Suriye’ye geri dönenler kaçmak istiyor | TÜRKİYE | DW | 16.10.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Suriye’ye geri dönenler kaçmak istiyor

Suriye’de yerinden edilenlerin evlerine dönüşte yaşadıkları zorlukları ortaya koyan rapora göre, döndüklerine pişman olan Suriyeliler kaçmanın yolunu arıyor.

Fotoğraf Arşiv

Fotoğraf Arşiv

“Güvenlik güçleri tarafından güvensizlik ve intikam korkusu, tutuklanma veya finansal zorbalık duygusu var. Yasa ve yargı yok.”

Humuslu Monzer Rajab (46), Suriye Vatandaşlık Onuru Derneği (Syrian Association for Citizens’ Dignity) adlı sivil toplum örgütü tarafından hazırlanan “İntikam, Baskı ve Korku: Esad’ın Yerinden Edilmiş Suriyelilere Verdiği Vaatlerin Ardındaki Gerçekler” adlı raporda, ülkesindeki durumu bu sözlerle anlatıyor. Söz konusu rapor, Suriye’ye geri dönenlerin yaşadıklarından kesitler sunarak mevcut koşullara ilişkin son hali gözler önüne seriyor. 

Humus, Şam kırsalı, Dera ve Halep’te 165 kişiyle yapılan mülakatlar sonucu hazırlanan rapora göre, yerinden edilmiş Suriyelilerin Esad yönetiminin elinde olan bölgelere geri dönmeleri güvenli değil… “Rejimin elinde olan bölgelere geri dönenler ve burada yaşayan çoğu insan korku içinde hayatlarını sürdürüyor ve kendilerini aşırı derecede savunmasız ve güvensiz hissediyor” denilen raporda, sistematik insan hakları ihlalleri yaşandığına dikkat çekiliyor. Raporda, keyfi tutuklamalar, zorla çalıştırma, haraç kesme ve temel hizmetlerin sağlanmaması en önemli sorunlar olarak yer alıyor. Türkiye’den yaşanan geri dönüşler için, “Suriyelilere rejimin elinde olan bölgelere geri dönme yönünde baskı yapmamakla birlikte iç meseleler ve dış baskılar nedeniyle Türkiye’deki durum daha da kötüleşiyor” denen raporda, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye'de en az bir milyon Suriyeli mültecinin yaşayacağı bir güvenli bölge oluşturmayı planladığı belirtiliyor. 

Geri dönenler pişman; Suriye’den ayrılmak istiyorlar

Görüşme yapılan kişilerin yaklaşık yüzde 60’ı fırsat olması halinde yaşadıkları bölgeyi terk edeceklerini dile getiriyor. Geri dönenlerin çoğu ise aldıkları karardan pişman olduklarını belirtiyor ve bu kişilerin yüzde 63’ü ülkeden kaçmanın yolunu arıyor. Yaklaşık yüzde 68’i ise kendilerinin veya akrabalarının tutuklanmak üzere arandığını söylüyor. Diğer yandan, görüşmecilerin üçte ikisi güvenlik güçleri ya da milisler nedeniyle tutuklanma ve taciz korkusuyla yaşadıklarını belirtiyor. “İnsanlar zorla para koparmak suretiyle keyfi olarak durduruluyor, taciz ediliyor, tehdit ediliyor ve tutuklanıyor. İşkence, gözaltında yaygın olarak kullanılıyor” deniyor. 

"Serbest bırakılmak için rüşvet ödeniyor”

Rapora göre, katılımcıların yüzde 65’i rejimin kontrolündeki bölgelerde kendilerini güvende hissetmediklerini söylüyor. Yüzde 61’i en az bir çeşit baskıya (tutuklanma tehdidi, ihanet ve ülkeyi yıkma suçlamaları, sözlü ve cinsel taciz) maruz kaldığını bildiriyor. Ayrıca, görüşme yapılanların dörtte birinden fazlası gözaltına alındığı ya da aile bireylerinin güvenlik güçleri tarafından keyfi bir şekilde tutuklandığı belirtilerek, “Görüşülenlerin yüzde 75’i son 18 ay içinde tutuklandı. Tutuklananların yüzde 70’inden fazlası serbest bırakılması için rüşvet ödemek zorunda kaldı” deniyor. Görüşmecilerin yüzde 70’i kendilerinin veya aile üyelerinden birisinin zorunlu bir şekilde askere alınma korkusu yaşadıklarını söylerken, yarısı da güvensizlik duygularını kendilerinin veya bir aile üyesinin, rejime karşı oldukları için tutuklanma tehlikesine bağlıyor. 

