1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ankara’dan Kuzey Irak’a son çağrı

23 Eylül 2017

Ankara, bağımsızlık referandumundan vazgeçmeyen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne son çağrısını MGK ve Bakanlar Kurulu toplantılarıyla yaptı. Gözler, TBMM’deki tezkere görüşmelerinde.

https://p.dw.com/p/2kZBs
Türkei Bekir Bozdag Justizminister
Fotoğraf: Getty Images/C. Somodevilla

Referandum gerçekleşmesi durumunda ikili ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan tüm haklarını kullanmaya hazırlandığını açıklayan Ankara, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne “Aklı selim davranın, referandumu iptal edin” çağrısında bulundu. Kürt yönetimine karşı uygulanacak tüm ekonomik ve siyasi yaptırımları belli bir plan dahilinde devreye sokmayı düşünen hükümet, Türk askerine sınır ötesi operasyon yetkisi tanıyan tezkereyi de bugün bir yıl uzatacak.

Kuzey Irak referandumu için geri sayım sürerken Ankara’da kritik toplantılar birbirini izledi. Referandumun "vahim sonuçları” olacağını belirten Milli Güvenlik Kurulu'nun ardından Bakanlar Kurulu toplandı. Bakanlar Kurulu’na da, MGK’ya olduğu gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlık etti. Kuzey Irak'taki referandumun "gayrimeşru” olacağı ve "kabul edilemeyeceği” vurgulanan MGK bildirisinde, bu adım atılması durumunda Türkiye’nin ne yapacağı sorusuna ilk cevap verildi. “Türkiye, ikili ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan tüm haklarını saklı tutacaktır” mesajının verildiği MGK toplantısında yapılan planlamaların ayrıntısı Bakanlar Kurulu’nda ele alındı.

"Ertelemeyi de kabul etmiyoruz”

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, referandumun Türkiye’nin milli güvenliğine, ülke ve bölge barışına, Irak’ın toprak bütünlüğüne tehdit olduğunu söyledi. İsrail hariç tüm bölge ülkelerinin ve uluslararası camianın referanduma karşı çıktığını, statüleri tartışmalı olan Musul ile Kerkük’ün referanduma dahil edilmesinin "vahim” olduğunu belirten Bozdağ, “Kürt yönetimine son çağrımızı, son uyarımızı yapıyoruz” dedi ve bu çağrının içeriğini şöyle dile getirdi:

“Aklıselim ile hareket edin ve henüz vakit varken referandumu iptal edin. Bu konu duygusallıkla ele alınacak bir konu değil. Sağduyulu olun. Referandumun iptali, tüm bölgenin hayrına olacaktır. Türkiye referandumun ertelenmesine de karşıdır. Ertelemeyi de kabul etmiyoruz.”

"Bütün opsiyonlar masada”

Bozdağ, referandumun iptali ve iptal edilmemesi durumunda Türkiye’nin nasıl hareket edeceğini bütün ayrıntılarıyla değerlendirdiklerini söyledi. “Bütün opsiyonlar masada. Neyin, ne zaman uygulanacağına da hükümet karar verecek. Kendi içinde bir planlama yaptık. Bunları şu anda açıklamayı uygun görmüyoruz” diyen Bozdağ, MGK’nın öne çekilmesinin, üstüne Bakanlar Kurulu’nun toplanmasının ve TBMM’nin de olağanüstü toplantıya çağrılmasının Türkiye’nin referanduma karşı duruşunun açık bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.

Bozdağ, Türkiye’nin ikili ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarını nasıl kullanacağı yönündeki bir soruyu yanıtlarken, bu anlaşmaların Lozan Anlaşması, Türkiye ile Irak arasındaki 1926 tarihli Ankara, 1946 tarihli "dostluk anlaşması” ve 1983 tarihli "sınır güvenliği” anlaşması olduğunu söyledi. Anlaşmalar uyarınca Irak’ı bir bütün olarak değerlendiren ve Irak’taki etnik yapılanmaları bir kenara koyup sadece merkezi Irak hükümetini komşu olarak gören Türkiye, kendi sınır güvenliği kadar Irak’ın toprak bütünlüğüne de zarar getirecek her durum karşısında aksiyon alma hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Türk hükümetinin Kuzey Irak'a yaptırım listesinde "Habur Sınır Kapısı'nı kapatmak ve Erbil’e uçuş yasağı getirmek” eylemlerinin öne çıktığı Ankara’da siyaset kulislerine yansımış durumda. Bu yaptırımların, Türk askerine sınır ötesi operasyon yetkisinin verilmesiyle askeri açıdan da ağırlık kazanması bekleniyor.

