İBB davası: Ekrem İmamoğlu'na 2430 yıl hapis isteniyor
9 Mart 2026
Aralarında CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 402 ismin yargılanacağı "yolsuzluk" davası Pazartesi günkü ilk duruşma ile başladı.
Peki İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen dava ne hakkında? Ekrem İmamoğlu ne ile suçlanıyor?
3800 sayfalık iddianame, 2430 yıl hapis istemi
Mahkeme, 25 Kasım 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 3 bin 800 sayfalık iddianameyi kabul etmişti.
İBB'de yolsuzluk yapıldığını iddia eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç örgütü lideri olmakla suçladığı Ekrem İmamoğlu'nun 2 bin 430 yıla kadar hapsini talep ediyor.
Aynı davada; 105'i tutuklu, 170'i adli kontrollü, 7'si yakalama emriyle aranan 402 isim yargılanıyor. Bu isimler hakkında suç örgütü kurma, yönetme, örgüte üyelik, üye olmamakla birlikte suç örgütüne yardım etme, rüşvet, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme gibi suç maddelerinden cezalar isteniyor.
Savcılık: İmamoğlu tüm suçlardan sorumlu tutulsun
Savcılık, İmamoğlu'nun örgütün tüm yapılanması üzerinde emir-komuta yetkisine sahip olduğu, bu nedenle örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddia edilen tüm suçlardan ayrıca sorumlu tutulması gerektiğini iddia ediyor. Bu kapsamda İmamoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 220/1 ve 220/5 maddeleri uyarınca ceza talep ediliyor. Ayrıca, TCK 53. madde kapsamında belirli haklardan yoksun bırakılma hükümlerinin uygulanması isteniyor.
İddianamede, İBB'ye bağlı çalışanlar ve bazı şirket yöneticileri de örgüt yöneticisi olarak nitelendiriliyor. Bu kapsamda Murat Ongun, Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin, Ertan Yıldız ve Hüseyin Gün hakkında, örgütün alt yapılanmalarından sorumlu oldukları ve bu yapıların faaliyetleri üzerinde emir ve talimat yetkisi kullandıkları öne sürülüyor.
Bunun yanı sıra iddianamede örgüt üyesi olarak anılan 93 isim var. Bu isimler içerisinde, "özel vasfa haiz örgüt üyesi" olarak tanımlanan 13 kişinin diğer üyelere göre daha aktif rol oynadığını ileri sürüyor. Aralarında Necati Özkan, Ali Nuhoğlu, Mehmet Pehlivan, Resul Emrah Şahan ve Melih Geçek'in de bulunduğu bu 13 kişinin, örgütün çeşitli işlemlerinde özel görev ve sorumluluk üstlendikleri öne sürülerek, TCK 220/2 kapsamında cezalandırılmaları isteniyor. Savcılık, bu kişiler için ceza tayin edilirken "alt sınırdan uzaklaşılması" gerektiğini vurguluyor.
Dosyada örgüt yöneticisi ya da üyesi olarak anılan 25 isim ise etkin pişmanlıktan yararlanmış durumda.
Gizli tanıklar ve "sistem" anlatısı
İddianamede, suçlamalara temel oluşturulan delillerin büyük bölümü, etkin pişmanlık ve şüpheli beyanlarına dayanıyor.
Dosyanın temel omurgasını şüphelilerden bazılarının "sistem" olarak adlandırdığı yapı üzerine verdikleri beyanlar oluşturuyor. Bu beyanlarda, İBB ve bağlı şirketlerde ihale süreçleri, proje yönlendirme, reklam alanlarının tahsisi ve kültür-sanat bütçelerinin belirlenmesi gibi kararların, resmi idari çizgiden bağımsız işleyen bir çevrede şekillendiği ileri sürülüyor.
Savcılık; beyanları, HTS kayıtları, toplantı görüntüleri, banka hareketleri, şirket devirleri, ihale dosyaları ve raporlarla bir araya getirerek belediye içinde "gayriresmi bir karar ağı" bulunduğu iddiasını kurmaya çalışıyor ve bunu "örgütsel yapı" kavramıyla eşleştiriyor.
Rüşvet, ihaleye fesat, kamu zararına dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi suçlamaların önemli bölümü etkin pişmanlık ve şüpheli beyanları, HTS kayıtları ve mali raporlarla kurulurken; "çıkar amaçlı suç örgütü" anlatısının iskeleti 15 gizli tanık beyanları üzerine oturtuluyor.