"Belirsiz ve güvensiz bir ortama dönüyorlar”

Suriye Vatandaşlık Onuru Derneği üyesi Münir Fakir, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, raporun Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerdeki karar vericilerin, Suriye vatandaşlarını ülkelerine geri gönderme noktasında politikalarını gözden geçirmeleri gerektiğini vurguladığını dile getiriyor. Münir Fakir’e göre, yerinden edilen ve mülteci konumundaki Suriyeliler minimum düzeyde insani koşullar sağlanmadan evlerine dönmeye zorlanmamalı… Raporun öneri kısmında yer alan, “Geri dönüş için güvenlik şartları ve koşulları hakkında ayrıntılı bilgiler Suriye’nin yerinden edilmiş insanlarına sunulmalıdır. Bu bilgi mevcut olana kadar hiçbir iadenin güvenli ya da gönüllü olduğu kabul edilemez” ifadesi de, Fakir’in görüşünü destekliyor. Geri dönmeye zorlanan Suriyeli mültecilerin kendilerini belirsiz ve güvensiz bir ortamda bulduklarını ifade ederek, “Araştırmamız, yerinden edilen Suriyelilerin Esad’ın kontrolündeki yerlere gönderilmesi halinde tacize, yargılamaya maruz kaldıklarını ortaya koyuyor” diyor.

“Genç olsaydık geri dönmezdik”

Raporda Doğu Guta, Halep ve Humus’tan yaşayanların, “Başkalarını geri dönmeye teşvik edecek kadar durumun düzeldiğine ikna olmadım”, “Geri gelmeyi kimseye tavsiye etmem”, “Ben yaşlı bir insanım ve karım yaşlı. Genç olsaydık geri dönmezdik” şeklindeki anlatımları, mevcut durum hakkında fikir veriyor.

Rapora göre, kamu hizmetlerinde genel bir bozulma da var. Araştırma kapsamında anlatımına yer verilen, Doğu Gutalı Ebu Ragheb (52), “Durum çok kötü, hizmetler iyi değil. Hastaneler kirli ve güvensiz, yolsuzluk yaygın ve haklarımızı alamıyoruz” diyerek koşullara dair durumu ifade ediyor. Ragheb gibi su, elektrik ve belediye hizmetleri gibi diğer temel yaşam hizmetleri ile ilgili memnuniyetsizliğini dile getirenlerin oranı ise yüzde 94… Yolsuzluk da, görüşülen kişilerin yüzde 97 oranı ile en fazla dile getirdiği bir başka sorun. Ayrıca, evlerini terk etmek zorunda kalanlar orada olmadıkları dönemler için verilemeyen hizmetlerin bedelini ödemeye zorlanıyor. Humus, Halep, Dera ve Şam kırsalına dönenler arasında kullanmadığı hizmetleri ödemek zorunda kalan vatandaşlar olduğu da belirtiliyor.

“Geri dönüşleri zorlaştıracak yasal düzenlemeler yapıldı”

DW Türkçe'ye konuşan uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Erhan Keleşoğlu’na göre, her ne kadar “Suriyeli mülteciler bir an önce ülkelerine dönmeli” söylemi giderek daha sık dile getiriliyor olsa da, Esad rejimi ülkelerini terk etmek zorunda kalanların geri dönmesini istemiyor. Esad yanlısı Suriyeli komutan İsam Zehreddin’in, “Yönetim sizi affetse bile biz sizleri affetmeyeceğiz” dediğini hatırlatan Keleşoğlu, “Esad rejiminin geri dönecek mültecileri kollarını açıp beklediğini söyleyemeyiz” diyor. Keleşoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer nokta ise zorunlu askere alınmaların bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılması… “Çünkü Suriye devleti bu insanlara güvenmiyor ve askerlik cezalandırma mekanizması olarak işlev görüyor” diyor. 

Siyaset bilimci Erhan Keleşoğlu

Siyaset bilimci Erhan Keleşoğlu

Öte yandan, iskan, yatırım gibi alanlarda geri dönüşleri zorlaştıracak yasal düzenlemeler yapıldığına da dikkat çeken uzman, “Rejime sadakati şüpheli olanların dışlanması için mevzuat oluştulmuş durumda. Gidenlerin bıraktıkları mallara el konuyor. Yani dönünce sizi bekleyen eviniz barkınız, dükkanınız yok” diyor. Dönenleri ya da dönecek olanları güvenlik güçlerinin muamelelerinden koruyacak bir güvence oluşmadığını belirterek, “Nereye dönecek bu insanlar? Gerçek anlamda barış sürecin inşasına ihtiyaç var” diye ekliyor.

Burcu Karakaş

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler