Kaymakcı: Vize serbestisinin neticelendirilmesi hem Türkiye hem de AB′nin yararına | TÜRKİYE | DW | 27.09.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Kaymakcı: Vize serbestisinin neticelendirilmesi hem Türkiye hem de AB'nin yararına

Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, Avrupa Birliği ile vize serbestisine ilişkin son gelişmeleri DW Türkçe’ye değerlendirdi.

Faruk Kaymakci, türkischer Botschafter bei der EU (picture-alliance/dpa/A. Abbas)

Faruk Kaymakcı

Türkiye, AB ile 16 Aralık 2013 tarihinde imzaladığı Geri Kabul Anlaşması ile eşzamanlı olarak başlatılan Vize Serbestisi Diyaloğu sürecini canlandırmak için harekete geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla, Avrupa Birliği (AB) ile Vize Serbestisi Diyaloğu sürecine ilişkin genelge güncellenerek geçen hafta Resmî Gazete'de yayımlandı.

Genelgede "Vatandaşlarımız için vize serbestisinin önümüzdeki süreçte tamamlanmasını teminen Vize Serbestisi Yol Haritası'nda kayıtlı kriterlerin karşılanmasına yönelik çalışmalara hız verilmesi ve Avrupa Komisyonu tarafından karşılandığı teyit edilen kriterlere yönelik çalışmaların sürekliliğinin sağlanması" vurgusu yapıldı.

Türkiye’nin vize serbestisi için Türkiye’nin önüne 72 kriter konmuş, bunların 66’sı yerine getirmişti. Ancak içinde terörle mücadele yasalarının AB ile uyumlu hale getirilmesi, veri paylaşımı ve EUROPOL ile iş birliği gibi konuları da içeren 6 kriterin karşılandığı Avrupa Komisyonu tarafından teyit edildi. Peki önümüzdeki günlerde vize serbestisi sürecinde nasıl adımların atılması bekleniyor? Türkiye’nin beklentileri ne?

Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, Deutsche Welle Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

DW Türkçe: Avrupa Birliği ile Türkiye arasında vize serbestliği sürecine ilişkin geçen hafta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesinde, 72 kriterden kalan 6 kriterin sağlanması için çalışmalara hız kazandırılması vurgusu vardı. AB Komisyonu’nun son raporundan bu yana kalan 6 kriterde herhangi birinin yerine getirilmediği görülüyor. Bu tıkanma önümüzdeki süreçte nasıl aşılacak?

Faruk Kaymakcı: Avrupa Komisyonu, 2016 yılında 72 kriterden 65'ini yerine getirdiğimizi teyit etmişti. Kalan kriterlere ilişkin kurumlarımızın çalışmaları sonucu hazırlanan Çalışma Kâğıdımızı, 2018 yılı şubat ayında Avrupa Komisyonu’yla paylaştık ve teknik heyetlerimiz 31 Mayıs 2018 tarihinde bir araya geldiler. Adalet, Hazine ve Maliye, İçişleri ve Dışişleri Bakanlarımızın katılımıyla, üç yıllık bir aradan sonra Reform Eylem Grubu (REG) toplantılarına hız verdik.

Bakanlarımız, REG toplantılarında ana gündem maddesi olarak Vize Serbesti Diyaloğu sürecini tüm boyutlarıyla ele aldılar. 29 Ağustos 2018 tarihli 4. REG toplantısında, Bakanlarımızın kararı doğrultusunda, kalan kriterlerin her biri için AB Başkanlığı eşgüdümünde çalışma grupları oluşturduk ve ilgili kurumlarımız çalışma grupları kapsamında bir araya geldiler.

