1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ver yetkiyi, gör etkiyi…

Türkei Banu Güven
Banu Güven
17 Nisan 2022

"Erdoğan, 9 Temmuz 2018’den bu yana 5 bin 420 karara imza attı. O gün bugündür kaderimiz tek kişinin imzasına bağlı." Banu Güven, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kabulünün 5'inci yılında DW Türkçe’de yazdı.

https://www.dw.com/tr/ver-yetkiyi-g%C3%B6r-etkiyi/a-61499964
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanFotoğraf: Murat Cetinmuhurdar/Turkish Presidency/Handout/AA/picture alliance

16 Nisan 2017'de, bundan tam 5 yıl önce bir Pazar günü, yaklaşık 50 milyon seçmen Türkiye'nin kaderini belirleyecek tercihi yapmak üzere sandığa gitti. Erdoğan'ın "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" adını verdiği, eşi benzeri olmayan rejim değişikliğine "evet" ve "hayır" diyenler tam olarak iki kampa ayrılmıştı. Günün sonunda Türkiye'nin kaderi 1 milyon 379 bin oy farkla değişti. Yüksek Seçim Kurulu'nun yasada yasak olmasına rağmen, AKP'nin başvurusu üzerine geçerli saydığı mühürsüz oy pusulası ve zarflarının sayısı ise hiç belirlenemedi. CHP'ye göre 2,5 milyon oy bu şekilde şaibeliydi ve seçimin tekrarlanması gerekiyordu, ama Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bu talebi reddetti. Bu arada oy vermeyen seçmen sayısı da 8 milyon kadardı. Türkiye'nin kaderi işte böyle az bir farkla, bir gecede değişiverdi.

Banu Güven
Banu GüvenFotoğraf: Privat

Memleketin kaderi bir referandumla değişse de, bu yolun taşlarını teker teker hesaplayarak döşemiş biri vardı. Recep Tayyip Erdoğan, 1993'te, Refah Partisi'nin İstanbul İl Başkanı'yken verdiği bir mülakatta, başkanlık sistemini "Bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bir tavsiyesi" olarak nitelemişti. İktidarda kaldığı süre içinde parlamenter sistemin hedeflerine ulaşmasında engel oluşturduğunu görünce, yerli ve milli, yani kurallarını kendisinin belirlediği bir başkanlık sistemi icat etti. Adına da, kendisiyle çelişkiye düşmemek için, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" dedi. Erdoğan, 16 Nisan 2017'de şaibelerle hatırlanacak bir referandumun ve 24 Haziran 2018 seçiminin ardından hayal ettiği iktidara kavuştu. Mehteran eşliğinde büyük bir konvoyla, artık Beştepe olarak anılan eski Atatürk Orman Çiftliği arazisinde, şaşaası çok da göze batmasın diye adına "külliye" denen saraya intikal etti. O gün bugündür, kaderimiz tek kişinin imzasına bağlı şekilleniyor.

Hayal ettiği Cumhuriyet'i yaratmak için dur durak bilmeden çalışan Erdoğan, yeni sistemin cumhurbaşkanı olarak göreve geldiği 9 Temmuz 2018'den, referandumun 5'inci yıldönümü olan 16 Nisan 2022'ye kadar tam tamına 5 bin 420 karara imza attı. Atama ve görev süresi uzatmaya dair imzaladığı karar sayısı 2 bin 73'tü. Bu beş yıl içinde ayrıca 98 kararname ve 85 genelge çıkardı.

Erdoğan, üzerinde yerleşim yeri olan orman alanlarını, orman sınırları dışına çıkarılmasına da karar veriyor, Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu'nun nasıl toplanacağına da. Merkez Bankası başkanlarını ya da maliye bakanlarını, tabiri caizse bozuk para gibi harcıyor, üniversitelere seçim falan yaptırmadan istediği rektörü atıyor. "Basın ve Yayım Faaliyetleri" başlıklı genelge yayınlayıp, "Yabancı içeriklerin uyarlaması şeklinde ekranlara gelen televizyon programlarının toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar ivedilikle atılacak" diye talimat da veriyor, din eğitiminin yaygınlaşması için kararname de imzalıyor.

