1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Fotoğraf: Christin Klose/dpa/picture alliance

Ekonomik kriz: Ucuza terapi mümkün mü?

10 Ağustos 2022

Sosyal ve ekonomik zorluklarla artan terapi ihtiyacı alım gücü düşen vatandaşı zorluyor. Uzmanlar, psikologlar tarafından verilen hizmetler için sigorta kapsamının genişletilmesi gerektiğini söylüyor.

https://www.dw.com/tr/ekonomik-kriz-ucuza-terapi-m%C3%BCmk%C3%BCn-m%C3%BC/a-62765909

Hafta başında bir indirim marketinin haftalık afişindeki ürünlerin arasına sosyal medya kullanıcıları tarafından psikolog hizmeti eklenmesi gündem oldu. İlgili afişe seans başı 200 lira ücretle sonradan yerleştirilen psikolog, kamuoyunda geniş çaplı bir tartışma başlattı ve ekonomik krizde zaten pahalı olan psikolog hizmetlerine erişimin güçlüğünü gündeme getirdi.

Bu afiş sahteydi, peki Türkiye'de gerçekte durum ne? Psikologlar ne diyor?

İlk olarak bu paylaşımın bir meslektaşları tarafından yapıldığını düşündüklerini belirten Türk Psikologlar Derneği Etik Kurulu Üyesi Ümit Taş, "Bu paylaşım bir gerçeği yansıtmıyor ancak vatandaşın psikologlara ve bu hizmetlere ihtiyacı artarkendiğer taraftan da buradaki erişimin giderek zorlaştığını görüyoruz" diyor.

DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede devlet hastanelerindeki yoğunluğa dikkat çeken Taş'a göre randevu sisteminde ciddi sarkmalar mevcut ve hastaneler eliyle buradaki talebin karşılanması çok zor.

Mevcut şartlarda halkın terapi ihtiyacının arttığını söyleyen Taş, bunun için öncelikli olarak aile hekimliklerine birer psikolog ataması yapılması gerektiğini, ardından da psikologlar tarafından verilen hizmetler için sigorta kapsamının genişletilmesinin şart olduğunu ifade ediyor.

Taş, böylece halkın hem maddi olarak hem de zaman olarak bu hizmete ulaşmakta yaşadığı sıkıntıların hafifletileceğinin altını çiziyor.

Devlet hastanelerinde yetersiz

Psikolog hizmetlerinin dünyanın her yerinde oldukça pahalı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Acar Baltaş, oldukça kişisel ve önemli olan bu hizmetin bir psikolog ile danışanı arasındaki 40-50 dakikalık seansta şekillendiğini belirtiyor.

Hem yurt dışında hem ülkemizde psikoterapi hizmetinin ucuz olabilmesi için devletin bu konuda tam katkı sağlaması gerekiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal da DW Türkçe için yaptığı değerlendirmede, "Burada anlatmak istediğim 5-10 dakikalık bir görüşme değil 40-50 dakikalık bir seans görüşmesinin yapılabilmesi... Daha da önemlisi özel sağlık sigortalarının da psikoterapi hizmetini karşılayabilmesi gerekiyor. Özel sağlık sigortalarının çok az bir kısmı çok zorlayıcı koşullarla sınırlı düzeylerde psikoterapi hizmetlerini karşılıyor. Ne zaman ki psikoterapi hizmeti sağlık hizmetleri kapsamında olur; o zaman daha ulaşılabilir ve ucuz bir hizmet haline gelebilir" diye konuşuyor.

DW Türkçe'ye değerlendirmelerde bulunan Baltaş, bu görüşmenin devlet hastanelerinde yeterince verimli verilmesinin oldukça zor olduğunu ifade ediyor. Tüm dünyada dar gelirli vatandaşların bu hizmete erişmekte zorlandığını anlatan Baltaş, o yüzden devlet hastanelerinde bu hizmetin yeterince ve doğru şekilde verilebilmesinin de oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

Ekonomik zorluklar etkili oluyor 

Baltaş, bu noktada halkın düşen alım gücüne dikkat çekiyor. Ekonomik zorlukların bu hizmetin alınamamasında etkili olduğuna değinen Baltaş, aynı zamanda ekonomik zorluklar nedeniyle de ciddi bir terapi ihtiyacının bulunduğunu söylüyor.

Yasemin Meriç Kazdal, son yıllarda hem psikoterapiye olan ihtiyacın hem de psikoterapist sayısının arttığını ifade ediyor. Günümüzde artan kronik stres, kaygı bozuklukları, her yere ve her şeye yetişme telaşının da bu ihtiyacı körüklediğini belirten Kazdal, "Ekonomik ve sosyal şartların zorlaşmasına gelince ise elbette ki toplumun çoğu için psikoterapi erişilebilir bir hizmet olmayabiliyor. Bu noktada psikoterapist sayısının artması bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Çoğu merkez ve psikoterapist, normal ücretlendirme politikaları dışında uygun ücretli psikoterapi hizmeti kontenjanı da sağlayabiliyor. Elbette ki psikoterapinin de herkes için ulaşılabilir bir hizmet olması hepimizin umduğu bir durum" diye konuşuyor.

Pandemi döneminde psikologlara olan ihtiyacının öneminin daha fazla anlaşıldığını ifade eden Türk Psikologlar Derneği Etik Kurulu Üyesi Ümit Taş da bu sürecin devamda yaşanan ekonomik zorlukların, iş kayıplarının, yas süreçlerinin ve aile içi problemlerin şu an terapiye gelenlerin en büyük sorunları olduğunu anlatıyor.

Türk Psikologlar Derneği Etik Kurulu Üyesi Ümit Taş
Türk Psikologlar Derneği Etik Kurulu Üyesi Ümit TaşFotoğraf: privat

Taş, ekonomik sorunların aile içindeki ve evliliklerdeki sorunları da tetiklediğini bu durumda insanların sıklıkla çift terapilerine ihtiyaç duyduğunu anlatıyor. Taş, toplumda terapi ihtiyacının bu dönemde ciddi bir birikim gösterdiğini ve kamu tarafından sağlanan hizmetlerin bu talebe cevap veremeyeceğini dile getiriyor.

Uzman psikologlar, toplumun bu yöndeki ihtiyaçlarına en doğru şekilde cevap verilmesi gerektiğini bunun için de bilimsel ve yasal yolların oldukça önemli olduğuna da işaret ediyor.

Sahte terapi uyarısı

Ancak son dönemde sosyal medya üzerinden kendisini terapist, yaşam koçu, terapi uzmanı gibi sıfatlarla tanıtan ve hizmet veren kişilere karşı da ciddi bir uyarıları var.

Unvan sahteciliğinin halk sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler barındırdığını söyleyen Türk Psikologlar Derneği Etik Kurulu Üyesi Ümit Taş, "Maalesef bu konuda çok ciddi şikayetler alıyoruz. Uzmanlığı, yeterliliği ve belgesi olmayan bazı kişilerce terapi hizmeti veriliyor. Halkın sahte psikologlardan uzak durması gerekiyor. Halkın sağlığını tehlikeye atıp onları maddi ve manevi olarak yıpratan bu kişilerden uzak durmaları lazım. Bunun için terapi alacakları kişilerle ilgili şüpheleri varsa derneklere sorabilirler. Mutlaka onlara da eğitim bilgilerini, üniversitelerini, diplomalarını sorsunlar. Ya da bir referansla hareket etsinler" diyor.

Terapinin mutlaka bir "uzman" eşliğinde ilerleyen bir süreç olduğunu belirten Yasemin Meriç Kazdal ise bu sürecin uzman olmayan kişiler tarafından yönetilmesinin etik olmamakla birlikte karşı tarafa da zarar verebileceğini anlatıyor. Psikoloji biliminin ve psikoterapinin popülerliği arttıkça bu alanlardan faydalanmak isteyen kişilerin sayısının da aynı oranda arttığına işaret eden Kazdal, şunları söylüyor:

"Psikolojik desteğe başvuran her bireyin başvurduğu kişinin diplomasını, uzmanlığını ve aldığı eğitimleri sorgulama hakkı vardır. Bu hakkı kullanmalarını tavsiye ediyorum. Özellikle son dönemlerde alan profesyoneli olmayan kişilerin bilinçdışı uzmanı, aile uzmanı, kuantum terapisti gibi unvanları kullandıklarını ve bir kafa karışıklığı yarattıklarını görebiliyoruz. Her ne kadar ülkemizde meslek yasamız olmasa da ne yazık ki alanımız bu konuda istismar edilmeye çok açık olsa da bir psikoterapist olabilmek için evrensel olarak kabul edilen belli başlı şartlar var. Psikoloji lisansını tamamlamak bu şartların başında gelir fakat yeterli olmaz. Klinik psikoloji yüksek lisansını tamamlamak gerekir."

