1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Hürmüz Boğazı açıldığında deniz ulaşımında riskler sürecek

Nik Martin
16 Haziran 2026

ABD ile İran arasında sağlanan mutabakat ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da öngörülüyor. Ancak deniz mayınları, yüksek sigorta maliyetleri ve jeopolitik riskler nedeniyle normale dönüş zaman alabilir.

https://p.dw.com/p/5FW5O
Hürmüz Boğazı'nda bekleyen gemiler
Hürmüz Boğazı'nda bekleyen yüzlerce gemi olduğu belirtiliyorFotoğraf: REUTERS

ABD ile İran arasında sağlanan mutabakat, Ortadoğu'da savaşın sona erdirilmesinin yanı sıra Hürmüz Boğazı'nın da açılmasını hedefliyor.

Cuma günü İsviçre'de resmen imzalanması planlanan mutabakat ile Hürmüz Boğazı'nın geçiş ücreti alınmaksızın yeniden deniz trafiğine açılması amaçlanıyor. Ayrıca ABD'nin, İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması ve sınırlı yaptırım hafifletmesi karşılığında Tahran'ın petrol ihracatına yeniden başlaması öngörülüyor.

Çerçeve anlaşma aynı zamanda mevcut ateşkesi en az 60 gün uzatırken, İran'ın nükleer programına ilişkin daha kapsamlı müzakerelerin de önünü açıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da tüm dünya için kritik önemdeki enerji güzergâhı olan Hürmüz Boğazı'nın Cuma günü "tamamen açık" olacağını söyledi.

Ancak uzmanlara göre, yaşananları bir trafik kazasının ardından otoyolun yeniden açılmasına benzetmek mümkün değil. Hürmüz Boğazı'nda petrol, doğal gaz ve konteyner taşımacılığının savaş öncesi seviyelere dönmesi ciddi engellerle karşı karşıya.

Yunanistan merkezli denizcilik risk yönetimi kuruluşu MARISKS, Pazartesi günü yayımladığı değerlendirmede, söz konusu anlaşmanın "normal ticaret koşullarının derhal yeniden tesis edilmesi değil, gerilimi azaltma sürecinin başlangıcı olarak görülmesi gerektiğini" belirtti.

Körfez'de deniz taşımacılığı ne zaman güvenli hale gelecek?

ABD ile İran arasındaki saldırıların tamamen sona erdiği varsayılsa bile, İran'ın çatışmalar sırasında döşediği deniz mayınlarının temizlenmesi gerekiyor.

Deniz mayınlarının önemli bir bölümü mayın tarama gemileri, su altı dronları ve sonar sistemleriyle kısa sürede tespit edilebiliyor. Ancak denizcilik uzmanlarına göre bazı mayınlar sürüklenmiş ya da bulunması güç noktalarda olabilir.

Bunun ardından bağımsız gözlemcilerin su yolunun güvenli olduğunu doğrulaması gerekecek.

Reuters'a konuşan deniz güvenliği kaynaklarına göre bu süreç 40 ila 50 gün sürebilir.

Uluslararası denizcilik birliği BIMCO'nun emniyet ve güvenlikten sorumlu yöneticisi Jakob Larsen, Reuters'a yaptığı açıklamada, mevcut koşullarda Hürmüz'den geçişlerin "çok riskli" olduğunu belirterek "mayından arındırılmış koridorlar" oluşturulması çağrısında bulundu.

"Savaş riski sigortaları" hâlâ büyük engel

Mayınlar temizlense bile deniz taşımacılığı şirketleri güvenin yeniden tesis edilebilmesi için "savaş riski sigortalarının" önemli ölçüde düşmesini bekliyor.

New York Times'ın aktardığına göre, savaş öncesinde gemi değerinin yüzde 0,1'inin altında olan primler, bugün geçiş başına gemi değerinin yüzde 1 ila 4'üne kadar yükselmiş durumda.

Yaklaşık 200 milyon dolar (172 milyon euro) değerindeki tipik bir petrol tankeri için bu durum, savaş öncesinde 200 bin doların altında olan maliyetin geçiş başına 2 ila 8 milyon dolara çıkması anlamına geliyor.

Denizcilik sektörünün önde gelen yayınlarından Lloyd's List'e konuşan Singapur merkezli bir sigorta yetkilisi, primlerin "yükselmesinin hızlı, düşmesinin ise yavaş" olduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı'nda bekleyen bir yük gemisi
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın açılması sonrasında bile deniz ulaşımının eski haline dönmesinin zaman alacağını belirtiyorFotoğraf: Majid-Asgaripour/WANA/REUTERS

Oil Brokerage Ltd'nin denizcilik araştırmaları küresel başkanı Anoop Singh ise gemi sahiplerinin kendi risk iştahlarına göre karar vereceğini belirtti.