Yoğun çalışmalarımızın ardından, Avrupa Komisyonu, biyometrik pasaportlarla ilgili kriterin yerine getirildiğini 8 Aralık 2018 tarihinde teyit etti ve böylelikle 72 kriterden karşılanması gereken kriter sayısı 7’den 6’ya indi. 11 Aralık 2018 tarihinde yapılan V. Reform Eylem Grubu Toplantısında, Vize Serbestisi Diyaloğu kapsamındaki çalışmalarda gelinen nokta ele alındı. VI. Reform Eylem Grubu toplantısı ise Sayın Cumhurbaşkanımız başkanlığında 9 Mayıs 2019 tarihinde yapıldı ve Sayın Cumhurbaşkanımız Vize Serbestisi Diyaloğu’nda kalan kriterlerin yerine getirilmesi sürecinin hızlandırılması talimatını verdi.

"2020'den önce zor"

Geçtiğimiz hafta güncellenerek yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde de kalan kriterleri tamamlamaya yönelik irademiz en üst düzeyde açıkça ortaya konmaktadır. Önümüzdeki dönemde sürecin neticelenmesi için ilgili kurumlarımızla dayanışma ve süreklilik içinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ekim ayında Europol’la iş birliği anlaşmamızın müzakerelerinin üçüncü turunu gerçekleştireceğiz. 30 Mayıs tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan Yargı Reformu Stratejisi’nde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun AB müktesebatı çerçevesinde gözden geçirilmesi ve uyumlaştırma çalışmalarının tamamlanması önemli bir tedbir olarak yer alıyor. Kriterleri yerine getirmeye yönelik Ekim ayı sonrasında çalışmalarımızın olgunlaştırılarak adım atılabileceğini umuyorum.

Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nı kendi vatandaşlarımız açısından uyguluyoruz, üçüncü ülke vatandaşları açısından uygulanmasına ise vatandaşlarımıza vize serbestisi tanınmasıyla başlayacağız. Esasen 1'e 1 anlaşmasının uygulanması ile Türkiye geri kabul konusunda samimiyetini ortaya koymuştur. AB tarafında da 23-26 Mayıs 2019 tarihlerinde düzenlenen Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin ardından AP ve Avrupa Komisyonu yeniden şekilleniyor. Söz konusu sürecin tamamlanacağı 2019 yılı sonundan önce AB tarafının ülkemize vize serbestisi tanınmasına odaklanması zor gözüküyor. Ancak 2019 yılının geri kalanını iyi kullanırsak, 2020 yılında yeni AB kurumlarının oluşmasıyla süreci ilerletebiliriz.

DW Türkçe: AB’nin göç konusundaki hassasiyetleri, sağ partilerin Avrupa’da güçlenmesi gibi etkilerle Türkiye'ye vize serbestisi gibi teknik bir konu siyasi bir mesele olarak da ele alınıyor. Bildiğiniz gibi vize serbestisine ilişkin kriterler tamamlandığında komisyonun görüşü ve parlamentonun onayı gibi süreçler gündemde olacak. Türkiye’nin burada bir blokajla karşılaşacağını öngörüyor musunuz? Karşılaşırsa bu siyasi blokajı nasıl aşmayı düşünüyor?

Faruk Kaymakcı: Vatandaşlarımızın Schengen alanına vizesiz seyahatine imkân sağlayacak olan Vize Serbestisi Diyaloğu’nu ülkemiz ile Avrupa Birliği (AB) arasında 16 Aralık 2013 tarihinde Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşmasının imzalanması ile eş zamanlı olarak başlattık. Vize Serbestisi Yol Haritası’nda yer alan 72 kriterden 66’sını karşıladık. Vize Serbestisi Diyaloğu süreci tamamlandığında, vize serbestisi için ülkemizin kalan 6 kriteri tamamladığının Avrupa Komisyonu tarafından onaylanması ve AB Bakanlar Konseyi ile Avrupa Parlamentosuna (AP) olumlu görüş ile vize serbestisi onay sürecini başlatması gerekmektedir. Geri kalan 6 kriteri tamamladığımızda temel hak ve özgürlüklerin korunması, ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunmasının güçlendirilmesi gibi pek çok alanda önemli reformları hayata geçirmiş olacağız.

