Syriza′ya radikal soldan gelen tehdit | AVRUPA | DW | 03.09.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Syriza'ya radikal soldan gelen tehdit

Yunanistan Başbakanlığından istifa ederek erken seçim yolunu açan Aleksis Tsipras’ın yeniden kazanacağı şüpheli. Önündeki tek engel eski bakanlarından Lafazanis’in kurduğu Halk Birliği partisi olmayacak.

Aleksis Tsipras, alacaklılarıyla kredi anlaşmasını imzaladıktan hemen sonra 25 sol milletvekili Syriza'yı terk edip kendi meclis grubunu kurdu. Halk Birliği (LAE) adlı yeni partinin genel başkanlığına da eski komünistlerden Panagiotis Lafazanis seçildi. Bir anda üçüncü parti durumuna gelen LAE, 20 Eylül'deki genel seçimlerde Yunan politikasının etkili aktörleri arasında girmeyi amaçlıyor.

Partinin önde gelenlerinden Kostas İsihos, sadece üçüncü parti olmak değil, aynı zamanda tasarruf politikasına kafa tutmak ta istediklerini söylüyor. İsihos, DW'ye verdiği demeçte, Yunanların yüzde 61'inin kreditörlerin tasarruf önerilerini ret ettiği 5 Temmuz referandumuna atıfta bulunarak, “Bu çoğunluk, genel seçimlerde de büyük bir sürpriz yapacaktır”, dedi.

Onun iyimserliğini bütün Atinalıların paylaştığı söylenemez. Siyaset bilimci Levteris Koussoulis, radikal solun meclise gireceğini ancak üçüncü parti olamayacağını söylüyor. Koussoulis'e göre tasarruf önerilerine karşı olan ve Tsipras'ın duruma göre yön değiştirmesini beğenmeyenlerin Halk Birliği'ne oy vermesi beklenebilir. Kamuoyu araştırmalarından net bir resim çıkmıyor. Kimi kuruluş, radikal solun yüzde on, kimi ise yüzde dört oranında oy alacağını söylüyor. Uzmanlar birkaç hafta önce kurulduğu için radikal sol grupların oy potansiyelini şimdiden kestirmenin zor olduğunu belirtiyorlar.

Parlamento Başkanı ve Syriza'nın sembol ismi Manolis Glezos da Halk Birliği'ne destek veriyor. İsihos, referandumda ret oyu kullanan ya da çekimser kalan Syriza milletvekillerinden de ümitli.

Yunanistan yeni bir yol mu aramalı?

Halk Birliği, AB ve IMF ile köprülerin atılıp, Drahmi'ye dönülmesini istiyor. Genel Başkan Lafazanis bir televizyon programında yıllar önce Tsipras ile birlikte alacaklılarla görüşmelerin kesilip Yunanistan'a yeni bir başlangıç fırsatı yaratmak istediklerini söyledi. Ancak Tsipras, başbakan olduktan sonra son anda fikir değiştirmiş ve seçim kampanyasında lanetlediği tasarruf programına onay vermişti. Aleksis Tsipras fikir değiştirmesine gerekçe gösterirken, “Tabancayı şakağıma dayayıp beni tuzağa düşürdüler” demişti. Syriza lideri bir seçim mitinginde, “Tuzaktan kurtulup mücadeleye devam edebilmek için başa çarem yoktu”, dedi.

Siyaset bilimci Levteris Koussoulis, Syriza'nın bölünmesinin mukadder olduğunu belirtti ve ekledi: “Syriza uzun süre aynı hedefe yönelen, günümüzde ise aynı çatı altında geçinemeyen iki farklı parti arasındaki ittifaktı. Böylesi daha iyi oldu. Şimdi radikal sol gerçek çehresini gösterecek, Drahmi'ye dönmeyi ve adeta komünist bir sistemi savunacak.”

Lafazanis, seçim programını önümüzdeki haftalarda açıklayacağını söylüyor. Halk Birliği'nin kurucularından Kostas İsihos, kendisi için Yunanistan'ın ekonomik egemenliğinin önemli olduğunu, tarım, turizm, ileri teknolojiler ve yenilenebilir enerjilere öncelik vereceklerini söyledi. Halk Birliği, aynı zamanda Yunanistan'ın borçlarının büyük bir bölümü için moratoryum ilan edip Euro Bölgesi mimari yapısının bir bütün olarak gözden geçirilmesine de çalışacak. İsihos, 14 Yunan havalimanının Alman Fraport şirketine devredilmesinin Yunanistan'ı himaye altına alınmış devlet durumuna düşürdüğünü vurguladıktan sonra şunları söyledi: “Yeni Süveyş Kanalı sayesinde Mısır ile Yunanistan arasındaki ticaret hacmi beşe katlanacak. Bundan da, hava ve deniz limanlarını, dolayısıyla Avrupa'nın ticareti kapısını kontrol eden Alman devleti nemalanacak.”

Almanya'ya taş

Halk Birliği, seçim kampanyasının standart repertuarında Berlin'i hedef alan sözlü saldırılara da geniş yer veriyor. Genel Başkan Lafazanis, son kredi yardım anlaşmasını, Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalması halinde kurtulma imkanı bulamayacağı “Alman sosyal cezaevi” olarak tarif ediyor. Bu ifadenin abartılı olmadığını belirten Kostas İsihos DW'nin sorusunu şöyle yanıtladı: “Biz Almanlara karşı değiliz. Tam aksine. Fakat mali disiplinde ısrar edilmesini ve her farklı görüşün tehdit ve güçlünün kanunu ile cezalandırılmasını onaylamıyoruz.”

Siyaset bilimcisi Levteris Kossoulis, bu teze katılmıyor ve ekliyor: “İnsanoğlu düşmansız yaşayamaz. Öz kimliğinin tarifini yapabilmek için dış düşmana ihtiyacı vardır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Jannis Papadimitriou

Önerdiğimiz linkler

Reklam