SZ: Balkondaki yalnız Cumhurbaşkanı | BASIN | DW | 03.04.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

BASIN

SZ: Balkondaki yalnız Cumhurbaşkanı

31 Mart yerel seçimleri, Alman komedyen Böhmermann'ın Erdoğan şiiri ile ilgili söyledikleri nedeniyle Merkel'e açtığı dava, DFB Başkanı Grindel'in istifası ve 2018 suç raporu öne çıkıyor.

Ses dosyasını dinle 04:52

03.04.2019 - Alman basınından özetler

Süddeutsche Zeitung yorumunda 31 Mart yerel seçimlerinde Erdoğan’ın yaptığı balkon konuşmasının bu kez diğerlerinden çok farklı olduğu görüşüne yer veriyor:

"Türkiye'deki seçim gecesinden geriye kalan önemli karelerden biri yalnız bir Cumhurbaşkanı. Recep Tayyip Erdoğan AKP'nin Ankara'daki genel merkezinin birinci katındaki, her seçimden sonra destekçileri tarafından etrafı sarılı şekilde ünlü 'balkan konuşmasını' yaptığı terasta... Ancak bu kez Erdoğan'ın yanında sadece siyah mantosu ve beyaz baş örtüsüyle eşi Emine var. Damadı Berat Albayrak, oğlu Bilal ve kızları eksik... Türkiye'nin batı ve güneyindeki önemli kent merkezlerini kaybetmek AKP için şok oldu. Hürriyet'in haberine göre Erdoğan balkon konuşmasından önce yakın çevresiyle üç saat boyunca muhalefetin bu kez nasıl olup da bu kadar başarılı olabildiğini görüştü."

Alman komedyen Jan Böhmermann, 2016 yılında televizyonda okuduğu ve ardından Almanya ile Türkiye arasında krize yol açan tartışmalı Erdoğan şiiri nedeniyle yine adalet makamlarına gidiyor. Böhmermann bu kez de şiiri hakkında yaptığı değerlendirmeden dolayı Almanya Başbakanı Angela Merkel’e dava açtı. Merkel şiiri "bilinçli olarak kırıcı bir metin” şeklinde tanımlamıştı. Münchner Merkur gazetesinin yorumunda hükümetin o dönemki duruşu eleştiriliyor:

"Oldukça zevksiz bir 'sövgü şiiri' üçüncü kez Alman yargısını meşgul ediyor. Ancak bu kez davalı konumunda bulunan -elbette sembolik olarak- başbakanın kendisi. Bu kez Angela Merkel'in, Erdoğan karşıtı hicvi, resmi statüsünü kullanarak 'bilinçli olarak kırıcı bir metin' olarak tanımlayıp tanımlamadığı açıklığa kavuşturulmaya çalışılacak. Mahkemenin de verdiği karar uyarınca Böhmermann davası çoktan sanat ve ifade özgürlüğünü savunan özgür bir ülkenin hükümetinin nasıl davranmaması gerektiğini gösteren bir ders haline dönüştü. Hükümetin bu konunun dışında durması hükümdara dalkavukluk etmek yerine konuyu yargıya bırakması gerekirdi."

Alman Futbol Federasyonu (DFB) Başkanı Reinhard Grindel, DFB Medya'nın Denetleme Kurulu Başkanı olarak 2016 ve 2017 yıllarında aldığı 78 bin euroya ilişkin bildirimde bulunmadığı ve pahalı bir kol saatini hediye olarak kabul ettiğine dair haberlerin medyada yer almasının ardından istifa ettiğini açıkladı. Fuldaer Zeitung kol saatinin sadece bardağı taşıran damla olduğu yorumunu getiriyor:

"Genelde olduğu gibi futbolda da üst düzey yöneticilerin koltuğunu bırakmasına neden olan ve bardağı taşıran son damla küçük olur. Grindel olayında bu pahalı bir saat oldu. Elbette tek başına saati kabul etmesi adını kötüye çıkarmazdı. Ancak DFB Başkanı o saati kara kaşı kara gözü için hediye almadığını bilmeyecek kadar saf olamaz. Grindel'ı içinde bulunduğu duruma sürükleyen 'cadı kazanı' DFB'nin iç işlerinden ziyade, bardağın dolmasına neden olan bundan önceki sayısız damla. Almanya'nın dünya kupasına Rusya'da veda etmesinin ardından yapılan zavallı halkla ilişkiler çalışmaları ve Özil ile Gündoğan'ın (Erdoğan' ile) çektirdikleri fotoğrafın ardından yapılan felaket kriz yönetimi iki kova dolusu suya eşdeğerdi. Böylesine bariz hatalar affedilmez."

Max Planck Yabancı ve Uluslararası Ceza Hukuku Enstitüsü (MPI) ve Alman Federal Emniyet Teşkilatı'nın (BKA) hazırladığı Almanya 2018 suç raporu yayınlandı. Rapora göre Almaya’da vatandaşlar oldukça güvenli bir hayat sürse de suç olaylarına yönelik korku giderek artıyor. Ludwigshafen'da yayımlanan Rheinpfalz gazetesinin yorumu şöyle:

"Doğru olan Federal Emniyet Teşkilatı'nın Max Planck araştırmacılarıyla birlikte 2012'den bu yana ilk kez yeniden tartışmaya ışık tutacak şekilde kurbanların görüşlerine yer vermiş olması. Çıkan sonuç ülkede güvensizliğin arttığı, ancak henüz endişe verici olmadığı yönünde. Dikkati çeken bir nokta ise özelikle kadınlar, Almanya'nın doğusunda yaşayanlar ve göçmenlerin kendilerini daha az güvende hissetmesi. Bu tip gelişmelere odaklanmak, karmaşık bir istatistiğin sadece sayılarına bakmaktan çok daha faydalı."

dpa,BW/HT

©Deutsche Welle Türkçe

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam