Yunanistan Kıbrıs gibi mi olacak? | AVRUPA | DW | 30.06.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Yunanistan Kıbrıs gibi mi olacak?

Yunanistan Euro Bölgesi’nden çıkacak mı yoksa yine son anda uzlaşmaya mı varılacak? Yunanistan’ın borç krizi yüzünden alacaklılarıyla düştüğü anlaşmazlığın seyri iki yıl önce Kıbrıs için yazılan senaryoyu andırıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözcüsü, hafta başında endişelenmeye gerek olmadığını söylüyordu. Avrupa borsaları ise tedirgindi ve hisse senetleri yüzde beşe varan oranlarda değer kaybetti. Referandum ilanıyla patlak veren şok, kısa zamanda dağıldı ve borsa endeksleri seans sonuna kadar toparlandı. Frankfurt'taki Baader Bankası'nın analiz uzmanı Robert Halver, hafta başındaki dalgalanmanın geçici olduğunu söylüyor: “Sermaye piyasası bel verir ama bu çöküş değildir. Çünkü Yunanistan'ın iflas edip ortak para bölgesinden ayrılabileceği önceden de bilinmekteydi.”

Yunanistan hükümetinin referandum kararı alması Avrupa maliye bakanları içinse tatsız sürpriz oldu. Başbakan Aleksis Tsipras son çare olarak halkın oyuna başvurulabileceğini nisan ayında açıklamış ama ciddiye alınmamıştı.

Sorun, referandumun zamanlamasından kaynaklanıyor. Yardım programının süresi gece yarısı doldu. Atina yönetimi programın referandum tarihine kadar uzatılmasını talep ettiyse de kreditörlerinden olumsuz cevap aldı.

Müzakerelerin başarısızlığa uğramasından sonra Avrupa Merkez Bankası (AMB) Yunan bankalarına açtığı acil kredileri dondurdu ve Atina'yı serbest sermaye hareketlerini kontrol altına almaya zorladı. Bankacı Halver DW'ye yaptığı açıklamada Avrupa Merkez Bankası'nın başka çaresi olmadığını söyledi: “Merkez bankası siyasi görüşmelerin sonunu beklemeden Yunanistan'ı finanse etmeyi sürdüremez. Aksi takdirde yetkilerini aşmış ve yasaları ihlal etmiş olur.”

Bayerische Landesbank'ın baş iktisatçısı Johannes Mayr, merkez bankasının kredi musluğunu kapatmasının siyasi baskının arttırılmasından farklı olmadığı görüşünde: “Kıbrıs krizi, Avrupa Merkez Bankası'nın hükümetleri pazarlık masasına oturtup reform kararı almaya zorlamaya elverişli araçlara sahip olduğunu göstermişti.”

Günde 60 euro limiti

Yunanistan'ın durumu ile paralelliklerin olduğu gözden kaçmıyor. Kıbrıs hükümetinin uluslararası kreditörlerle yaptığı görüşmeler de parlamentonun tasarruf tedbirlerini reddettiği 2013 yılına kadar uzamıştı. AMB'nin acil kredi yardımlarına son vereceğini duyurması üzerine Kıbrıs parlamentosunun direnci kırılmış ve tasarruf önlemleri kabul edilmişti.

Yunanistan henüz bu noktaya gelmedi. Ancak hafta sonundaki referandumdan ‘hayır' çıkarsa AMB'nin kredi yardımlarını durdurması sürpriz olmaz. Şimdilik bankalara hücumun önlenebilmesi için sadece sermaye hareketleri kontrol altına alınabilir ki Atina yönetimi de bu yola başvurdu. Kıbrıs'ta da sermaye transferi iki yıl kontrol edilmiş ve kısa süre önce kaldırılmıştı. Yunanlar hesaplarından günde sadece 60 euro çekebiliyorlar. Ancak Yunanistan içinde ve yurtdışına yapılan havalelerin kısıtlanması çok daha önemli.

Mayr, “Yurtdışına para havale etme imkânlarının daralması ekonomik açıdan çok büyük önem taşıyor. Yunanistan'daki banka, şirket ve özel şahıslar arasındaki havaleler de bu nedenle zorlaştırılmış oluyor. Para akışını kontrol altına almakla, zaten son derece kötü giden konjonktüre ek darbe indirmiş olunuyor” diyor.

Borç krizi aynı zamanda, tamamen çökmemesi için Yunanistan'a büyük kolaylık tanıyan kreditörlere karşı çıkılamayacağını da göstermiş oluyor.

Başbakan Aleksis Tsipras tasarruf taleplerini reddediyor ve Yunan halkından da aynı şeyi istiyor. Bayerische Landesbank baş iktisatçısı Johannes Mayr ise halkın başbakanın isteği doğrultusunda oy kullanacağını sanmıyor: Yunan seçmenin az farkla da olsa reformları kabul etmesini bekliyoruz. Halkın büyük çoğunluğu Euro'yu kaybetmek istemiyor. Sermaye hareketlerine getirilen sınırlamalar şimdiden olumsuz etki göstermeye başladı.”

Baader Bankası analisti Robert Halver, referandumdan ‘hayır' çıkmasının devlet iflası ve Euro'yu kaybetme tehlikesini arttıracağını, ancak son derece üzücü de olsa bunun Euro Bölgesi açısından trajik sonuç doğurmayacağını belirtiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Andreas Becker