“Göründüğünden daha karışık”

Nihat Ali Özcan
Terör uzmanı ve stratejist Nihat Ali ÖzcanFotoğraf: DW

Terör uzmanı ve stratejist Nihat Ali Özcan, DW Türkçe’ye Kuzey Irak referandumu ve Ankara’nın bu referandum öncesi sert çıkışlarını yorumlarken, “Göründüğünden çok daha karışık bir durumla karşı karşıyayız” diye konuştu. Referandum sonrası Kuzey Irak yönetiminin hemen bağımsızlık ilanına gitmeyeceğini ancak sürekli “ne zaman ilan edeceğini” gündeme getireceğini belirten Özcan, “Türkiye de bu yüzden sürekli alarm durumunda olacak ve Kuzey Irak’taki gelişmeler gündemdeki ağırlığını hep koruyacak” dedi. Ankara'nın Kuzey Irak kaynaklı yaşadığı gerilimi önümüzdeki dönemde nasıl yöneteceğinin de sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yakından izleneceğini ifade eden Özcan, referandumun bir başka boyutuna da şöyle dikkat çekiyor:

"Barzani'nin hamlesi aslında işi bambaşka bir yöne götürüyor. Öyle ki, cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanan bir Türk siyaseti var. Kuzey Irak yönetiminin bağımsızlık arayışına Türk siyasetçilerin verdiği tepkiler, cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkileyecek görünüyor. "

Özcan, Ankara’nın Kuzey Irak yönetimi üzerindeki baskıyı artırma kararının da MGK bildirisine ve Bakanlar Kurulu açıklamasına doğrudan yansıdığını söylüyor. Özcan, referandumun gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin doğrudan askeri yaptırımları devreye sokmasının, Irak’a asker göndermesinin zor olduğunu belirtirken, ilk adımın Habur Sınır Kapısı’nı kapatmak olabileceği tahminini yapıyor. Özcan, “Kuzey Irak ekonomik bir kriz yaşıyor. Habur’un kapanması onların hayatlarını altüst edecektir. Kuzey Irak’ta gündelik yaşamın kötüye gitmesi Ankara-Erbil hattındaki gerilimi daha da artıracaktır ki; bu gerilimin çok karışık sonuçları görülebilecektir” diyor.

Tezkereye sadece HDP karşı

Ankara’da Kuzey Irak mesaisi TBMM’nin bugünkü olağanüstü toplantısıyla devam ediyor. Hükümetin, süresi 30 Ekim'de dolacak "Suriye-Irak tezkeresinin” süresini bir yıl daha uzatmak için TBMM gündemine getirdiği tezkerede, “Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenliğimiz açısından taşıdığı risk ve tehditler artarak devam edilmektedir” deniliyor. Kuzey Irak'taki referandumun "etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik, meşruiyeti olmayan bölücü bir girişim” olarak tanımlandığı tezkerede, Türkiye’nin kendi sınır güvenliğini sağlamanın yanı sıra Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne dönük terörist faaliyetleri engellemek adına sınır ötesine asker gönderebileceğinin mesajı açıkça veriliyor.

Tezkereye ‘hayır’ diyen tek parti HDP olarak görünüyor. Tezkereye ‘evet' demenin OHAL'e ‘evet' demek olacağını belirten HDP Sözcüsü Osman Baydemir, “Bizler çok açık ve net biçimde savaşa karşıyız” açıklaması yaptı. Kuzey Irak’la gerilimin tırmanmasının nedenini “Hükümetin yanlış dış politikası” olduğunu dile getiren CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, ”Yine de, TSK’nın elini güçlendirecek tezkereye ‘evet' diyeceğiz” diye konuştu. Tezkereye MHP de, “Referandumda ısrar eden Barzani her türlü ağır cezayı hak ediyor” düşüncesiyle evet oyu kullanmaya hazırlanıyor.

Hilal Köylü / Ankara