TSK’nın geleceği ne olacak? | TÜRKİYE | DW | 29.07.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

TSK’nın geleceği ne olacak?

TSK, ordudaki ihraçların süreceğini komuta kademesinin yerini koruduğu YAŞ’tan sonra açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay ile MİT’in kendisine bağlanmasını istiyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhuriyet tarihinde ilk kez sivil siyaset eliyle ordudan geniş çaplı bir tasfiye operasyonu yürütülüyor. Orduda terfi ve tayinlerin görüşüleceği YAŞ öncesinde 149’u general olmak üzere 1684 asker TSK’dan ihraç edildi. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı sonrasında komuta kademesinde değişiklik yaşanmadığı görüldü.

YAŞ’ın hemen arkasından TSK’nın ‘ihraçlar sürecek’ açıklaması yapması, dikkatleri bir kez daha orduda yaşanacaklara çevirdi. Jandarma ve Sahil Güvenlik komutanlıklarının İçişleri Bakanlığı’na bağlanması üzerinde değerlendirmeler sürerken, TSK için nasıl bir yapı öngörüldüğüne ilişkin en ilginç açıklama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, “Kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı’na, Genelkurmay ve MİT de Cumhurbaşkanlığı’na bağlansın” önerisini kimi milletvekilleriyle paylaştı. Peki, 15 Temmuz sonrası Türk ordusunda yaşanan büyük tasfiye ordunun geleceğini nasıl etkileyecek? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerileri ne anlama geliyor?

"TSK'yı zaafa uğratabilecek bir öneri"

TSK’ya danışmanlık hizmeti de sunan stratejist Ercan Çitlioğlu DW’nin sorularını yanıtlarken “Genelkurmay ile MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması önerisi TSK’daki emir-komuta zincirini ve güç birliğini ciddi anlamda zaafa uğratabilecek bir öneridir. Ben bunu zihinsel bir egzersiz niteliğinde değerlendiriyorum. Genelkurmay’ın ayrı, kuvvet komutanlıklarının ayrı makamlara bağlanması TSK’da dağınıklık yaratır. Hem böylesi yapılanma tartışmalarını yapmak için henüz çok erken” diye konuştu.

Çiftioğlu 15 Temmuz için “darbe ötesi girişim” derken, “Çünkü bu, bizim bildiğimiz darbe girişimleriyle doğrudan örtüşmüyor. Ordudaki tasfiyeler doğal ve gerekli ancak bunların TSK’nın operasyonel kabiliyetini ve moral-motivasyonu olumsuz etkilediği de dikkate alınmalı. Darbecilerler, darbeye karşı çıkanlar adil bir biçimde birbirinden ayrılmalı” değerlendirmesi yaptı. Çitlioğlu’na göre YAŞ kararlarıyla komuta kademesinin değiştirilmemiş olması da ‘doğru ve yerinde’ bir karar. “Bu süreçte siyasilerin kamuoyunu yatıştırıcı açıklamalar yapması şart” görüşündeki Çitlioğlu, “Komuta kademesi değişmiş olsaydı komutanlar da darbenin içinde algısı yaratılmış olurdu. Zaten askeri personelinin yüzde 40’ını kaybetmiş bir TSK var. Bu motivasyonu daha da düşürmemek gerekir. Fethullah Gülen bağlantılı askerlerin tamamen temizlenmesi sürecinde yepyeni kararlar almak orduya daha çok zarar verir. Tamamen temizlik yapıldıktan sonra kimi subayların da kendi inisiyatifleriyle emekli olmalarının önü açılmalıdır” önerilerinde bulundu.

“Osmanlı İmparatorluğu gibi çökersiniz”

Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı, Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş da TSK’da yeniden yapılanmayla ilgili kamuoyuna öneri getirmenin ‘yersiz ve zamansız’ olduğunu düşünüyor. Karakuş, DW’ye bunun nedenini açıklarken, “Şu anda kimsenin yapılanmayla uğraşacak zamanı yok. Türkiye terör tehdidi altındayken nasıl anayasa değişikliği ya da başkanlık sistemi tartışmalarının yersiz olduğunu söylüyorsak, bugün de gözler TSK’nın gücüne, caydırıcılığına çevrilmişken yapılanmayla uğraşmanın yersiz olduğunu söylüyoruz” diyor. “Fethullah örgütü neden güç kazandı, devletin tüm birimlerine nasıl sızdı? Zamanında bunlar temizlenecekken, neden temizlenmedi? Herkes şimdi uyarıları dinlesin ve orduyu doğru düzgün örgütlerden temizlesin” diyen Karakuş, şöyle konuştu:

“15 Temmuz’da en büyük darbeyi ordu gördü. Aynı komuta heyeti görevini sürdürüyorsa otursunlar, temizlik işlerine yoğunlaşsınlar. Pilotsuz kalmış bir ordudan söz ediyoruz. TSK’nın kendini toplaması ancak 5-6 yıl sürer. Şu anda en önemli konu, askeri okulların kapatılması, komutanlıkların bir yerden alınıp, bir yere bağlanması falan değildir. İçişleri Bakanlığı’na bağlanmış 170 bin güçlük bir Jandarma, herhangi bir savaş durumunda Kara Kuvvetleri’ne destek olabilecek midir? Hayır. Böyle bir kuvveti polis gücüne dönüştürdüğünüzde güçsüz kalırsınız. TSK’nın yaralarını nasıl saracaksınız? TSK’yı Fethullah örgütünden nasıl temizleyeceksiniz? Temizlerken adil olmak zorundasınız. Eğer TSK’yı zayıflatırsanız Osmanlı İmparatorluğu gibi çökersiniz.”

“Bütünlüğe dikkat”

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (Bilgesam) Başkanı Prof. Atilla Sandıklı da, TSK’da yeniden yapılanmanın bir bütünlük içinde ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Sandıklı DW’ye “Şu an Türkiye’de sağlıklı değerlendirme yapılacak bir ortam yok” derken, MİT ve Genelkurmay’ın Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmasının parlamenter demokrasi dışı olduğunu, sistem tartışmalarıyla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlamak gerek. Sistemi değiştirmeden, siz birimlerin yapısında değişikliğe giderseniz sıkıntı olur” değerlendirmesini yaptı. Sandıklı, darbeyle ilişkisi olanların cezalandırılırken, ordunun yapısının zarar görmesinin Türkiye’yi inciteceğini, caydırıcılığını azaltacağını söyledi ve “TSK’nın bölgesel konumu-saygınlığı çok yara aldı. Moral ve motivasyonu düştü. Tasfiyeler sağduyuyla ve adil bir şekilde yapılmalı. Aksi durumda hem terör örgütlerine hem Türkiye üzerinde kötü çıkarlar besleyenlere koz vermiş olursunuz. Siyasetçilerden beklenen sağduyu ve olgunluktur” dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü

Önerdiğimiz linkler

Reklam