Ya SPD tabanı ‘hayır’ derse…? | Almanya | DW | 07.02.2018

Yeni DW ile tanışın

Yeni DW'nin beta sürümüne herkesten önce göz atın. Görüşünüzü bize bildirerek yeni DW'yi daha da geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.

  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

Almanya

Ya SPD tabanı ‘hayır’ derse…?

Almanya’da CDU/CSU ile SPD arasındaki koalisyon görüşmeleri sonuçlandı. Ancak koalisyonun kurulabilmesi için bir aşama daha kaldı: SPD tabanının da anlaşmayı oylaması gerekiyor. Peki, oylamadan “hayır” çıkarsa ne olacak?

İki Almanya'nın birleştiği 1990 yılında Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) toplam üye sayısı bir milyonu buluyordu. Günümüzde bu sayı 463 bine kadar gerildi. Ancak şimdi tüm gözler bu üyelere çevrildi. Partililer birbirlerine "yoldaş" diye hitap ediyor. Peki, yoldaşlar, Hristiyan Birlik partileriyle kurulacak bir koalisyona gerçekten de yoldaşlık edecek mi?

Kararı parti tabanı veriyor

Tıpkı dört yıl önce olduğu gibi büyük koalisyonun kurulmasına dair sözleşmeyi onaylayıp onaylamama yetkisi yine SPD tabanına ait. 6 Şubat 2018 tarihine kadar parti üye olan yeni üyelerin de oy hakkı bulunuyor. Tabanda, Birlik partileri ile koalisyona karşı çıkan ve küçümsenmemesi gereken bir kitle var. Bu grup, haftalardır "Büyük koalisyona hayır” propagandası yürütüyor. 21 Ocak'ta yapılan oylamada az bir farkla koalisyon görüşmeleri yapılmasına onay çıkmıştı. Ancak yeni üyelerin eğilimleri konusunda SPD yönetimi hiçbir tahminde bulunamıyor.

2013 yılındaki genel seçimlerin ardından varılan büyük koalisyon mutabakatına SPD tabanının yüzde 76'sı onay vermiş ve hükümet kurulabilmişti. Ancak bugünkü tablo çok daha farklı görünüyor. Pek çok üye, üzerinde mutabakat sağlanan koalisyon sözleşmesinde SPD'nin taleplerinin çoğunun yer almadığını düşünüyor. Bunlar arasında mültecilerin aile birleşimi ve sağlık sistemiyle ilgili düzenlemeler başta geliyor. Ayrıca Genel Başkan Martin Schulz'un daha önce sarfettiği "Kesinlikle koalisyon hükümetinde yer almayacağız. Halk bize ana muhalefet görevi verdi” ve "Merkel'in başkanlık ettiği bir kabinede görev almayacağım” şeklindeki sözlerinden çark etmesini de içine sindiremiyor. Son yapılan kamuoyu yoklamaları, Schulz başkanlığındaki SPD'nin seçmen nezdinde de hızla güven ve itibar kaybettiğini ortaya koyuyor. Seçmen desteğinin azalmaya devam etmesi, bir zamanların şanlı kitle partisini bir anda varolma mücadelesine sürükleyebilir.

Hayır çıkarsa ne olur?

Bu endişenin en çok hâkim olduğu kesim, kısaca "Jusos” (Genç Sosyalistler) olarak adlandırılan SPD Gençlik Örgütü. Bu yüzden de büyük koalisyona "hayır" çağrısını en yoğun şekilde Genç Sosyal Demokratlar yapıyor. "Asgari müştereklerde mutabakat siyaseti” olarak tanımladıkları stratejiye artık tahammülerinin kalmadığını haykırıyorlar. Son derece mahir bir hatip olan Jusos Başkanı Kevin Kühnert "Demokrasi, farklı siyasi cephelerin münakaşası ile canlı kalır. Büyük koalisyon hükümetinde ise böyle bir münakaşa neredeyse hiç yaşanmıyor” diyor. Kühnert, büyük koalisyona karşı çıkan cephenen önde gelen isimlerinden biri.

Peki, gerçekten de SPD tabanı "hayır” oyu verir ve koalisyon kurulamazsa ne olur? Bu soruya genelde "erken seçim yapılır” şeklinde cevap veriliyor. Ancak erken seçim kararı almak o kadar da basit değil. Federal Meclis'in kendi kendini feshetmesi ya da Angela Merkel ve Martin Schulz'un erken seçim kararı alması Anayasa'ya göre mümkün değil.

Landesparteitag der SPD Sachsen-Anhalt Kevin Kühnert

Jusos Başkanı Kevin Kühnert

Önce Başbakan seçilecek

Bu yetkinin tek sahibi Cumhurbaşkanı. SPD tabanı gerçekten de büyük koalisyonu reddederse o zaman gözler Frank-Walter Steinmeier'e çevrilecek. Anayasa gereği Cumhurbaşkanı, Federal Meclis'e bir Başbakan adayı sunmak zorunda. Bu aday da muhtemelen Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel olacak. 709 milletvekilin oy kullanacağı gizli oylamada Başbakan adayının mutlak çoğunluğu sağlaması gerekiyor. Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinde bütün Başbakan adayları, ilk turda bu çoğunlu elde etmeyi başardı. Buna Angela Merkel de dâhil. Ancak iki kez koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olması durumunda, Merkel'in ilk turda mutlak çoğunluğu elde etmesi zor olabilir.

Eğer Cumhurbaşkanı'nın önerdiği isim seçilemezse o zaman 14 günlük bir süre başlıyor. Bu sürede Meclis bünyesinde bir Başbakan adayı belirlenecek Mutlak çoğunluk şartı bu aday için de geçerli. Eğer öngörülen süre içinde Başbakan yine mutlak çoğunlukla seçilemezse, Anayasa'nın 63'üncü maddesi uyarınca Başbakan adayının salt çoğunluk elde etmesi yeterli olacak.

Libanon Bundespräsident Frank-Walter Steinmeier in Beirut

Erken seçim konusunda yetki Cumhurbaşkanı'nda

Azınlık hükümeti ya da erken seçim

Bundan sonraki sürece ilişkin Cumhurbaşkanı'nın önünde iki seçenek yer alıyor: Azınlık hükümeti ya da erken seçim. Eğer azınlık hükümeti kurulması yönünde karar verirse, seçilen Başbakan adayına kabine oluşturma görevini veriyor. Kurulacak hükümet, siyasi icraatları için her defasında gerekli meclis çoğunluğunu bulmak zorunda. Ancak bu hayli zahmetli bir süreç. Eğer Cumhurbaşkanı, azınlık hükümetinin ülke menfaatine olmadığına kanaat getirirse Federal Meclis'i feshederek ülkeyi 60 gün içinde erken seçime götürmek zorunda.

SPD yönetimi henüz erken seçim ihtimalini telaffuz etmekten kaçınıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarını daha da artırarak Sosyal Demokratları geride bırakması korkusu. Yönetim, olumsuz havayı dağıtmak için parti içindeki tartışmaların eksenini "evet-hayır”çekişmesinden ziyade "Kabinede hangi koltukları almalıyız?” sorusuna kaydırmaya çalışıyor.     

Nina Werkhäuser

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Reklam