Rıza Pehlevi İran'ın geleceği için gerçek bir seçenek mi?
14 Ocak 2026
İran'da 2025'in son Pazar günü ekonomik krize tepki olarak başlayan protestolar üçüncü haftasında sürüyor. Gösteriler hızla rejim karşıtı bir nitelik kazanırken 1979 devriminden bu yana sürgünde yaşayan İranlı muhalif figür Rıza Pehlevi yeniden uluslararası gündemin merkezine yerleşti.
Peki İran'ın devrik lideri Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin 65 yaşındaki oğlu Rıza Pehlevi ülkenin geleceğinde gerçekten bir rol oynayabilir mi?
Sürgünde geçen 47 yıl ve yeniden sahneye çıkış
Rıza Pehlevi, 1979 devriminde babasıyla birlikte ülkeyi terk etti. Ailesiyle önce Mısır'a, ardından ABD'ye giden Pehlevi, Teksas'ta savaş pilotluğu eğitimi aldı. O günden bu yana İran'a hiç dönmedi. Bugün ABD'de yaşayan Pehlevi, kendisini "İran'da demokratik geçiş sürecinin savunucusu" olarak tanımlıyor.
Son yıllarda özellikle protesto hareketlerine verdiği açık destekle, İslam Cumhuriyeti'nin en bilinen muhalif figürlerinden biri haline geldi. Tahran'daki yönetim için ise Pehlevi bir "kırmızı çizgi". İran yönetimi onu, özellikle ABD destekli bir rejim değişikliği senaryosunda öne çıkabilecek sembolik bir lider olarak görüyor.
Karanlık bir miras mı, kaçırılmış bir fırsat mı?
İranlı gazeteci Molud Hacızade'ye göre Pehlevi'ye yönelik algı, kuşaklara göre büyük farklılıklar gösteriyor. DW'ye konuşan Hacızade, 1979 devriminden sonra doğduğunu ve İslam Cumhuriyeti'nin eğitim sistemi içinde yetiştiğini anlatıyor: "Okullarda bize Şah döneminin baskı, yolsuzluk ve ayrımcılıkla dolu olduğu öğretildi. Ama bugün İran'da yaşadıklarımız, o anlatılanlardan çok daha ağır."
Hacızade'ye göre İran'ın doğal kaynakları, dar bir ayrıcalıklı kesim dışında kimseye fayda sağlamıyor. Kaynaklar, halkın refahı için değil, ideolojik hedefler uğruna harcanıyor. Bu bakış açısı, özellikle devrim öncesini yaşamamış genç kuşaklarda giderek daha fazla karşılık buluyor. Hatta bazı gençler, 1979'daki devrimi gerçekleştiren eski kuşakları "geleceklerini çalmakla" suçluyor.
İran'da tanınmış kadın hakları savunucularından Bahare Hidayet'in Mart 2025'teki sözleri bu ruh halini yansıtıyor: "Birçok insan monarşinin geri dönmesini istiyor. Şah'ın çizdiği yol doğruydu. Bugünün gençleri onun hayalini takip ediyor."
İran, 1969-1979 arasında yıllık yüzde 8 ila 11 arasında büyüme oranları yakalamış, eğitim ve altyapı alanlarında ciddi modernleşme adımları atmıştı. Ancak aynı dönemde Şah Pehlevi'nin kurduğu İran gizli servisi SAVAK'ın İslamcılardan solculara muhaliflere yönelik sert baskısı da hafızalardaki yerini koruyor.
"Ondan sonrası daha kötüydü"
Bugün Fransa'da yaşayan İranlı ekonomist Cemşid Esadi, gençliğinde Şah rejimine karşı mücadele etmiş bir isim. Buna rağmen şimdi Rıza Pehlevi'yi destekliyor: "Elbette Şah döneminde her şey mükemmel değildi. Ama ondan sonra gelenler çok daha kötüydü."
Pehlevi'nin İslam Cumhuriyeti öncesi döneme yönelik nostaljik duygulardan faydalandığı da belirtiliyor. Bazı göstericilerin son protestolar sırasında sürgündeki Pehlevi lehine sloganlar attığı görüldü. Ancak şurası belirsiz: İranlılar gerçekten monarşinin yeniden kurulmasını mı destekliyor, yoksa sadece baskıcı teokrasiden bıkmış durumdalar mı?
İran'da örgütlü bir muhalefet ve etkili bir figürün yokluğunda Pehlevi bazıları için eldeki tek seçenek gibi görülüyor.
Esadi'ye göre de son yıllarda protestoların bu denli sert biçimde bastırılmasının nedenlerinden biri, muhalefetin net bir liderlikten yoksun olması. Ona göre Pehlevi bu boşluğu doldurabilir; ancak herkesin desteğini alması mümkün değil. Özellikle Batı ve İsrail karşıtı siyasi gruplar Pehlevi'ye mesafeli.
