Tsipras′ın 100 günlük bilançosu | AVRUPA | DW | 06.05.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Tsipras'ın 100 günlük bilançosu

Yunanistan'da Aleksis Tsipras başbakanlık koltuğuna oturalı tam yüz gün oldu. Verilen sözlerin birçoğu bu ilk 100 günde yerine getirilmedi.

Solcu başbakanın ilk icraatı bile tepkilere yol açmıştı. 25 Ocak'ta seçim sonuçları açıklandıktan bir kaç saat sonra Tsipras, sağ popülist Bağımsız Yunanlar (ANEL) partisiyle koalisyon kuracaklarını açıklayınca seçmenleri de bir hayli şaşırmıştı. Atina'da sağ ve sol kanattaki iki popülist parti, AB, IMF ve Avrupa Merkez Bankası'ndan oluşan "ortak düşman" Troyka'ya karşı birlik oldu.

Koalisyonun ortak hedefi ise tasarruf politikalarına son vermekti. Bu bağlamda asgari ücret 751 euroya çıkarılacak, vergiden muaf gelir sınırı 12 bin euro olacaktı. Tek tip konut vergisi de kaldırılacaktı. Ayrıca kurtarma programının yeniden müzakere edilmesi vaat ediliyordu. Yeni Maliye Bakanı Yanis Varufakis, "Avrupalı partnerlerimize reddedemeyecekleri bir teklif yapacağız" diye açıklamalarda bulunmuştu.

100 gün sonra ortaya çıkan tabloya bakıldığında ise bambaşka bir manzara ile karşılaşılıyor. Yunanlılar halen iflasın eşiğindeler. Asgari ücret zammı 2016'ya ertelendi. Konut vergisi olduğu gibi kaldı.

Syriza partisinden Avrupa Parlamentosu Milletvekili Kostas Hrisogonos ise iyimser. Bardağın dolu tarafından baktığını söyleyen politikacı, yoksullukla mücadelede ivedilikle harekete geçilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ayrıca vergi borçlarının tahsilinde sürenin uzatılması da ona göre yeni hükümetin bir başarısı. Üç ayda başarı elde etmenin güç olduğunu ifade eden Hrisogonos, Syriza'nın dört yıllığına seçilen bir hükümet olduğu gerçeğinin görmezden gelinmemesi gerektiğine işaret ediyor. Kreditörlerin de bu gerçeği bilmeleri gerektiğinin altını çiziyor.

'Başka partnerler aradı'

Atina merkezli düşünce kuruluşu Eliamep'ten Yorgo Tsogopulos ise farklı düşünüyor. Tsogopulos "Başbakan Tsipras 100 günde sürekli alternatif kreditörler aradı. Rusya, Çin hatta İran söz konusu oldu. Sonuçta başarılı olamadı ve mevcut kreditörlerle yapılan anlaşmaları uygulamaktan başka çaresinin olmadığını anladı" diyor.

Tsipras şubat başında Kıbrıs'a yaptığı ziyaretle tasarruf politikası karşısında bir AB cephesi oluşturmak için hararetli bir gezi programı başlattı. Ardından Roma'ya, Paris'e ve Brüksel'e gitti. Ama bunda da başarılı olamadı. Bu sırada Maliye Bakanı Varufakis AB'ye yönelik sert söylemlerini sürdürüyordu.

Ekonomist ve yayıncı Makis Andronopulos izlenen bu stratejilerin yanlış olduğunu vurguluyor. Kreditörlerle yapılan görüşmelerde izlenen tutum nedeniyle hükümetin yapılabilecek en büyük hataları yaptığını söyleyen uzman, provokatif söylemlerle bir başarının elde edilemeyeceğini kaydetti. Buna karşın Tsipras'a güvendiğini söyleyen Andronopulos, "Ama artık sol aşırılık yanlısı tutumlarından uzaklaşmalı" diye konuşuyor.

Parti içi muhalif tavırlarıyla da bilinen Çevre ve Enerji Bakanı Panayotis Lafazanis ise özelleştirmeye karşı takındığı tavır nedeniyle en başta dikkat çekmişti. Ancak Rus yatırımcılara bir istisna yaparak, Moskova'yla enerji politikasında sıra dışı işbirliklerine gideceğini açıkladı. Kısa süre sonra Tsipras Moskova'ya giderek, Putin'le bu konuyu görüştü. Lafazanis kısa süre önce bir gazeteye verdiği demeçte, "Eğer sert tedbirleri alamayacaksa hükümet derhal geri çekilmeli" diyerek bir kez daha adından söz ettirdi.

Referandum gündeme gelebilir

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Kostas Hrisogonos ise bu görüşe katılmıyor. "Biz hükümeti sorumluluğunu yerine getirmek üzere devraldık. İade etmek için değil" diyen Hrisogonos, parti içindeki muhalif seslere de anlayış gösteriyor. Yeni hükümetin birbirinden farklı düşünen insanlardan oluştuğunu ifade eden Yunan parlamenter, sonuçta bağlayıcı kararları partinin en üst düzeydeki yöneticilerinin aldığını ve burada hükümeti bağlayan kırmızı çizgilerin de belirlendiğini söylüyor. Ancak bazı partililer, kreditörlerle pazarlıkların sonuçsuz kalması durumunda söz konusu kırmızı çizgiler nedeniyle referanduma gidilmesi gerektiğini dile getiriyorlar.

Anayasa hukukçusu olan Hrisogonos göreve gelir gelmez referandum konusunu gündeme taşımıştı. Şu sıralarda Başbakan Tsipras'ın da bu düşünceye soğuk bakmadığını söylemek mümkün. Ancak siyaset uzmanı Yorgos Tsogopulos'a göre bu bağlamda yapılacak bir referandum sonuç vermeyecek. "Tüm anketler Yunanların kreditörlerle ölçülü bir uzlaşıya varmak istediğini gösteriyor" diyen Tsogopulos, Yunan hükümetinin seçim vaatlerini yerine tam olarak yerine getirmemesi durumunda bile halkın bu niyetini koruyacağını vurguluyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Yannis Papadimitriu / Atina

Reklam