Afşin-Elbistan A Santrali'nin kapasite artışına yargı freni
8 Temmuz 2026
Kahramanmaraş 4. İdare Mahkemesi, Afşin-Elbistan A Termik Santrali'ne iki yeni ünite eklenmesini öngören Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararını iptal etti. Mahkeme, projenin insan sağlığı, tarım arazileri, su kaynakları ve ekolojik yapı üzerindeki olası etkilerinin yeterince ortaya konulamadığı sonucuna vardı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 27 Aralık 2024'te Çelikler Holding tarafından işletilen Afşin-Elbistan A Termik Santrali'ne toplam 688 megavat kapasiteli iki yeni ünite eklenmesi için ÇED olumlu kararı vermişti. Projenin hayata geçmesi halinde santralin kurulu gücü 1.355 megavattan 2.043 megavata çıkacaktı.
ÇED olumlu kararının iptali istemiyle Greenpeace Türkiye yöre halkıyla birlikte dava açtı. Elbistan ve Nurhak belediyeleri ile Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve TEMA Vakfı da ayrı ayrı yargıya başvurdu. Kahramanmaraş 4. İdare Mahkemesi'nin iptal kararı, Greenpeace Türkiye'nin yöre halkıyla birlikte açtığı davada verildi.
Çevre örgütleri ve meslek kuruluşları, ÇED raporunun mevcut kirlilik yükünü ve sağlık risklerini yeterince değerlendirmediğini savunuyordu. Mahkeme de ÇED raporunun çevresel etkileri bilimsel ve bütüncül biçimde ortaya koyamadığı sonucuna vardı.
ÇED raporunda hangi eksikler bulundu?
Kararda, ek ünitelerin ihtiyaç duyacağı kömür üretiminin yaratacağı çevresel etkilerin hesaplamalara dahil edilmediği, bu nedenle kümülatif etki değerlendirmesinin eksik kaldığı belirtildi.
Mahkeme ayrıca sağlık koruma bandına ilişkin değerlendirmelerin çelişkili olduğunu, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler gibi hassas gruplara yönelik sağlık etki analizinin yapılmadığını tespit etti. Tarım arazilerine olası etkilerin ve bunlara karşı alınacak önlemlerin yeterince ortaya konulmadığı, proje alanına ilişkin jeoteknik çalışmaların da eksik olduğu ifade edildi.
Kararda, linyit üretimi için gerekli susuzlaştırma faaliyetlerinin yer altı su sistemi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmediği, atık su arıtma tesisi, maden ruhsatı ve kömür rezervine ilişkin bilgilerin güncel ve tutarlı olmadığı da belirtildi. Mevcut üretim alanlarının çevresel etkileri dikkate alınmadan ilave ünitelerin ekolojik etkilerinin değerlendirildiğine işaret eden mahkeme, bu eksiklikler nedeniyle ÇED olumlu kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna vardı.
İki bilirkişi de projeyi uygun bulmadı
Mahkemenin kararı, dava sürecinde hazırlanan iki ayrı bilirkişi raporundaki değerlendirmelerle de örtüştü. ÇED olumlu kararının iptali istemiyle açılan davalar kapsamında hazırlanan ilk bilirkişi raporu Eylül 2025'te mahkemeye sunuldu. Raporda projenin kamu yararı açısından uygun bulunmadığı, çevresel etkiler ile sağlık risklerinin yeterince değerlendirilmediği belirtildi.
İlk raporun ardından mahkemenin talebiyle hazırlanan ikinci bilirkişi raporu da Şubat 2026'da benzer sonuçlara ulaştı. İlk rapordaki tespitleri doğrulayan bilirkişiler, projenin mevcut haliyle uygun olmadığı değerlendirmesini yineledi. Üç ayrı davanın duruşmaları ise 11 Haziran'da Kahramanmaraş'ta görüldü.
Yıllardır süren itirazlar
Mahkemenin ÇED raporunu yetersiz bulması, daha önce bağımsız kuruluşların dile getirdiği eleştirilerle de örtüştü.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) 25 Haziran 2025'te Kahramanmaraş 3. İdare Mahkemesi'ne sunduğu amicus curiae (mahkemeye sunulan üçüncü taraf görüşü) raporunda, kapasite artışına ilişkin ÇED raporunun resmi hava kalitesi verilerini dikkate almadığı belirtilmişti. Kuruluş, santrale en yakın resmi hava kalitesi izleme istasyonunda yıllardır ölçülen kükürt dioksit ve partikül madde verilerinin ÇED raporuna dahil edilmediğini ifade etmişti.
HRW'nin resmi istasyon verileri ile Copernicus Sentinel-5P uydu verilerine dayandırdığı analizde ise santral çevresindeki bazı yerleşimlerde kükürt dioksit yoğunluğunun Elbistan'daki resmi ölçüm istasyonunda kaydedilen ortalamanın yaklaşık üç katına ulaştığı tespit edilmişti.
Avrupa Sağlık ve Çevre Birliği'nin (HEAL) 2022 yılında yayımladığı rapora göre santral, işletmeye alındığı tarihten 2020 yılı sonuna kadar yaklaşık 16 bin 530 erken ölüme neden oldu. Raporda kömür kaynaklı hava kirliliği nedeniyle 88 bin 650 çocuk ve 9 bin 584 yetişkinde bronşit görüldüğü, sağlık maliyetinin ise 25,3 milyar euro olduğu hesaplandı.
Santral, çevre mevzuatının zorunlu kıldığı baca gazı arıtma sistemleri olmadan uzun yıllar faaliyet göstermesi nedeniyle de eleştirilerin odağında yer aldı. Çevre mevzuatına aykırılık gerekçesiyle 2020 yılında geçici olarak kapatılan santral aynı yıl yeniden faaliyete geçti. Depremlerin ardından ise dört ünitesinden yalnızca biri baca gazı arıtma sistemi kurularak yeniden üretime alındı.
"Bölge halkının mücadelesinin sonucu"
Kararın ardından Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu'ndan Mehmet Dalkanat, kararın bölge halkının uzun yıllardır sürdürdüğü mücadelenin önemli bir sonucu olduğunu söyledi. Daha önce de benzer projelerin yargı kararlarıyla durdurulduğunu belirten Dalkanat, bundan sonraki sürecin mevcut kömürlü termik santrallerin kapatılmasına yönelik adil bir geçiş planıyla sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
"Santral projelerini dördüncü kez durdurduk. Şimdi sıra hem insanları hem de doğayı koruyan adil bir geçiş süreciyle mevcut tüm kömür santrallerinin kapatılmasını sağlamaya geldi" dedi.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay da kararın yalnızca bu proje açısından değil, Türkiye'nin enerji politikaları bakımından da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Mahkeme gerekçelerinin yeni kömürlü termik santral projeleri ve mevcut santrallerin genişletilmesine ilişkin süreçler açısından da emsal niteliği taşıyabileceğini söyleyen Alpay, Türkiye'nin kömürden çıkış için bir yol haritası açıklaması gerektiğini ifade etti.
"Şimdi yapılması gereken, Türkiye'nin yeni kömürlü termik santrallerden vazgeçmesi ve kömürden adil çıkış için net bir yol haritası açıklaması. Bu karar, COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'nin kömürden çıkışının başlangıcı olsun" ifadelerini kullandı.
Mahkemenin kararı, yalnızca kapasite artışına ilişkin ÇED olumlu kararını kapsıyor. Mevcut santralin faaliyetleri ise karardan etkilenmiyor.