"AB'den ülkemize karşı adil olmasını bekliyoruz"

Terörle mücadele konusunda AB'den daha fazla anlayış, esneklik ve destek bekliyoruz. Aynı anda PKK/PYD/YPG, DEAŞ ve FETÖ gibi üç terör örgütü ile mücadele eden başka bir Avrupa ülkesi yok. Türkiye, Avrupa ve NATO'nun sınırlarını terörizm ve yasadışı göçe karşı koruyor. Türkiye, vize serbestisine sahip olmayan tek aday ülke konumunda. Kalan kriterler tamamlandığında, AB’den Vize Serbestisi Diyaloğu sürecini başlattığı diğer ülkelere olduğu gibi, ülkemize karşı da adil olmasını ve süreci baştan öngörüldüğü şekilde tamamlanmasını bekliyoruz. Zira 18 Mart Mutabakatı ile de AB bu sözü vermiştir. Ülkemizin, büyük bir insani sorumluluk ve yük alarak, üzerine düşen taahhütlerini yerine getirmeye devam ettiği 18 Mart Türkiye-AB Mutabakatının bir unsuru da Vize Serbestisidir. AB'nin kurumlarının yeniden şekillendiği bu dönemde, yeni Komisyon’un 18 Mart Mutabakatı kapsamında yer alan bu sürece sadık kalacağını biliyoruz. Yeni Avrupa Parlamentosu’nun da vatandaşlarımıza vize serbestisi sağlaması konusunda destek vermesi, Türkiye-AB ilişkilerinde de önemli bir dönemeci aşmamızı sağlayacak ve karşılıklı güvenin yeniden tesisinde önemli bir rol oynayacaktır.

Öte yandan, vize serbestisi sürecinin neticelendirmesi hem ülkemizin hem de AB’nin yararınadır. Ülkemizden Schengen vizesi için her yıl yaklaşık bir milyon başvuru yapılıyor. Vize serbestisinin sağlanması, Türk vatandaşlarını maddi ve manevi olarak vize alırken üstlendiği yükten kurtarırken, AB ve ülkemizde yerleşik iş insanlarının önündeki engelleri de kaldıracaktır. Vize serbestisi, daha fazla istihdam ve hizmet, ulaştırma, turizm, eğitim, spor ve sanat sektörlerinde daha fazla temas ve büyüme anlamına da gelmektedir. Vizenin kalkması halinde en az 15 milyon Türk yılda 1-2 hafta AB ülkelerinde tatil yapacaktır. Binlerce küçük ve orta ölçekli işletme yöneticisi iş için AB şehirlerini ziyaret edecek ve milyarlarca Avroluk iş ve yatırım hacmi oluşturacaktır.

"Biz AB’ye yük olmayız"

Vize serbestisi ayrıca Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin daha geniş kullanımını sağlayarak AB ile karşılıklı ticaret hacmimizin büyümesine de önemli bir katkı sağlayacaktır. Vizesiz seyahat karşılıklı olarak Türk ve diğer Avrupa toplumları arasında iletişim etkileşim ve diyalogu da artıracak ve akademik çalışmalar, spor ve sanatsal aktivitelerle de Türkiye dahil Avrupa halkları birbirine daha da yakınlaşacaktır.

Kalan kriterler de yerine getirildiğinde, vize serbestisinin hem Türkiye'ye hem AB'ye yararını göstererek olası siyasi engelleri ve önyargılı yaklaşımları aşabileceğimize inanıyorum. Biz AB'ye yük olmayız, bugün düzensiz göç ve terörle mücadele konusunda olduğu gibi yük alır yük paylaşırız. Türkiye oldukça güzel ve fırsatlar ve zenginlikler ülkesi. Türkler diğer Avrupa ülkelerine yerleşmeye değil, iki tarafın da yararına olacak şekilde gezmeye, iş yapmaya, istihdam yaratmaya, renk katmaya ve iletişim ve etkileşime gidecek.

Deniz Barış Narlı, Kayhan Karaca

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız