25.02.2015 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 24.02.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.02.2015 - Alman basınından özetler

FIFA’ya bağlı çalışma grubunun, Katar’da gerçekleşecek olan 2022 Dünya Futbol Şampiyonası’nın kış aylarında yapılması talebi, Yunanistan ve Kosova’ya dair yorumlar gazetelerde öne çıkıyor.

Ses dosyasını dinle 03:45
Şimdi canlı
03:45 dk

25.02.2015 - Alman basınından özetler

Ulm'de yayımlanan Südwest Presse gazetesinin 2022 Dünya Futbol Şampiyonası’nın kış aylarında yapılmasına yönelik tartışmalara dair yorumu şöyle:

“2010 yılının aralık ayında, büyük olasılıkla FIFA'da hiç kimse Dünya Şampiyonası’nın kime verildiğinin farkında değildi. Yaz aylarında 50 derece sıcaklık, bilmiyorduk! Şeyhlerin inşaatlarında misafir işçilerin köle gibi çalıştırılmaları, hiç duymadık! Radikal İslamcı terör gruplarına destek, çok da önemli değil! Ve şimdi de turnuvanın aralık ayında düzenlenecek olması… Final karşılaşması belki de Noel akşamından bir gün önce oynanacak. Avrupalı futbolseverlerin ruhunu ayaklar altına alsa da futbol bu karar yüzünden çökmeyecek. Ancak bu durum, FIFA'nın eski doğu bloğu ülkelerindeki rejimler gibi hareket ettiğini gösteriyor. Gerçeklere yabancı ve temsil etmesi gereken insanlardan uzak. Onun yerine hediyeler, iktidar ve para üzerine kurulmuş ilişkiler. Futbolda devrim yapmanın zamanı geldi.”

Aynı konu Potsdam'da yayımlanan Märkische Allgemeine tarafından şu yorumla sayfalara taşınıyor:

“‘Dünya Şampiyonası’nı sıcak şarap içerek mi izleyeceğiz?' tartışmaları yapılırken unutulan bir şey var: Burada insan haklarını ayaklar altına alan bir ülkeden söz ediyoruz. Böylesi bir haydut devlette hiçbir şekilde dünya şampiyonası düzenlenmemeli. Ne yaz ne de kış mevsiminde.”

Yunanistan ile Avrupa Birliği arasında varılan anlaşmanın ardından bu konu Alman basınında hala yoğun bir biçimde tartışılıyor. İşte Die Welt gazetesinin Yunanların mantalitesi hakkındaki görüşü:

“Avrupa'nın en istikrarlı ülkesi Yunanistan. En azından hicivciler için, sürekli yinelenen bir ritüel ile 2009 yılından bu yana her birkaç ayda bir Yunanistan’ın kendine para bulması hayran olunacak bir istikrar. Atina'da sosyal demokratlar, teknokratlar, muhafazakarlar ya da sosyalistler, kim iktidarda olursa olsun hep aynı tavrı sergiliyorlar. Yunan halkının gururuna yönelik hamasi bir çağrı, alacaklı ülkelerin katı tutumlarına karşı suçlama ve etkili reformlar yapılacağına dair açık vaatler. Ardından Brüksel ile pazarlıklar ve bu panavrupai maymun dansının bir sonraki ayağını bekleme… Tsipras, pazarlıklar sonucu, uyuşturucu satıcısına borcunu ödeyemeyerek birkaç gün sabretmesi için yalvaran bir bağımlı gibi süre kazandı. Yaşanan bu borç sirtakisi mütemadiyen kriz içinde olan Avrupa'nın tek büyük istikrarı gibi görünüyor.”

Avrupa'ya büyük bir mülteci göçünün yaşandığı Kosova ile ilgili bir yorumu Dithmarscher Landeszeitung okuyucusuna sunuyor. Yorum şöyle:

“Milyarlarca euro yardım geçtiğimiz senelerde bu yoksul bölgeye aktı ve görünen o ki hiçbir etki sağlamadan buhar oldu. Oysa Kosova'nın bir büyüme potansiyeli var. Sahip olduğu linyit kömürünü enerjiye aç ülkelere ihraç edebilir. Tarım sektörü çok daha fazlasını üretebilir. Ancak Kosova'nın statüsü belirsizliğini koruduğu ve siyaset ile organize suç örgütlerinin bağları kırılmadığı sürece bu göç devam edecektir. Her seferinde mültecileri sınır dışı etmek yerine, işleyen bir sivil toplumun inşası için ciddi bir yardım çok önemli. Avrupa Birliği bu büyük görevin sorumluluğunu üstlenmeli ve bu konuda sergilediği tavrı değiştirmelidir.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Erkan Türkel

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam