1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Balistik füze Yıldırımhan Türkiye için ne anlam taşıyor?

8 Mayıs 2026

Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan savunma uzmanları için sürpriz oldu. Peki uzmanlar Yıldırımhan'la ilgili ne diyor? Bu füzenin özellikleri neler?

https://p.dw.com/p/5DSzo
SAHA 2026'da tanıtılan Yıldırımhan füzesinin yakın plan görüntüsü. Füzenin üzerinde Yıldırım Beyazıd'ın tuğrası görünüyor
Yıldırımhan füzesinin yakında test atışının yapılması planlanıyorFotoğraf: Hakan Akgun/Anadolu Agency/IMAGO

İstanbul'da bu hafta düzenlenen Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda (SAHA 2026) tanıtılan kıtalararası balistik füze özelliği taşıyan "Yıldırımhan" Türkiye'nin savunma sanayisinde en dikkat çeken adımlarından biri oldu.

Füze, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid'in tuğrasını ve burun kısmında Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasını taşıyor.

Yıldırımhan füzesinin burun kısmında Atatürk'ün imzası görünüyor
Yıldırımhan füzesinin burun kısmıFotoğraf: Hakan Akgun/Anadolu/picture alliance

Milli Savunma Bakanlığının AR-GE birimi tarafından geliştirilen Yıldırımhan, Roketsan'ın Tayfun serisi gibi önceki kısa/orta menzilli balistik füzelerden sonra önemli bir sıçrama olarak değerlendiriliyor.

Tanıtım sırasında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen, şu ana kadar yaptığımız en uzun menzilli Yıldırımhan füzemiz var" ifadelerini kullandı.

Eldeki bilgilere göre henüz prototip/model aşamasında olan füzenin laboratuvar testleri tamamlandı. Sahada test atışının ise yakın zamanda yapılması planlanıyor. Bloomberg'in haberine göre füzenin bu yılın sonlarında Somali'de test edilmesi planlanıyor.

Türkiye neden kıtalararası bir füze geliştirdi?

DW Türkçe'ye konuşan İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden savunma uzmanı Doç. Dr. Sıtkı Egeli, geliştirilen füze ile ilgili olarak "Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarını açık kaynaklardan izlemeye çalışan araştırmacı ve gözlemciler için kelimenin tam anlamıyla bir sürpriz olduğunu" ifade ediyor.

Daha önce uzun erimli çözümler olarak Tayfun ve Cenk balistik füzeleri ile Gezgin seyir füzelerinin bilindiğini belirten Egeli sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Bunlar menzil, faydalı yük ve diğer teknik karakteristikleri itibarıyla Türkiye'nin içerisinde yer aldığı coğrafyadaki gelişmeler ve tehdit algılarıyla tamı tamına örtüşmekteydi. Yıldırımhan için aynı çıkarımı yapmak en azından açık kaynaklara yansımış bilgi ve değerlendirmeler temelinde mümkün değil."

Egeli, füzenin caydırıcılığının hangi ülkelere yönelik olduğunun bilinmediğine de dikkat çekiyor:

"6 bin km yol alabileceği ifade edilen Yıldırımhan, takribi 2 bin km menzile sahip olması beklenen orta menzil kategorisindeki Cenk balistik füzesinin ulaşamadığı Türkiye açısından stratejik önem taşıyan hangi hedeflere, hangi ülkelere karşı caydırıcılık sağlayacak?"

Milli Savuma Bakanı Yaşar Güler askerî üniformasıyla açıklama yaparken
Milli Savuma Bakanı Yaşar Güler Fotoğraf: AFP/Getty Images/A. Altan

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de SAHA savunma fuarında Yıldırımhan'ın hangi koşullarda kullanabileceğini ilişkin şunları söylemişti: 

"Biz bunu yalnızca caydırıcı olarak kullanacağımıza inanıyoruz; ancak bir gün kullanmamız gerekirse, bunu tereddüt etmeden yapacağımız konusunda kimsenin şüphesi olmasın. En etkili şekilde kullanacağımızı değerlendiriyoruz."

MSB Araştırma Geliştirme Dairesi

Türkiye'nin önde gelen savunma uzmanlarından Egeli için kafa karışıklığına yol açan diğer bir boyut, Yıldırımhan'ı geliştireceğini ilan eden kurum, yani MSB Araştırma Geliştirme Dairesi.

Türkiye'nin uzun menzilli füze sistemlerinin geliştirilmesinde TÜBİTAK-SAGE ve Roketsan, seri üretimi için ise Roketsan gibi kendini ispatlamış, bu alandaki teknolojik, insan gücü ve test-değerlendirme yeteneklerin bir araya getirildiği iki merkezinin bulunduğunu hatırlatan Egeli, şunları kaydediyor:

"MSB ARGE ise daha çok bakım-onarım tesisi niteliğindeki askeri fabrikaların ve tersanelerin şemsiye kuruluşu. Bugüne kadar füze alanında bilinen bir yeteneği, altyapısı ve ürünleri yok. Yıldırımhan vizyonuyla, Roketsan ve SAGE'den çok daha ileri teknik ve teknolojik imkanlara sahip üçüncü bir merkez mi yaratılacak? Hedeflenen bu ise ne kadar ilave maliyetle ne kadar sürede gerçekleşecek?"

Egeli'ye göre bilmecenin üçüncü parçası da kamuoyu ile paylaşılan görüntülere göre Yıldırımhan'ın tek kademeli bir füze olması ve fırlatıldıktan hedefine varana kadar tek parça uçuş gerçekleştirmesi.