Singh, Bloomberg'e yaptığı açıklamada, "Japonlar, Güney Koreliler ve Çinliler yüksek risk almaya daha az istekli. Yunan armatörlerin ise farklı bir yaklaşımı var. Bu nedenle bazı oyuncuların yeniden harekete geçtiğini görebiliriz" dedi.

Mahsur kalan gemiler ne zaman hareket edecek?

Boğazda güvenli geçiş koridorları oluşturulduktan sonra, aylardır Körfez bölgesinde bekleyen yüzlerce ticari gemi ve mürettebatı yeniden hareket etmeye başlayabilecek.

Bloomberg'in, emtia veri şirketi Kpler'e dayandırdığı bilgilere göre, Körfez'de tam yüklü yaklaşık 300 gemi bekliyor. Yaklaşık 250 boş gemi ise boğazın açılmasıyla yükleme yapmayı bekliyor.

Umman Körfezi'nde de Körfez'e giriş izni bekleyen yaklaşık 300 boş tanker bulunuyor.

Ancak gemilerde görev yapacak personelin bulunması da ayrı bir sorun olabilir.

Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne (IMO) göre, mahsur kalan gemilerde yaklaşık 20 bin denizci bulunuyor.

BM kuruluşu ayrıca saldırılarda 14 mürettebatın hayatını kaybettiğini doğruladı. Ölenlerin yaklaşık yarısının, Filipinler ve Çin'in ardından dünyanın en büyük üçüncü denizci kaynağı olan Hindistan vatandaşı olduğu belirtildi.

Mürettebatın, Körfez bölgesinde görev alma konusundaki isteksizliğinin artması üzerine Hindistan Denizcilik Genel Müdürlüğü, Pazar günü istihdam kuruluşlarına çatışma bölgelerine personel gönderimini sınırlandırmaları talimatını verdi.

Enerji tesislerinin onarılması gerekiyor

Mutabakat ile birlikte Körfez ülkeleri de petrol ve doğal gaz üretimini yeniden artırmaya başlayabilecek.

Ancak bunun için enerji tesislerinde güvenlik denetimlerinin yapılması, hasar gören altyapının onarılması ve çalışanlarla bakım ekiplerinin kademeli olarak geri dönmesi gerekiyor.

Tam kapasiteye dönüş ise sevkiyat takvimlerinin yeniden oluşturulmasına, yeterli sayıda tanker bulunmasına ve uluslararası alıcıların enerji akışının yeniden güvenilir hâle geldiğine ikna edilmesine bağlı.

İngiltere merkezli bağımsız ekonomik araştırma ve danışmanlık kuruluşu Capital Economics'in baş ekonomisti Neil Shearing, Pazartesi günü yaptığı değerlendirmede, Hürmüz üzerinden gerçekleşen enerji akışının yaklaşık yüzde 80'inin Eylül sonuna kadar yeniden başlayabileceğini öngördü.

Shearing, Katar'ın Ras Laffan sıvılaştırılmış doğalgaz merkezinde meydana gelen hasarı gerekçe göstererek doğal gaz akışının daha yavaş toparlanacağını belirtti.

Saldırılar sonucu Katar'ın ihracat kapasitesinin yaklaşık yüzde 17'sinin devre dışı kaldığı ve bunun etkilerinin yıllarca sürebileceği ifade ediliyor.

Süreci sekteye uğratabilecek riskler

ABD-İran mutabakatına ilişkin en büyük belirsizlik, bunun yalnızca kalıcı bir çözüme ulaşılması için müzakereciler tarafından hazırlanmış genel bir çerçeve olması.

ABD, gelecekte Hürmüz Boğazı'ndan tamamen ücretsiz geçişte ısrar ederken, İranlı yetkililer "hizmet bedellerinden" ve Umman ile birlikte su yolunun kontrolünü sürdürmekten söz ediyor.

İran'ın nükleer hedefleri, yaptırımların hafifletilmesi ve Tahran'ın Lübnan'da Hizbullah ile Yemen'de Husiler gibi gruplara verdiği destek gibi daha geniş kapsamlı meseleler ise hâlâ çözüme kavuşmuş değil.

Analistler bu nedenle yeni saldırı riskinin sürdüğü görüşünde.

Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisinden güç alan İran'ın sınırları zorlamayı sürdürebileceği değerlendirilirken, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da ülkesinin bu anlaşmayla bağlı olmadığını vurguladı.

Netanyahu, İsrail'in meşru müdafaa kapsamında hareket etmeyi sürdüreceğini belirterek, tek taraflı saldırıların kırılgan çerçeve anlaşmayı kısa sürede bozabileceği endişelerini artırdı.