Türkiye′ye basın özgürlüğü uyarısı | AVRUPA | DW | 08.03.2011
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Türkiye'ye basın özgürlüğü uyarısı

Ergenekon soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklanması Avrupa Birliği’nde tepkiye yol açtı. Türkiye'de ifade özgürlüğü konusunda yaşanan sorunlar AP'de bugün oylanacak Türkiye raporuna yansıtılıyor.

default

Avrupa Birliği'nde, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterleriyle uyumlu bir ülke olduğuna olan inanç azalıyor. Bugün oylanacak Türkiye raporuyla ilgili olarak dün Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda yapılan oturumda söz alan AP'nin Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten, ifade ve basın özgürlükleri konusuna özel olarak değindi ve “ifade özgürlüğü alanının daraltılmasının bir ülkenin kültürünün daraltılmasıyla aynı manaya geleceğini” dile getirdi.

Oomen-Ruijten, oturum paralelinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin şu anda Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmeyen bir ülke olduğunu söyledi.

Füle m edya üzerinde baskı dan sözetti

AP'nin Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten

AP'nin Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten

Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle ise Türkiye’de gazetecilere yönelik son eylemleri endişe verici bulduklarını söyleyerek, “medya üzerinde baskı olduğundan” söz etti. Basın özgürlüğünün, hür ve bağımsız bir tartışma ortamı anlamına geldiğine vurgu yapan Füle, Ankara’ya ifade ve basın özgürlüğü konularında adres olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını gösterdi.

Türkiye destekçileri tepkili

Oturumda söz alan ve geleneksel olarak Türkiye’nin üyelik perspektifine sıcak bakan Sosyalist, Liberal ve Yeşiller gruplarının sözcüleri de gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaları eleştiren konuşmalar yaptılar.

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanlığı görevini yürüten Yeşiller Grubu üyesi Fransız parlamenter Helene Flautre, “can alıcı bir konu olan ifade ve medya özgürlüğünün adalet özgürlüğünü de kapsadığına” vurgu yaptı. Flautre, yapılacak oylamada sunacağı bir değişiklik önergesinde, son olarak gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyecek.

AP’nin sayıca en önemli iki grubu olan Hıristiyan Demokratların (EPP) Başkanı Fransız parlamenter Joseph Daul ile Sosyalistlerin (S&D) Başkanı Alman parlamenter Martin Schulz da oturum öncesi düzenledikleri basın toplantılarında, Türkiye'de gazetecilerin gözaltına alınmasını eleştirdiler.

Sansür ve otosansür endişe verici

Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle

Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle

Türk hükümetine basın özgürlüğü ilkelerine saygı duyması çağrısında bulunan AP taslak raporunda, basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun “vazgeçilmezi” olduğu belirtilip, yargının basın özgürlüğünün korunması ve kuvvetlendirilmesinde rol oynaması gerektiğine atıf yapılıyor.

Raporda, Türkiye’de basın özgürlüğünün giderek kötüleşmesinden duyulan kaygı dile getiriliyor. Karar metninde, sansür ve otosansürün Türk medyasında giderek yaygınlaştığı ve endişe verici olduğu da vurgulanıyor.

Türkiye’de medyanın bağımsızlığı, sermaye yapısı ve idari kontrolü konularında yeni yasal düzenleme gerektiğini savunan AP, radyo-televizyonla ilgili son yasal düzenlemeyi ticari açıdan olumlu bulurken, bazı yayınların yargı izni olmaksızın “ulusal güvenlik” adına kesilebilecek olmasını “endişe verici” olarak tanımlıyor.

İnsan hakları ihlallerini açığa vuran gazetecilere yönelik cezai soruşturmaların da eleştirildiği raporda, “düşüncelerin cezalandırılması Türkiye’de insan haklarının korunması önünde başlıca engellerden birini oluşturmaktadır” ifadelerine yer veriliyor. Raporda, ifade ve toplantı özgürlüklerine yönelik “orantısız sınırlamaların” da “üzüntü verici” olduğu kaydedilip, Ceza Kanunu'nun 301, 318 ve 220'inci maddeleri ile Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 maddesinin ikinci fıkrasının ifade özgürlüğü önünde engel teşkil ettiği belirtiliyor.

Polis aşırı güç kullanıyor

Gösteri ve örgütlenme özgürlüklerine saygı duyulmadığının da not edildiği raporda, polisin son zamanlarda üniversite öğrencilerinin gösterilerini aşırı güç kullanarak bastırması kınanıyor.

Rapor, “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarına atıfta bulunup, Türkiye’de makul sürede yargılanma olmaması ve aşırı tutukluluk sürelerinin “kaygı verici” olduğunu not ediyor. Tüm zanlılar için yargı güvencesi isteniyor. Yargıtay’ın anayasal düzene karşı işlenmiş suçlarda geçici tutukluluk süresini 10 yıla kadar çıkaran hükmünün eleştirildiği raporda, bu konuda yasal mevzuatın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle uyumlu hale getirilmesi talep ediliyor.

“Dink'in katillerini koruyan yapay engeller”

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanlığı görevini yürüten Yeşiller Grubu üyesi Fransız parlamenter Helene Flautre

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanlığı görevini yürüten Yeşiller Grubu üyesi Fransız parlamenter Helene Flautre

Avrupa Parlamentosu, AİHM’nin 14 Eylül 2010 tarihli Hrant Dink davası kararına rağmen, “Dink’in gerçek katilleri ortaya çıkmasın diye Türk devleti içindeki unsurların yarattığı yapay engellerden duyduğu endişeyi” de dile getiriyor.

Türkiye'ye, devam etmekte olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dönem başkanlığını fırsat bilip Avrupa Konseyi değerlerine olan bağlılığını göstermesi çağrısında bulunulan raporda, Türk hükümetine Avrupa Ulusal Azınlıkları Koruma Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek protokolleri imzalayıp onaylaması çağrısında bulunuluyor.

PKK terörü kınanıyor, demokratik açılım isteniyor

Raporda PKK terörü de net ifadelerle kınanıyor, ancak Kürt sorununa barışçıl çözüm için demokratik açılımın yeniden canlandırılması isteniyor. AP bu alandaki çabaların, Kürt dilinin siyasal ve kamusal planda ve eğtimde kullanılması, terörle mücadele yasasının değiştirilmesi, ifade ve örgütlenmeyle ilgili hakların güvence altına alınması, yerlerinden edilmiş şahıslarla ilgilenilmesi ve Güneydoğu’daki ekonomik ve sosyal durumun iyileştirilmesi etrafında yoğunlaşması önerisinde bulunuyor. Diyarbakır’da devam eden KCK davası ise raporda “yasal siyasal faaliyetlerin ihlali” olarak yorumlanıyor.

Eşcinsel düşmanlığıyla mücadele çağrısı

Türkiye’de namus cinayetleri, aile içi şiddet vakaları ve zorla evlendirilmelerin artışta olduğuna işaret edilen raporda, Türk hükümetinden eşcinsel düşmanlığına karşı mücadele etmesi ve TSK’nın eşcinselliği “psikoseksüel hastalık” olarak nitelemesini engellemesini de isteniyor. AP askerliğe alternatif sivil veya sosyal bir hizmet yaratılmasını da istiyor.

Kıbrıs eleştirisi

Helene Flature Flautre, yapılacak oylamada sunacağı bir değişiklik önergesinde, son olarak gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyecek.

Helene Flature, yapılacak oylamada sunacağı bir değişiklik önergesinde, son olarak gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyecek.

AB-Türkiye ilişkilerinin önemli parametrelerinden olan Kıbrıs sorunu konusunda ise AP bir kez daha tüm sorumluluğu Ankara’nın omuzlarına yüklüyor ve Türk hükümetine, “adada devam eden müzakerelere elverişli bir ortam yaratılması amacıyla Kıbrıs’tan Türk askerlerini derhal çekmesi” çağrısında bulunuyor.

Raporda, AB ile Türkiye’nin vize konusunda ancak iki taraf arasında imzalanan geri kabul anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından müzakereye başlayabilecekleri vurgulanıp, müzakerenin öncelikle iş adam ve kadınları ile üniversite öğrencilerini kapsaması gerektiği görüşü dile getiriliyor.

AP, geçen yılki raporunda olduğu gibi bu yıl da bir kez daha Türk hükümetine, dış politikasını AB ile uyumlu yürütmesi çağrısında bulunuyor.

© Deutsche Welle Türkçe


Haber: Kayhan Karaca / Strasburg

Editör: Değer Akal

Önerdiğimiz linkler