"Bu nitelik, bu denli uzun menzile sahip olacağı ilan edilen bir füze için son derece sorunlu hatta imkansız bir nitelik" diyen Egeli, 6 bin km menzilli tek kademeli bir füze tasarlamak matematiksel olarak mümkün olsa da ortaya çıkacak füzenin verimsiz olacağını ve bunu gerçek hayatta imal edip konuşlandırmanın fiziksel ve maliyet-etkinlik açılarından imkansız hale geleceğini belirtiyor.

Egeli, "Teknik olarak uzun menzilli füzeler, 'ölü ağırlıktan' (boş yakıt tankları ve motorlar) kurtulmak için çok kademeli yapıları kullanır; bu da füzelerin kıtalararası mesafeler için gereken yüksek hızlara ulaşmasını sağlar. Mevcut şeklinde Yıldırımhan'da bu özellik yok" diyor.

Yıldırımhan füzesinin sembolik önemi ne?

DW Türkçe'ye konuşan güvenlik analisti Burak Yıldırım da fuarda sergilenen "mock-up maketin" henüz test aşamasına uzak olduğunu ancak projenin sembolik olmanın ötesinde somut bir öneme sahip olduğunu söylüyor:

"Türkiye askeri anlamda elde ettiği yetenekleri sergilemekten çekinmiyor, bir önemi bu. Hatta bunu bir araç olarak da görüyor diyebiliriz."

Yıldırımhan füzesi fuarda sergilenirken, fuar ziyaretçileri füzeyi inceliyor
Yıldırımhan bu hafta SAHA 2026'da sergileniyorFotoğraf: Cem Tekkesinoglu/Anadolu Agency/IMAGO

Sembolik açıdan projenin önemine dikkat çeken analist, "Türkiye kendi sınırları ötesinde bir yetenek kazanmış olduğunu da göstermiş oluyor. Bir ICBM programına sahip olduğunu dünyaya duyurmak küçük bir şey değil" diyor.

Yıldırım, Türkiye'nin böylelikle "bir düşman aramaktan ziyade, dünyanın farklı coğrafyalarında kendine müttefik aradığını" söylemenin daha doğru olacağını ifade ediyor ve projenin Japonya'dan Brezilya'ya, Güney Kore'den Pakistan'a ve çeşitli Afrika ülkelerine kadar geniş bir nüfuz alanı iddiasını yansıtarak Türkiye'nin küresel bir aktör olmak istediğini gösterdiğini kaydediyor.

Yıldırım, buradan elde edilen teknik kabiliyetler ve imkanların uzayla ilgili projelerde kullanılabileceğine işaret ediyor.

Yıldırım'a göre Yıldırımhan'ın bir diğer önemi de caydırıcılık sağlayabilecek olması. "İsrail'in Türkiye'yi dünyada 'yeni İran' olarak tanıtma gayretinde olduğunu" söyleyen Yıldırım, ancak caydırıcılığın sadece İsrail için değil diğer ülkelerden gelecek tehditler için de kritik olduğunu belirtiyor.

Yıldırım'ın dikkat çektiği bir diğer nokta da bu projenin "somut bir üründen daha çok bir konsept olarak" değerlendirilmesi gerektiği:

"Bir projeksiyon, bir perspektif olarak değerlendirilmesi daha doğru. Şu aşamada askeri niteliğini konuşmak çok gerçekçi de olmaz. Çünkü gerçekçi bir analiz için teknik ayrıntılara girmek gerekir. Bunlar da henüz sağlanmış ya da izah edilmiş olmadığı için bununla alakalı konuşmak mümkün değil."

Füzenin bilinen teknik özellikleri neler?

SAHA 2026 fuarında tanıtılan Yıldırımhan, Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi (ICBM) olma özelliği taşıyor.

ICBM'ler genellikle nükleer silahlarla ilişkilendiriliyor. DW Türkçe'nin açık savunma kaynaklarından derlediği bilgilere göre ICBM'ler, tarihsel ve stratejik olarak nükleer silahların temel taşıyıcı sistemlerinden biri olarak görülüyor. Bu kapsamda dünya üzerinde ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Hindistan, Kuzey Kore gibi ülkelerde bulunan tüm ICBM'ler nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip.

ABD'nin kıtalararası balistik füzesi LGM-30 ile deneme atışı yapılırken
ABD'nin kıtalararası balistik füzesi LGM-30Fotoğraf: UIG/IMAGO

Bu füzeleri nükleer başlıksız şekilde kullanmak teorik olarak mümkün ancak savunma uzmanlarına göre ekonomik değil.

Türkiye'nin nükleer silahı ise bulunmuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şubat ayında CNN Türk'te katıldığı programda Türkiye'nin nükleer silaha sahip olup olmaması gerektiği ile ilgili soruya yanıt vermemişti.

Füzenin yakıt sistemi de dikkat çekici bir yenilik içeriyor ve MSB'nin verdiği bilgiye göre sıvı nitrojen tetroksit (N₂O₄) ve asimetrik dimetilhidrazin (UDMH) türevi yakıt kullanılıyor. Bu yakıtın, MSB AR-GE tarafından tamamen yerli olarak üretildiği belirtiliyor.

Verilen bilgilere göre füzenin itki sistemi dört adet büyük roket motorundan oluşuyor. Harp başlığı kapasitesi yaklaşık 3 ton olarak belirtilirken toplam uzunluğu yaklaşık 18 metre ve ağırlığı 35 bin kilogram civarında.

DW-Korrespondentin Gülsen Solaker
Gülsen Solaker Dış politika ve iç siyasi gelişmeler ağırlıklı olarak 1997’den beri çalışan gazeteci.