Die Welt: Merkel iltica politikasında U dönüşü yaptı | BASIN | DW | 27.06.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

BASIN

Die Welt: Merkel iltica politikasında U dönüşü yaptı

Avrupa Birliği'nin en acil sorunu haline gelen iltica politikasında anlaşmazlık ve ABD Başkanı Trump'ın politikaları Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumların konularını oluşturuyor.

Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi Avrupa Birliği ülkelerinin ortak iltica politikası üzerinde anlaşamamalarını şöyle yorumluyor:

"Krizlere hazırlıklı olmak hükümetlerin görevidir. Avusturya sınır koruma tatbikatıyla tam da bunu yapıyor. Şimdilik 2015'teki gibi büyük bir mülteci hareketi beklenmiyorsa da, durumun değişmeyeceğini kim söyleyebilir? Avusturya aynı zamanda önemli bir mesaj da vermiş oluyor ve "Avrupa Birliği ülkelerin sınırdan geri çevirme konusunda anlaşma sağlayamazlarsa, biz sınırlarımızı korumaya hazırız" demeye getiriyor. Viyana yönetimi 1 Temmuz'da Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını üstlenerek 6 ay boyunca ajandayı belirleyeceği için yaptığı hamlenin anlamsız olduğu söylenemez. Göç konusunda, başta Doğu Avrupalılar olmak üzere Avusturya ile aynı çizgiyi izleyen az Avrupa ülkesi yok. Almanya Başbakanının iltica politikasına gösterilen direniş bu ülkeleri birleştiriyor. Ancak bütünüyle aynı tutumu gösterdikleri de söylenemez."

Die Welt gazetesi Almanya Başbakanı Angela Merkel'in AB zirvesinde epey zorlanacağını belirttiği yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Başbakan Merkel'in iltica politikası zirvede nasıl karşılanacak? Berlin ve Brüksel'deki onu yakından tanıyanların öne sürdükleri gibi AB devlet ve hükümet liderleri arasında ona güvenen kalmadı mı? Merkel'e duyulan öfke iltica politikasını tıkayacak kadar büyüdü mü? Bütün bu soruları gülümseyerek karşılamak, en doğrusu olur. Çünkü 16 AB ülkesinin katıldığı hafta sonundaki mini zirve Merkel'in inisiyatifi yeniden ele geçirdiğini gösterdi. Almanya Başbakanının mülteci politikasında birçok şaşırtıcı hata yaptığı inkâr edilemez. Ancak Merkel artan baskıdan ders çıkarabileceğini gösterdi. Pazar günü Almanya Başbakanının mülteci politikasını radikal biçimde değiştirmiş olması, ortak çözümler bulunmasını kolaylaştırdı."

Frankfurter Allgemeine Zeitung ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırgan ticaret politikasının etkisini göstermeye başladığını yazıyor:

"Donald Trump'ın açtığı küresel ticaret savaşında Harley-Davidson'a aslında figüranlık rolü düşüyor. Harley-Davidson istihdam piyasasında veya ticaret bilançosunda rol oynayamayacak kadar küçük bir şirket. Amerikan özgürlük idealinin en güçlü sembollerinden biri olan motosiklet üreticisinin, Avrupa'nın yeni gümrük tarifeleri nedeniyle üretimi kısmen yurt dışına kaydırma kararı Başkan için ağır bir siyasi darbe oldu. Trump bir anda 'istihdam düşmanı' konumuna düştüğü için Twitter'da kıyametleri koparıyor. Oysa gümrük politikasının onun amaçladığının dışında etki doğurduğu ilk durum bu değil. Çin, Trump'ın en büyük seçmen kitlesini oluşturan çiftçileri ağır gümrük vergisiyle cezalandırdı. Trump ticaret savaşlarının sandığı gibi, hemen bütün ülkelerle takışıp kolayca kazanılamayacağını gördü. Amerika'nın dünya ticaretine tek başına yön verdiği günler geride kaldı."

Süddeutsche Zeitung gazetesi yorumunda Trump'ın ABD'deki karşıtlarının onun üslubunu örnek almamaları gerektiğine dikkat çekiyor:

"Amerikan demokrasisinin yol açtığı hayal kırıklığında Trump taraftarlarına erişmenin artık mümkün görünmemesi de rol oynuyor. Cumhuriyetçilerin yüzde 90'ı ona tam destek veriyor. Propaganda retoriğiyle "New York'un ortasında adam vursam, tek oy dahi kaybetmem" diyen Trump'ın Demokrat karşıtlarının karşı atağa geçecekleri söylendiğinde, sosyal medya Trumpçıların "silahıma mermi sürdüm, bekliyorum" tarzındaki paylaşımlarıyla dolmuştu. Üzücü olan sadece ırkçı Trump'ın nasıl kadınları aşağıladığına, engellileri alaya aldığına, göçmenleri nasıl hayvanla kıyasladığına seyirci kalınması değil, ama aynı zamanda kustuğu zehrin milyonlarca Amerikalıyı nasıl coşturduğudur da. Demokratlarla sorumluluk sahibi Cumhuriyetçilere, toplumun yavaş yavaş zehirlenmesine karşı koyma görevi düşüyor. Ama saldırganlık, tahrik ya da şiddetle değil, soğukkanlılıkla. Hele onun söylemlerini taklit ederek, hiç değil."

DW/AG,ÖA

© Deutsche Welle Türkçe

Reklam