Pehlevi'nin İsrail ve ABD yanlısı tutumu
Pehlevi, Haziran 2025'teki İsrail-İran savaşı sırasında İsrail'e verdiği destekle ülkesinde tepki çekmişti. O dönem Paris'te kameralar karşısına geçen Pehlevi, "Rejim hayatta kaldığı sürece hiçbir ülke ve hiçbir halk güvende değil. Ne Washington sokaklarında, ne de Paris, Kudüs veya Riyad'da" diyerek İran'da rejimin devrilmesi için müdahale çağrısında bulunmuştu.
Pehlevi şimdiki protestolar sırasında da X hesabından paylaştığı mesajlarında sık sık doğrudan ABD Başkanı Donald Trump'a sesleniyor. Yaptığı son açıklamalardan birinde Pehlevi, Trump'ın İranlı göstericilere yönelik "Yardım yolda" sözüne atıfla İranlı göstericilere, "Yardım yolda. Mücadeleye devam edin" dedi.
ABD'de yaşayan muhalif lider, yine bir başka X mesajında, "Bu cesur protestoculara derhal destek verilmesi binlerce hayatı kurtaracak ve bölgeye kalıcı barış getirecektir. Bu, Başkan Trump'ın mirası olacaktır" ifadelerini kullandı.
Pehlevi'nin, ABD'ye bakışın büyük ölçüde olumsuz olduğu İran kamuoyunun genelinde gerçekte ne kadar etkili olduğu tartışmalı.
Uzmanlara göre ise Trump'ın askerî müdahale tehditleri ve bu dile verilen destek ters etkiye yol açabilir. Washington merkezli İran uzmanı Fatıma Aman, dış baskının rejimi zayıflatmak yerine güvenlik aygıtını daha da sertleştirebileceğine dikkat çekiyor.
İran'da bir referandum yapılabilir mi?
Öte yandan Rıza Pehlevi'nin çizgisi son yıllarda belirgin biçimde değişti. Artık monarşinin otomatik dönüşünü savunmuyor. Aksine, rejimin olası bir çöküşünün ardından İran halkının Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılacak bir referandumla ülkenin yönetim biçimine karar vermesi gerektiğini söylüyor. Bu referandumda seçenekler arasında başkanlık sistemi, parlamenter cumhuriyet ya da İsveç modeli anayasal monarşi bulunabilir.
Bu yaklaşım, Nobel Barış Ödüllü hukukçu Şirin Ebadi tarafından da destekleniyor. Ebadi'ye göre mevcut anayasa reformlara izin vermiyor ve demokratik, laik bir düzen için rejim değişikliği kaçınılmaz.
Pehlevi muhalefetin birleşmesine de özel önem veriyor. Kendi açıklamasına göre, çevrim içi platformlar üzerinden 50 binden fazla kişi rejim içinden kopma niyetiyle kendisiyle temas kurdu. Bunların kaçının gerçekten etkili pozisyonlarda olduğu ise belirsiz.
Rıza Pehlevi bugün İran için net bir "lider" olmaktan çok, rejim karşıtı muhalefetin en tanınmış sembollerinden biri. Destekçileri onu geçiş sürecinin birleştirici figürü olarak görürken, eleştirmenleri İran'daki toplumsal gerçeklikten kopuk olmakla suçluyor.
Komşu devletler ve büyük güçler ne istiyor?
İran'daki gelişmeler yalnızca ülke içi bir mesele değil. Yaklaşık 93 milyon nüfusa sahip ülke, Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik konumu, devasa petrol ve doğalgaz rezervleri ve nükleer programı nedeniyle küresel siyasetin kilit aktörlerinden biri.
Basra Körfezi'ndeki Arap ülkeleri, Tahran'la müttefik olmasalar da büyük bir savaş istemiyor. Böyle bir çatışma enerji piyasalarını altüst edebilir ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilir.
Çin ve Rusya ise İslam Cumhuriyeti'nin en önemli siyasi dayanakları. Çin, İran'dan yaptırımlara rağmen ucuz petrol almaya devam ediyor. Rusya içinse İran'da Batı yanlısı, demokratik bir yönetim ihtimali stratejik bir tehdit olarak görülüyor.
Kesin olan şu: İran'ın geleceği, yalnızca Tahran'daki iktidar mücadelesiyle değil, bölgesel dengeler, büyük güçlerin hesapları ve İran halkının kendi kaderini tayin iradesiyle şekillenecek. Rıza Pehlevi ise bu denklemde güçlü ama tartışmalı bir ihtimal olarak yerini almış durumda.
DW / MWA,SH,MUK