Tek kişinin imzasıyla

Bu sistemin ne denli antidemokratik olduğunu en iyi anlatan Cumhurbaşkanı kararı, herhalde 20 Mart 2021 tarihli 3718 numaralı karardı. Erdoğan, Türkiye'yi TBMM'de onanan İstanbul Sözleşmesi'nden tek cümle ve tek imzayla çekip çıkardı: "Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3'üncü maddesi gereğince karar verilmiştir." Nokta. Kadınların mücadelesinin en önemli kazanımlarından biri, bir erkek tarafından bir gecede işte böyle silinmek istendi. Erdoğan, bu sözleşmede kendisini tam olarak neyin rahatsız ettiğiniyse hiçbir zaman açıkça dile getirmedi.

Erdoğan'ın, Türkiye için hayal ettiği değişimi yansıtan kararlarından biri de, Ayasofya'yı ibadete açan kararıydı. Danıştay 10. Dairesi'nin, Ayasofya'yı müzeye dönüştüren 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesinin ardından, Erdoğan burayı cami olarak ibadete açtı. Danıştay 10. Dairesi'nin Erdoğan ve AKP'ye yakın isimlerden oluştuğu haberlere konu oldu.

Yargıyı dizayn etmek

Erdoğan'ın kurduğu sistemde yargının siyasallaşmış olduğu bir kanaat değil, tespit. Pek yakında Anayasa Mahkemesi'nin tüm üyeleri de, doğrudan ve dolaylı olarak, onun tarafından belirlenen kişilerden oluşabilir. Şöyle ki, bu sisteme göre, partili Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi'nin 4 üyesini doğrudan belirliyor. Mahkemenin 3 üyesi de, TBMM tarafından seçiliyor, yani bugünkü durumda çoğunluğu elde bulunduran AKP-MHP ittifakı burada belirleyici oluyor. Yüksek mahkemenin diğer 3 üyesi, Cumhurbaşkanı'nın atamış olduğu YÖK üyeleri tarafından Cumhurbaşkanı'nın onayına sunuluyor. Son olarak, 5 üye de Yargıtay ve Danıştay'ın gösterdiği adaylar arasından yine Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Buyurun size tepeden tırnağa Recep Tayyip Erdoğan onaylı bir Anayasa Mahkemesi.

Bir seçimin kaderi

HDP'nin kapatma ve 451 HDP'liye siyaset yasağı davası da Anayasa Mahkemesi'nin önünde. Onbeş üyeli Anayasa Mahkemesi'nde bugün itibariyle 8 üyenin çoğunlukla Erdoğan'ın tercihleriyle uyumlu kararlara imza attığını görüyoruz. Ekim 2022'de de, daha ziyade özgürlükler lehinde oy kullanan bir hâkimin, Hicabi Dursun'un görev süresi bitiyor. HDP'nin ve bir seçimin kaderini belirleyecek karar, muhtemelen Erdoğan'ın Dursun'un yerine yapacağı son atamadan sonra, 2023 seçiminden hemen önce çıkacak. Parti kapatmaların Anayasa Mahkemesi'nden üçte iki çoğunlukla geçebildiğini hatırlatalım. 2024'te mahkeme başkanı Zühtü Arslan'ın da görev süresinin dolmasıyla, Erdoğan'la ahenk içinde hareket eden bir Anayasa Mahkemesi ortaya çıkabilir. Tabii Erdoğan 2023 seçimini hayal ettiği gibi kazanırsa.

Yazdıklarım, bu 5 yılda yaşadıklarımızın çok küçük bir kısmı, biliyorum. İşin ekonomi kısmına hiç değinmedim bile. 2023'ün yazdığım ve sizlerin de bunlara ekleyebileceği birçok nedenle Türkiye'nin kaderindeki en önemli kırılma noktası olacak. 2023 Haziran'ında, sistem yürürlüğe girdikten tam 5 yıl sonra, memleketçe köprüden son çıkışa gelmiş olacağız. Bugüne kadar gördüklerimize kim bilir neler eklenmiş olacak.

Türkei Banu Güven
Banu Güven Gazeteci ve TV moderatörü. Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeler üzerine yazılar kaleme alıyor.