Ucuza ve online terapi mümkün mü?

Uzmanlar terapinin pahalı bir hizmet olduğunun altını çizerken aynı zamanda psikolojik sağlığın fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu ve bu yüzden bu hizmetin de alınması gerektiğini vurguluyor. Vatandaşın düşen alım gücü ve yaşadığı zorluklar düşünüldüğünde bu hizmete olan erişimi de zorlaşıyor.

Prof. Dr. Acar Baltaş'a göre terapiye ihtiyacı olan bir kişinin hiç terapi almaması oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilir. Burada fiyatların hizmetin alındığı yere/kişiye göre değiştiğini belirten Baltaş, "Bu hizmetin alındığı alana, hizmeti veren kişinin konumuna ve hatta eğitimine göre değişebilir. Sonuçta o da bu aşamaya gelmek için para ve zaman harcamış. Ancak şöyle önemli bir konu var hizmeti veren kişinin yetkin olması şartıyla bir kişinin ucuza ya da online terapi alması hiç almamasından iyidir" yorumunda bulunuyor.

Türk Psikologlar Derneği Etik Kurulu Üyesi Ümit Taş, bu konuda yetkinliğin önemine vurgu yapıyor. İlgili psikoloğun eğitimli, yetkin ve belgeleri bulunduğu taktirde online olarak terapi vermesinin çok önemli bir farkı olmadığını artık psikolojide online terapinin de yerinin bulunduğunu anlatıyor.

Depresyona karşı neler yapılabilir?

Yasemin Meriç Kazdal ise ilk tercihin her zaman yüz yüze terapiyi seçmek olduğunu ifade ediyor. Terapi sırasında insan insana etkileşimin oldukça önemli olduğunu hatırlatan Kazdal, "Bir danışanın psikoterapistinin ofisine gelmesi, bekleme salonunda beklemesi, odaya girişi, oturuşu, mimikleri, el kol hareketleri, duygulanımları, odadan çıkışı… Her biri çok kıymetli verilerdir. Ayrıca odada kendini güvende hissetmesi, gizliliğinden en ufak şüphe duymaması, odaya girdiği an hem fiziki hem mental olarak dışarıdaki dünyadan sıyrılması gibi faktörler de psikoterapinin özünü oluşturan önemli noktalardır" diyor.

Yüz yüze terapinin her zaman öncelikli olduğunu hatırlatan Taş, bu konuda mesleki düzenlemelerin eksikliğine değiniyor.

Ruh sağlığın yasası ve meslek yasası hakkında psikologların önemli taleplerinin bulunduğunu belirten Taş, "Bir meslek odası olsa belki fiyatlar konusunda bir tarife olabilirdi. Şu an için fiyatlar neden düşük ya da neden yüksek denemez ama oda olsaydı bu konuda bir yol çizebilirdi" diyor.

Mezun ve istihdam sorunu var

Bu konuda dernek olarak diğer önemli taleplerini de sıralayan Taş'a göre üniversitelerin psikoloji bölümlerinde bir baraj olmaksızın öğrenci kabul edilmesi önemi bir sıkıntı.

Burada ilgili puan sınırının başarı derecesi yüksek olacak şekilde güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Taş, "Sürekli yeni psikoloji bölümleri açılıyor. Özel üniversitelerde bu eğitimleri verecek yeterli akademik kadronun olduğunu düşünmüyoruz. Yılda yaklaşık 13 bin mezun veriliyor. Bu sektörde önemli bir denge sorunu doğuruyor. Burada bir sınırlandırma şart" diyor.

Bu durumun büyük bir istihdam sorununu da beraberinde getirdiğini söyleyen Taş, bir balon oluştuğunu dile getiriyor.