1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

İBB soruşturmasında deliller neye dayanıyor?

12 Kasım 2025

İBB iddianamesinde suçlamaların neredeyse yarısı tanık ve şüpheli beyanları ile HTS kayıtlarına dayanıyor. Dosya henüz mahkemede değil. Delillerin geçerliliği yargılama aşamasında tartışılacak.

https://p.dw.com/p/53VkE
İstanbul Adalet Sarayı önünde polis kordonu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının İmamoğlu iddianamesindeki suçlamaların önemli bir bölümü şüpheli beyanlarına dayanıyor.Fotoğraf: Abdullah Tepeli/ZUMA/IMAGO

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamede suçlamalara temel oluşturulan delillerin büyük bölümü, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren bazı şüphelilerin beyanlarına dayanıyor.

Savcılık; beyanları, HTS kayıtları, toplantı görüntüleri, banka hareketleri, şirket devirleri, ihale dosyaları ve raporlarla bir araya getirerek belediye içinde "gayriresmi bir karar ağı" bulunduğu iddiasını kurmaya çalışıyor.

İddianame henüz mahkemece kabul edilmiş değil. Dolayısıyla suçlamalar bu aşamada savcılık iddiası niteliği taşıyor.

Dosyanın temel omurgasını, şüphelilerden bazılarının "sistem" olarak adlandırdığı yapı üzerine verdikleri beyanlar oluşturuyor. Bu beyanlarda, İBB ve bağlı şirketlerde ihale süreçleri, proje yönlendirme, reklam alanlarının tahsisi ve kültür-sanat bütçelerinin belirlenmesi gibi kararların, resmi idari çizgiden bağımsız işleyen bir çevrede şekillendiği ileri sürülüyor. Savcılık, bu anlatıları "örgütsel yapı" kavramıyla eşleştiriyor.

Savcılık, tanık ifadelerine dayanarak, "alınan ya da aldırılan" ihalelerden, usule aykırı verilen ruhsat ya da imar izinlerinden gelen paranın yüzde 10-15'lik kısmının kurulan ''sisteme'' aktarıldığının anlaşıldığını iddia ediyor. Bu hesaplamanın nasıl yapıldığı ise iddianamede yer almıyor.

Belediyelerden, İBB'den ve iştiraklerinden örgüt lideri ya da yöneticilerle bağlantılı olan iş insanlarına ihaleler aldırıldığı, yine kurulan "paravan şirketler" üzerinden toplamda milyarlarca lira tutarlı ihaleler alındığı, çok sayıda ruhsat ve imar usulsüzleri yapıldığı ileri sürülüyor.

"Voleybol takımına sponsor olacaksın dedi"

İddianamede "örgütün", belediyeden ihale alan veya ruhsat, imar ya da iskan konularında belediyeye başvuran kişilerin ''sisteme'' para aktarmasını sağladığını gösteren bazı ifade örnekleri ise şöyle sıralanıyor: 

Şüpheli Abdullah Uçan: "…genel müdür yardımcısı Onur Aldı, üzerimizde baskı kurarak bu ihaleyi istisna (3G kapsamında) ihalesi olarak gerçekleştirmemizi istedi. İhalelerin hızlıca yapılmasını başkanlığın istediğini söyleyerek baskıyı arttırdı… Yukarıda anlatmış olduğum süreçler Murat Ongun'un talimatıyla gerçekleşmiştir. Bu işlemlerin Ekrem İmamoğlu'nun onayı olmadan yapılamayacağını herkes bilir." 

Şüpheli Adem Kameroğlu:"… Fatih Keleş yanıma gelerek 'Başkanın selamı var, Beylikdüzü Voleybol Takımına sponsor olacaksın' dedi." 

İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu
İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğluFotoğraf: YASIN AKGUL/AFP

"Sesi hoparlöre verdi, sus işareti yaptı"

Şüpheli Dursun Keleş:  "… 2020 yılının başlarında Adem beni aradı. Bana patron (Ekrem İmamoğlu) beni arayıp Keleşoğlu bir kreş yapsın dediğini söyledi. Bunun üzerine telefonumdan bir arama yaptı, sesini hoparlöre verdi ve bana sus işareti yaptı. Telefondaki kişiye 'Başkanım Dursun Keleş'in yanındayım, kreş yapmayacaklarmış, kendisiyle anlaşamıyoruz' dedi. Bunun üzerine karşıdaki kişinin Ekrem İmamoğlu olduğunu anladım ve "kreş yapmıyorlarsa ben de Keleşoğlu'na o projeyi yaptırmayacağım" dedi… Başkanım merak etmeyin ben kendileriyle bir şekilde anlaşacağım' deyip telefondaki görüşmesini sonlandırdı."

Kapalı kaynak çalışması ne?

İddianamede sunulan deliller arasında "kapalı kaynak çalışması" diye adlandırılan bir delil de sıklıkla yer alıyor. Ancak bu çalışmanın ne olduğu, hangi yöntemlerle yapıldığı ve hangi verilere dayandığı konusunda bilgi verilmiyor.

Gizlilik iddiası nasıl delillendiriliyor?