Meşe, Doğan, İlke, Çınar, Rüzgar, Maun, Gürgen, Mimoza, Köknar, Sekoya, Zeytin, Martı, Kartal, Şahin ve Ladin kod adlarıyla kayda geçen bu tanıklar, çoğu zaman somut bir rüşvet alışverişi ya da tekil bir suç eylemine tanıklık etmiyor; bunun yerine belediye içinde "sistem" adı verilen gayriresmi bir karar ağının varlığı, otellerde yapıldığı iddia edilen gizli toplantılar, jammer kullanıldığı iddiası ve para akışının "örgütsel amaçlarla yönlendirildiği" gibi çerçeve anlatılar sunuyor.
196 ayrı suç isnadı
Dosyada 143 eylem için toplam 196 ayrı suç isnadı bulunuyor. En çok atıf yapılan üç suç tipi: Rüşvet (73), ihaleye fesat (58) ve kamu zararına dolandırıcılık (31).
İddianamede para transferleri, şirket ortaklık değişiklikleri ve proje alt yüklenici devirleri, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması iddiasıyla ilişkilendiriliyor. Savcılık, bazı firmaların kısa süre içinde marka ve ticaret unvanı devri yaptığı, aynı iş kaleminde bir şirketin aldığı işi başka bir firmaya yönlendirdiği ve bu yönlendirmenin rüşvet ilişkisine işaret ettiği görüşünü öne sürüyor.
Savcılık, tanık ifadelerine dayanarak, "alınan ya da aldırılan" ihalelerden, usule aykırı verilen ruhsat ya da imar izinlerinden gelen paranın yüzde 10-15'lik kısmının kurulan ''sisteme'' aktarıldığının anlaşıldığını iddia ediyor. Bu hesaplamanın nasıl yapıldığı ise iddianamede yer almıyor.
Belediyelerden, İBB'den ve iştiraklerinden örgüt lideri ya da yöneticilerle bağlantılı olan iş insanlarına ihaleler aldırıldığı, yine kurulan "paravan şirketler" üzerinden toplamda milyarlarca lira tutarlı ihaleler alındığı, çok sayıda ruhsat ve imar usulsüzleri yapıldığı ileri sürülüyor.
Kamu zararı iddiası
İddianamede kamunun toplamda yaklaşık 140 milyar TL zarara uğratıldığı öne sürülüyor. Bu toplam, yalnızca listede rakamı görünen kalemlerin aritmetik toplamını ifade ediyor.
İddianameye göre oluşan toplam kamu zararının 80 milyar TL'si 2020-2025 yıllarında Cebeci maden sahasına hafriyat dökümü nedeniyle oluşan maden kaybından kaynaklı kamu zararı olarak kaydedildi.
Başsavcılıktan Yargıtay'a CHP ihbarı
İddianamede yer alan başka bir başlık, seçim sandık verileri ve Hanem uygulamasıyla ilgili. Savcılık, seçim verilerinin usulsüz şekilde alınarak kişisel verilerle eşleştirildiğini ve siyasi amaçla kullanıldığını öne sürüyor.
Başsavcılığın hazırladığı iddianamenin 258'inci sayfasında "Seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi tüzel kişiliğinden usulsüz yayıldığı anlaşıldığından Anayasa 68-69. maddeleri ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu kapsamında gereğinin taktiri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir" de denildi.
Bu CHP'nin kapatılması yönünde bir dava açıp açmama konusunda karar vermesi için Yargıtay'a bildirimde bulunulduğu anlamına geliyor. İBB davasından ayrı olarak CHP'nin kapatılması yönünde Anayasa Mahkemesi'nde bir dava açıp açmama konusu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisinde.
38'inci Kurultay'da birlikte yer aldılar suçlaması
İddianamede "Suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu isimli şahıs ile birlikte soruşturma kapsamında gözaltına alınan şahısların 38. Kurultay'da CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yanında Ekrem İmamoğlu ile birlikte yer aldıkları anlaşılmaktadır" denilerek kurultay görüntülerinde bu isimlerin kırmızı daire içerisine alındığı fotoğraflara yer verildi.
Bu bağlamda örgütün ilk hedefinin CHP'yi ele geçirmek için fon oluşturmak, bu fonu kullanarak parti yönetimini ele geçirmek ve bu sayede partinin siyasi hedeflerini etkilemek olduğunun anlaşıldığı ileri sürüldü.
Öte yandan şubat ayında CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda "usulsüzlük" yapıldığı iddiasıyla açılan davada Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyanın 9 Mart'ta görülecek İBB davası ile birleştirilmesini ve İstanbul'a gönderilmesini talep etti.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, gönderdiği yazıda iki dosya arasında birleştirme şartlarının oluşmadığını vurgulayarak bu talebi reddetti.
Öte yandan mahkemece hazırlanan "yargılama hedef süre formunda" davanın "azami 4 bin 600 günde tamamlanmasının hedeflendiği" ancak taraflardan kaynaklanan sebeplerle bu sürenin daha da uzayabileceği belirtildi. Bu süre yaklaşık olarak 12 yıl 6 aya karşılık geliyor.