Dubai'den kaçan zenginlerin yeni gözdesi Singapur ve İsviçre
6 Mayıs 2026
Dubai, uzun yıllar boyunca istikrarsız Ortadoğu coğrafyasında bir istikrar vahası olarak konumlandırdığı imajını özenle inşa etti.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) en zengin ikinci emirliği, yüksek varlıklı kişilerin sermayelerini park edebildiği, iş kurabildiği ve uzun vadeli planlar yapabildiği güvenli bir finans merkezi olarak öne çıktı.
Ne var ki bu özenle inşa edilen imaj, İransavaşıyla birlikte yerle bir oldu.
Dubai'nin yaşadığı ekonomik şok
İran'ın Körfez hedeflerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları sert bir ekonomik şoka yol açtı.
Dubai ve komşu Abu Dhabi borsaları, çatışmanın ilk evresinde keskin bir düşüş yaşadı. Aynı dönemde turizm çöktü ve otel doluluk oranları yüzde 70-80'lik olağan düzeyin çok gerisinde kalarak yüzde 20'ye indi.
Londra merkezli araştırma şirketi Capital Economics verilerine göre, Dubai Uluslararası Havalimanı'ndaki uçuş sayısı yaklaşık üçte iki oranında azaldı.
Hava trafiği, turizm ve iş amaçlı girişler toparlanmaya başlasa da Washington ile Tahran arasındaki kriz uzadıkça Dubai'nin küresel iş merkezi olma itibarına yönelik tehdit de büyümeye devam ediyor.
Güvenli liman statüsü yok oluyor
Dubai'yi varlıklıların teminatı olarak benimseyen yüksek gelirli kişilerin bir kısmı, kentin gerçekten vadettiği gibi güvenli bir liman olup olmadığını sorgulamaya başladı. Pek çok kişi mal varlığının en azından bir bölümünü aktarmak için iki önemli finans merkezine, yani Singapur ve İsviçre'ye yöneldi.
Her iki ülkedeki servet danışmanları, yakın dönemde Dubai merkezli müşterilerden gelen taleplerde belirgin bir artış yaşandığını bildirdi. İsviçreli özel bankacılar Körfez'den onlarca milyar dolar yeni sermaye girişi bekliyor.
Ancak Singapur merkezli avukat ve Bayfront Law direktörü Ryan Lin'e göre bu iki merkez, birbirinin rakibi olmaktan ziyade farklı servet profillerini çekiyor. Lin, DW'ye şunları söyledi:
"İsviçre, Avrupalı ve küresel müşteriler için cazip olma eğilimindeyken Singapur, Asya kökenli servetlerden daha fazla yararlanacak konumda."
Singapur, Dubai'nin sonradan model aldığı yaklaşımın öncüsü olarak aile ofisleri, yani yatırım, vergi ve miras planlamasını yönetmek amacıyla kurulan özel şirketler için gelişmiş bir ekosistem oluşturdu. Bu yapı özellikle Çin, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerden gelen ailelere hitap ediyor.
İsviçre ise yüz yıllık özel bankacılık geleneğine ve siyasi tarafsızlık üzerine kurulu itibarına güveniyor. İsviçre merkezli banka BERGOS'un baş yatırımsorumlusu Till Christian Budelmann, Dubai'deki varlıklarını çeşitlendirmek isteyenler için bu tercihin çoğunlukla "büyüme ile koruma arasında bir seçim" anlamına geldiğini belirtti.
Budelmann, DW'ye şunları söyledi:
"Singapur, Asya büyümesinden pay kapmak için mükemmel bir merkez ancak İsviçre, sermaye korumasında dünyanın en köklü merkezi olmayı sürdürüyor."
Budelmann, İsviçre'nin jeopolitik sıcak noktalara coğrafi olarak uzak olduğunu ve Singapur'un bu ön koşulu yerine getiremeyeceğini de sözlerine ekledi.
Gayrimenkul patlaması ivme kaybediyor
Anlık düşüşün ötesinde çatışma, Dubai'nin yabancı uyrukluları ve iş dünyasını uzun vadede çekme cazibesini de tehdit ediyor. Kentin kozmopolit yaşam tarzı, pandemi sonrasında konut fiyatlarının hızla yükselmesine zemin hazırlayan bir gayrimenkul patlamasını körüklemişti.
Sektöre ilişkin kaygılar giderek artıyor. ABD merkezli haber ajansı Bloomberg'in geçen ay aktardığı verilere göre Mart ayında konut mülkü işlemlerinin toplam değeri bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 20 düşerek yaklaşık 10,1 milyar dolara indi. Citi Research ve gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank'in Dubaikonut sektörüne ilişkin öngörüleri, yüzde 7 ile 15 arasında bir fiyat düzeltmesine işaret ediyor.
İransaldırılarına karşın yüksek varlıklı bireylerin büyük çoğunluğu Dubai'den tamamen çıkmıyor ve bunun yerine varlıklarını çeşitlendiriyor.
Budelmann bu durumu "stratejik hibritlik" olarak tanımlıyor:
Müşteriler işletmelerini ve bir kısım yaşam varlıklarını BAE'de tutarken uzun vadeli servetlerini Singapur ya da İsviçre'ye aktarıyor, pek çoğu bu ülkelerde ikinci bir ikametgâh da ediniyor.
Durma noktasındaki ekonomik patlama
Lin'in Dubai merkezli müşterilerinin yaklaşık beşte biri, İran'ın Körfez hedeflerine yönelik saldırıların sona erdiğini ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya yönelik çabaların sürdüğünü göz önünde bulundurarak mevcut istikrarsızlığı geçici sayıp Dubai'de kalmayı planlıyor.
Pek çok kişi için ise başka bir ülkede tutunmak artık zorunlu bir güvence olarak görülüyor.
Savaş öncesinde Dubai ekonomisi hız kesmeden büyüyordu. Emirlik, 2025 yılının ilk dokuz ayında yaklaşık yüzde 4,7 oranında ekonomik büyüme kaydetti. Danışmanlık şirketi Henley and Partners verilerine göre geçen yıl rekor düzeyde 9 bin 800 milyoner Dubai'ye yerleşerek yaklaşık 63 milyar dolar yeni servet getirdi.
Emirlik'te kişisel gelir vergisi yok, sermaye kazancı vergisi veya miras vergisi uygulanmıyor. Yaklaşık 100 bin doların üzerindeki kârlar için kurumlar vergisi yalnızca yüzde 9. Serbest ticaret bölgelerindeki şirketler ise uygun gelirler üzerinden hiç vergi ödemiyor.
Haklı bir cazibe merkezi
Dubai'yi yakından izleyenler, ateşkesin sürmesi ve güvenin hızla geri dönmesi halinde kentin çabuk toparlanabileceğini düşünüyor. Pek çok uzman, dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa ve küresel simge haline gelen sayısız olağanüstü projeye ev sahipliği yapan Dubai'yi erken silmemek gerektiği uyarısında bulunuyor.
Dubai, çölde mütevazı yerleşim yeriyken son 50 yılda yenilik ve mühendisliğin sınırlarını sürekli zorladı. Savaş öncesinde Dubai'nin yöneticisi Şeyh Muhammed bin Raşid el-Maktum, Dubai Havalimanı'nı dünyanın en büyük havacılık merkezi haline getirmeyi planladıklarını açıklamıştı.
The Loop olarak bilinen 93 kilometrelik iklim kontrollü yaya yolu, bir milyarı aşkın mercanıyla dünyanın en büyük yapay resif sistemi ve çarpıcı Yapay Ay tatil köyü gibi iddialı projeler de kentin geleceğini şekillendirecek.
Bu nedenle pek çok varlıklı yatırımcı riskini dağıtmayı tercih etse de Dubai'den tamamen çıkmak, çölün ortasındaki heyecan verici ve kozmopolit bir yaşamı geride bırakmak anlamına geliyor.