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak üzere beyan veren isimler, belirli toplantıların Le Meridien Otel gibi mekanlarda yapıldığını, bu toplantılarda telefonların uzaklaştırıldığını, bazı oturumlarda sinyal kesici jammer kullanıldığını iddia ediyor. 

Savcılık, bu iddiaları otel personeli ifadeleri ve kamera kayıt inceleme tutanaklarıyla desteklemeye çalışıyor. Ancak jammer'a ilişkin fiziksel cihaz veya teknik tespit bulunmuyor.

"Üstü örtülü tehdit": Dik durmanı istiyorum

İddianamede örgütün gizlilik unsurunu vurgulamak açısından dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendirilen "Hukuk Yapılanması sorumlularından şüpheli Mehmet Pehlivan'ın" eylemlerine değinilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Bu "dikkat çekici" örneklerden biri ise şüpheli Servet Yıldırım'ın ifadesinden.

İddianameye göre Servet Yıldırım, ifadesinde "… Cumhuriyet Başsavcılığınızca operasyon yapılmadan yaklaşık 1 hafta önce Avukat Mehmet Pehlivan beni arayarak 'seni ifadeye çağırabilirler, senden dik durmanı istiyorum, bunu ailen ve çocukların için yapacaksın benim için değil' şeklinde tehditvari bir konuşma gerçekleştirmiştir… Ceza infaz kurumunda avukatlar tarafından ciddi gözetim altına tutularak ifade vermemizin engellenmesi nedeniyle bu ana kadar ifade veremedim…" dedi.

Savcılık, Yıldırım'ın ifadesinden, şüpheli Avukat Mehmet Pehlivan'ın örgüt faaliyet hakkında bilgi vermek isteyen şahısları üstü örtülü tehdit ederek ifadelerinden vazgeçirmek istediğinin, cezaevinde bile avukat görüşmelerinin örgütün gözetiminde tutulmaya çalışıldığının, buna istinaden de örgütün yapısının korunmasının amaçlanmış olabileceğinin anlaşıldığını öne sürdü.

Savcılık, bazı ihale süreçleri, sözleşme değişiklikleri ve şirket devri işlemleri ile aynı döneme denk düşen görüşme ve toplantıları HTS kayıtları üzerinden eşleştiriyor. Şüpheliler arasındaki "koordinasyon"u bu şekilde göstermeye çalışıyor.

"Para Kuleleri" ile başlayan süreç

İddianamede örgütün gün yüzüne çıkışının Aralık 2019'da gerçekleşen ancak basın ve yayın organlarına 2024 yılında ''CHP'de para sayma görüntüleri'' veya ''Para Kuleleri'' olarak yansıyan olaya dayandığı öne sürülüyor.

CHP'lilerin İmamoğlu'na destek mitinginden bir kare.
CHP'lilerin İmamoğlu'na destek mitinginden bir kare.Fotoğraf: Umit Bektas/REUTERS

Paraların belediyeler aracılığı ile rüşvet olarak toplandığı, rüşvet için toplanan paralara resmiyet kazandırmak için bağış makbuzları kesildiğinin tespit edildiği ifade ediliyor. Buna delil olarak ise CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin görüntüler ve soruşturma kapsamında alınan birbiriyle örtüşen ifadeler gösteriliyor.

"38. Kurultay'da birlikte yer aldılar" suçlaması

Yine beyanlardan örgütün ilk hedefinin CHP'yi ele geçirmek için fon oluşturmak, bu fonu kullanarak parti yönetimini ele geçirmek ve bu sayede partinin siyasi hedeflerini etkilemek olduğunun anlaşıldığı ileri sürülüyor. 

İddianamede bu bağlamda, "Suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu isimli şahıs ile birlikte soruşturma kapsamında gözaltına alınan şahısların 38. Kurultay'da CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yanında Ekrem İmamoğlu ile birlikte yer aldıkları anlaşılmaktadır" denilerek kurultay görüntülerinde bu isimlerin kırmızı daire içerisine alındığı fotoğraflara yer veriliyor.

"Rekabet sınırlandı, kamu zararı oluştu"

İddianamede yer alan çok sayıdaki ihale sürecine ilişkin iddialar, fiyat teklifleri, alt yüklenici değişiklikleri, sözleşme devri ve birim maliyet karşılaştırmalarına dayanıyor. Savcılık, rekabetin sınırlandığı, fiyatların piyasa değerinin üzerinde belirlendiği ve kamu zararı oluştuğu görüşünü öne sürüyor.

Bazı işlemler için (Dijital Deneyim Müzesi) Sayıştay denetimi sırasında eksik belge tespiti bulunurken, bu tespitler henüz kesinleşmiş kamu zararı kararı anlamına gelmiyor.

"En önemli gelir kaynakları" nasıl delillendirildi?

İddianameye göre "örgütün" en önemli gelir kaynağı Cebeci Maden sahasına yapılan kontrolsüz, kaçak ve niteliksiz dökümler. Suçlamaya delil olarak İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü'nün 17 Eylül 2025 tarihli raporu ve 22 Eylül 2025 tarihli bilirkişi raporu gösteriliyor.

Söz konusu raporlarda yapılan dökümün herhangi bir izne dayanmadığı ve yapılan yaklaşık 186 milyon ton izinsiz döküm nedeniyle 2021-2025 arasında İSTAÇ'a gitmesi gereken ancak verilen ihaleler nedeniyle gitmeyen gelirin 31 milyar TL'nin üzerinde olduğu (dolayısıyla bunun suç geliri olduğu) ve maden sahalarının zarar görmesi sonucu 80 milyar TL kamu zararının oluştuğunun tespit edildiği ifade ediliyor.

"Örgütün" ikinci önemli gelir kaynağı olarak tarif edilen Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne ilişkin imar, ruhsat ve iskan usulsüzlükleri iddialarının ise etkin pişmanlık beyanları içerisinde yer alan şüpheli, müşteki ve mağdurların beyanlarına dayandığı belirtiliyor. 

"Market hediye çekleri dağıtıldı"

İddianameye göre "örgüt" başta Boğaziçi İmar Müdürlüğü olmak üzere iştirakler üzerinden birçok müşteki veya şüpheliden ''sosyal yardım'' kılıfı ile "rüşvet olarak" market hediye çekleri aldı ve bu aldığı hediye çeklerini ihtiyaç sahiplerine dağıtmanın yanı sıra siyasi amaçla seçimlerde ilçe başkanlıkları vesaire gibi siyasi kanallar üzerinden dağıttı, dolayısıyla "örgütün amaçları doğrultusunda" kullandı. Bu iddialar da etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli ifadelerine dayanıyor.

Savcılığın "yurtdışı krediler" suçlaması ise 2019–2025 döneminde İBB ve İSKİ'nin 14 dış borçlanmasına ilişkin BDDK, MASAK raporları ve Hazine-Maliye Bakanlığı yazıları ile kredi/tahvil sözleşmelerindeki "amacına uygun kullanım" hükümlerine dayandırılıyor.

İddianamede varlığı iddia edilen "suç örgütü"nün şeması
İddianamede varlığı iddia edilen "suç örgütü"nün şemasıFotoğraf: ANKA

Savcılık, toplam dış finansmanın yalnızca yaklaşık yüzde 10–15'inin doğrudan yüklenicilere, yaklaşık yüzde 20'sinin yeniden yabancı finansörlere gittiğini, kalan büyük kısmın İBB iştirakleri ve üçüncü şirketlere (özellikle reklam-medya) yönlendirildiğini belirterek, kredilerin "amacı dışında" kullanıldığını ve "sistem" olarak tanımlanan yapının parasal kaynağına dönüştüğünü savunuyor.

143 eylemin delil şeması

İddianamede para transferleri, şirket ortaklık değişiklikleri ve proje alt yüklenici devirleri, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması iddiasıyla ilişkilendiriliyor. Savcılık, bazı firmaların kısa süre içinde marka ve ticaret unvanı devri yaptığı, aynı iş kaleminde bir şirketin aldığı işi başka bir firmaya yönlendirdiği ve bu yönlendirmenin rüşvet ilişkisine işaret ettiği görüşünü öne sürüyor. 

Peki iddianamede suçlamalara konu olan toplam 143 eylem hangi delillere dayanıyor?

Dosyada 143 eylem içinde toplam 196 ayrı suç isnadı bulunuyor. En çok atıf yapılan üç suç tipi: Rüşvet (73), ihaleye fesat (58) ve kamu dolandırıcılığı (31).

İddianame, ağırlıklı olarak tanık beyanları, şüpheli itirafları ve dijital-fiziksel veri analizine (HTS/Baz) dayandırılıyor. Bu üç unsur toplam delil tablosunun yaklaşık yüzde 44'ünü oluşturuyor. Finansal deliller (MASAK, banka hareketleri, vergi/Sayıştay raporları) toplamda yaklaşık dörtte birlik bir paya sahip.

Rüşvet suçlamalarının yaklaşık yüzde 40'ı ise yalnızca şüpheli ve tanık ifadeleri ile HTS/BAZ verilerine dayanıyor. MASAK, banka hareketi veya kurum raporu belirtilmiyor. Bu dağılım, savcılığın suç örgütü iddiasını kanıtlamak için maddi delillerden ziyade ilişkisel ve anlatı temelli deliller kullandığını gösteriyor.

Dosyanın mahkemece kabul edilmesi halinde, tanık beyanlarının güvenilirliği, HTS verilerinin iddia edilen eylemlerle ilişkisi, ihale süreçlerindeki rekabet ve bedel belirleme yöntemleri, hafriyat ve maden iddialarındaki teknik değerleme gibi alanlar yargılamanın temel tartışma başlıklarını oluşturacak. 

Henüz savunma tarafından görülüp incelenmeyen delillerin iddiaları kanıtlar nitelikte olup olmadığı yargılama sırasında ortaya çıkacak.

 

DW-Reporterin Pelin Ünker
Pelin Ünker Yolsuzluk ve vergi adaleti üzerine haber yapan araştırmacı gazeteci.@pelinunker