1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Almanya'da siyasetçilere hakaret suç olmaktan çıkıyor mu?

Ben Knight
24 Haziran 2026

Almanya'da siyasetçilere hakareti yasaklayan yasa açılan davalarla gündeme geldi. Yasayı eleştirenler ifade özgürlüğünün kısıtlandığını, destekleyenler ise siyasetçilerin yasal güvenceye ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

https://p.dw.com/p/5Fy6j
CDU ile aşırı sağcı AfD'nin iş birliğine karşı düzenlenen bir eylemde Merz'i burnu uzamış gösteren bir karikatür
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkede bazı vatandaşlar tarafından seçim vaatlerini yerine getirmemekle suçlanıyorFotoğraf: Moritz Schlenk/IMAGO

Almanya'da siyasetçilere hakareti yasaklayan yasal düzenlemenin kaldırılması değerlendiriliyor. Sosyal medyada siyasetçilere "aptal" (Schwachkopf), "yalancı Fritz" (Lügenfritz) veya "Pinokyo" gibi ifadeler kullanan kişiler hakkında polis tarafından soruşturma başlatılması ve açılan davalar konuyu gündeme getirdi.

Alman Ceza Kanunu'nun 188'inci maddesi, "kamusal siyasi yaşamda yer alan bir kişiye" yönelik hakaretten suçlu bulunan kişilerin, bu eylemin siyasetçinin kamu faaliyetlerini "önemli ölçüde zorlaştırması" durumunda teorik olarak üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceğini öngörüyor. Ancak uygulamada davaların büyük bölümü para cezalarıyla sonuçlanıyor.

Yasa, muhafazakâr Hristiyan Demokrat siyasetçi Walter Lübcke'nin 2019 yılında öldürülmesinin ardından, savcılıkların siyasetçi şikâyetçi olmasa bile soruşturma yürütebilmesine imkân sağlamak amacıyla 2021 yılında sertleştirildi.

Almanya'da son yıllarda siyasetçilere yönelik hakaret ve saldırılarda artış yaşanıyor. Kamu yayıncısı ARD'nin Mayıs ayında yayımladığı verilere göre polis, 2025 yılında siyasetçilere ve parti üyelerine yönelik 5 bin 140 suç kaydetti. Bu sayı 2024'te 3 bin 690, 2023'te ise 2 bin 790 olmuştu.

İfade özgürlüğü mü, hakaret mi?

Bazı davalar devletin yetkisini aşırı kullandığı yönündeki eleştirileri gündeme getirdi. 2024 yılında 64 yaşındaki bir emeklinin evi, dönemin Ekonomi Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Yeşiller Partili Robert Habeck'e sosyal medyada "Aptal" (Schwachkopf) demesi üzerine arandı.

Savcılık aramayı 188'inci maddeye dayandırsa da söz konusu kişinin aynı zamanda anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan aşırı sağ sembolleri de kullandığı belirtildi. Habeck'in şikâyetçi olması ise muhaliflerinin tepkisini daha da artırdı.

Robert Habeck
Yeşiller partisinden politikacı Robert Habeck'in sosyal medyada kendisine "aptal" diyen kişiyi şikayet etmesi eleştirelere yol açmıştıFotoğraf: Christoph Hardt/Panama Pictures/picture alliance

Özellikle iktidardaki merkez sağ Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile muhalefetteki Yeşiller Partisi'nden bazı siyasetçiler yasanın kaldırılmasını öneriyor.

CDU Meclis Grubu Başkanı Jens Spahn, bu yıl Ocak ayında Süddeutsche Zeitung'a yaptığı açıklamada, "Amaç belediye siyasetçilerini ve kurumları daha iyi korumaktı. Ancak ortaya çıkan izlenim şu oldu: Güç sahipleri kendileri için özel bir yasa çıkardı" dedi.

Yeşiller Partisi'nden Avrupa Parlamentosu milletvekili Erik Marquardt da internette kendisinin de çok sayıda hakarete maruz kaldığını, siyasetçilerin birçok toplumsal sorunun hedefi hâline geldiğini kabul ediyor.

Ancak Marquardt'a göre bu durum siyasetçiler için özel bir yasayı gerekli kılmıyor.

Marquardt DW'ye yaptığı açıklamada, "Bazı aptalca paylaşımlar nedeniyle insanların evlerinin aranmasına gerçekten ihtiyaç olup olmadığını bilmiyorum" dedi ve ekledi:

"Bir siyasetçi olarak hakarete uğrarsanız, bir kişinin yargılanmasını isteyip istemediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Hakarete uğrayan kişinin siyasetçi ya da başka biri olması aslında önemli değil."

"Hakaret" ve "iftira" tanımları net değil

Kamuoyundaki tartışmalar zaman zaman tuhaf görünen davalarla da gündeme geldi. Bu yılın başlarında bir Facebook kullanıcısına, bir paylaşımın altında Almanya Başbakanı Friedrich Merz için "Yalancı Fritz" (Lügenfritz) ifadesini kullandığı gerekçesiyle 2 bin euro para cezası verildi.

Muhafazakâr seçmenlerin bir bölümü, seçim vaatlerini yerine getirmediğini düşündükleri için Merz'i yalan söylemekle suçluyor.

Bu davaya ABD yönetiminden de tepki geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisinden Sorumlu Müsteşarı Sarah Rogers, X platformunda Almanya'yı "sansür" uygulamakla suçladı.

Yasayı eleştiren bazıları ise bu yasanın seçici biçimde uygulandığını savunuyor. Bir başka davada savcılık, Merz'i burnu yalan söyledikçe uzayan masal kahramanına gönderme yaparak "Pinokyo" diye nitelendiren kişi hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdi. Gerekçe olarak Almanya Anayasası'nın güvence altına aldığı ifade özgürlüğü gösterildi.

Alman hukukunda "hakaret" ve "iftira" kavramları ilgili maddelerde açık biçimde tanımlanmış değil.

"Yalancı Fritz" davasında savcılık, bu ifadenin halk arasında saldırganlığı körükleyerek başbakanın dürüstlüğünü zedeleyebileceğini savundu.

Yerel siyasetçiler vurgusu

Merz hükümetinin küçük ortağı olan merkez sol Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) bazı üyeleri ise 188'inci maddeyi savunuyor.

SDP'li siyasetçi Carmen Wegge
SPD'li Carmen Wegge, siyasetçilere hakareti suç sayan maddenin yürürlükte kalması gerektiğini savunuyorFotoğraf: Anna Voelske

SPD'nin Federal Meclis'teki adalet politikaları sözcüsü Carmen Wegge, DW'ye yaptığı açıklamada, "Bu madde siyasetçilere yönelik sistematik nefret kampanyaları için getirildi" dedi.

Wegge, "Bu durum yalnızca başbakanı değil, belediyelerde gönüllü olarak görev yapan yaklaşık 200 bin siyasetçiyi de etkiliyor. Yerel siyasetçilere yönelik hakaretlerde büyük bir artış görüyoruz" diye konuştu.

"Siyasetçiler, özellikle de gönüllü olarak görev yapanlar, bu ülkede demokrasiyi ayakta tutuyor. Bu nedenle onlara özel koruma sağlamamız gerekiyor" diyen Wegge, partilerin yerel seçimler için aday bulmakta giderek daha fazla zorlandığını belirtti.

Wegge, internet üzerinden yapılan hakaretlerin insanların siyasete girmesini engellemek amacıyla bilinçli biçimde kullanılabileceğinden endişe ettiğini söyledi:

"Bu amacı güden kişilerin özel olarak cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz."

Kamuoyu araştırma şirketi Forsa'nın Haziran başında yayımladığı ankete göre Almanların yüzde 58'i 188'inci maddenin korunmasını isterken, yüzde 38'i kaldırılmasından yana görüş bildirdi.

Son sözü Federal Meclis söyleyecek

Hakaret davalarıyla ilgili çalışmaları bulunan avukat Isaak Schumann ise bu düzenlemeye ihtiyaç olmadığını düşünüyor.

DW'ye konuşan Schumann, "Madde tamamen kaldırılsa bile burada tanımlanan davranışlar yine cezalandırılabilir" dedi.

Schumann, "185, 186 ve 187'nci maddeler zaten hakaret ve iftirayı yasaklıyor. Tek fark siyasetçilerin diğer vatandaşlarla aynı şekilde muamele görmesi olur" ifadelerini kullandı.

"188'inci maddenin iyi niyetle çıkarıldığına eminim" diyen Schumann, uygulamada bu düzenlemeden yerel siyasetçilerden çok sosyal medyada hakarete uğrayan üst düzey siyasetçilerin yararlandığını söyledi.

Schumann'a göre, 188'inci madde demokratik özgürlükler açısından da risk oluşturuyor:

"Yargı makamlarının bazı ifadeler karşısında çok hassas hâle geldiğini görüyoruz. İnsanlar Merz'e 'Pinokyo' dedikleri için soruşturuluyor. Bunlar yerel siyasetçilerin aşırı sağcılar tarafından tehdit edildiği örnekler değil."

SPD'li Wegge ise 188'inci maddede değişikliğe açık olduklarını söyledi. Buna göre siyasetçilere yönelik hakaret suçunun ancak mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulması gündeme gelebilir.

Federal ve 16 eyaletin adalet bakanları Haziran ayının ikinci haftasında yaptıkları toplantıda 188'inci maddeyi görüştü. Bazı bakanlar maddenin tamamen kaldırılmasını isterken, sonunda uzlaşma sağlandı.

Buna göre 188'inci maddenin yalnızca yerel düzeyde görev yapan siyasetçilere yönelik hakaretlerde uygulanması öngörülüyor.

Nihai kararı ise Almanya Federal Meclisi verecek.