı verecek olan biziz. Programımızı koruyoruz, Yemen'i de izliyoruz. Gelişmeler önemli. Her türlü kararı verecek adımlar
olabilir” dedi.

DW Türkçe Servisi'ne konuşan uzmanlar, İran'ın Suriye ve Irak'ta giderek artan etkinliğine karşı Türkiye'nin denge arayışında olduğunu belirtiyor. İran ile Türkiye arasındaki gerilimin doğrudan Yemen'e bağlamanın doğru olmayacağını dile getiren Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Caşın, ABD verilerine göre Suriye ve Irak'ta 70 bin silahlı gücü bulunan İran'ın Arap ülkeleri, İsrail ve Türkiye açısından kaygı uyandırdığına işaret ediyor.

'Gerilim sürerse İran kaybeder'

İran'ın son dönemde tüm Arap Yarımadası’nı kontrol etmeye çalışır şekilde adımlar attığına dikkat çeken Casın, “Aslında Türkiye-İran gerilimini Riyad-Tahran gerilimi olarak okumak gerekiyor. İlişkiler daha da gerilirse kaybeden taraf Türkiye olmaz. Çünkü İran İsrail tarafından da Arap dünyası tarafından da tehdit olarak algılanıyor” diyor. Ankara-Tahran ilişkilerinin geçmişine bakıldığında bugüne kadar Türkiye'nin nükleer enerji üretiminden Batı ile ilişkilere kadar pek çok konuda İran'a destek verdiğini dile getiren Casın, “Ben bu mevcut krizin de çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Ancak Yemen'e bir kara harekatı denklemi değiştirebilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mensur Akgün de Ankara-Tahran geriliminin uzun süreli olmadığı görüşünde. Akgün'e göre Türkiye, İran'a itiraz ederek bölgede mezhep çatışmasını körükleyecek eylemlere karşı çıkmış oluyor. Bölgedeki siyasi boşluğun İran tarafından doldurulmaya çalışıldığını ifade eden Akgün, “Suriye ve Irak'ta ya IŞİD ya da İran galip gelecek. İran Şii katliamlarının intikamını almak için hareket ettiğinde, Nusra gibi radikal unsurlara katılımları da artırmış oluyor. Unutmayalım ki Araplar ve Türkiye ile birlikte, Kürdistan Bölgesel Hükümeti de İran'ın yaptıklarından çok şikayetçi” şeklinde konuşuyor.

Siyasi krizin ortaya çıkmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üslubunun da etkili olduğuna dikkat çeken Akgün, “Sayın Cumhurbaşkanı bazen kendisine yapılan analizleri kamuoyu önünde açıklamanın riskli olduğunu düşünmeden konuşabiliyor. İran'ın Batı ile yürüttüğü nükleer görüşmeleri olumlu sonuçlaması ile gerilim düşecektir diye düşünüyorum. Sonuçta karşılıklı sert açıklamalar olabilir ama bu tarafların savaşacağı anlamına gelmiyor” diyor.

'İlişkilerdeki çatlak derinleşebilir'

Ankara ile Tahran arasındaki siyasi gerilimin uzun sürecek ve derinleşecek potansiyel taşıdığını düşünenler de var. Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soli Özel, zaten Suriye nedeniyle uzun süredir İran ile Türkiye'nin alttan alta bir gerginlik yaşadığını söylüyor. Bugün ise iki komşu ülkenin çok açıktan ve en yetkin ağızlarla sert açıklamalar yaptığını dile getiren Özel, “Bugünkü durumu değişik kılan işte bu. Daha önce Devrim Muhafızlarından bir isim Türkiye'ye ilişkin ters bir açıklama yapar, İran Dışişleri de "Aramızda sorun yok" diye düzeltme yapardı. Ama şimdi Cumhurbaşkanı çıkıp sert bir söz söylüyor, İran Dışişleri Bakanı aynı sertlikte cevap veriyor” diyor. Öte yandan İran'ın da Irak'taki Tikrit kentini ele geçiremeyip ABD bombardımanına ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Özel, şu yorumu yapıyor: “İran da yavaş yavaş gücünün sınırlarını görüyor. Lozan'da yürütülen nükleer müzakereler sonuca varınca her şey yerli yerine oturacak. Ama Ankara-Tahran arasında geçmişten farklı, derinleşebilecek bir çatlak olduğunu söylemek gerekiyor.”

©Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran

Önerdiğimiz linkler

Reklam