Alman politikacılardan Alican Uludağ'ın tutuklanmasına tepki
25 Şubat 2026
DW Türkçe muhabiri gazeteci Alican Uludağ'ın "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla tutuklanmasına Alman politikacılardan tepkiler sürüyor.
Alman hükümeti, "Gazeteciler görevlerini baskılardan korkmadan yapabilmeli. Bu Türkiye için de geçerli. Deutsche Welle ve çalışanları, Türkiye'de özgürce çalışabilmeli, bağımsız haber yapmalı" tepkisini vermiş, Almanya Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer de Uludağ'ın gözaltına alınmasını "kabul edilemez" olarak değerlendirerek "Çağrım açık: Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik suç değildir" demişti.
Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımları üzerinden tutuklanmasına hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile muhalefetteki Sol Parti ve Yeşiler'den de tepki geldi.
"Erdoğan'ın çevresindeki gerginlik artıyor"
SPD'li Federal Meclis milletvekili Holger Mann, Alican Uludağ'ın tutuklanmasını kınayarak derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı. Uludağ'ın tutuklanmasının, giderek güçlenen muhalefet karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çevresindeki gerginliği ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulunan Mann, Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin, Deutsche Welle'nin çalışmalarını kısıtlamaya varmasının daha büyük bir hassasiyet gerektirdiğini ve diplomatik imkânların etkili bir şekilde kullanılması gerektiğini kaydetti.
Federal Meclis Kültür ve Medya Komisyonu üyesi de olan Holger Mann, "Resmi makamların gazetecilere gözdağı için giderek daha sık nüfuz kullanması ve yaşanan tutuklamalar ve baskı kesinlikle endişe vericidir. Bu, ülkenin geleceğini de zehirlemektedir" diye konuştu.
"Türk Büyükelçi Dışişleri'ne çağrılmalı"
Sol Partili milletvekili David Schliesing de Alican Uludağ'ın tutuklanmasını kınayarak derhal serbest bırakılmasını talep etti. Bağımsız gazeteciliğin suç olmadığını vurgulayan Schliesing, "Hâlâ bir demokrasi olan ya da olduğu söylenen Türkiye'de de bunun açıklıkla ortaya konması gerekir" dedi.
Sol Parti'nin medya politikaları sözcüsü Schliesing, Alman hükümetinin Ankara'ya karşı siyasî baskıyı artırması gerektiğini belirterek, "Aslında uzun yıllar öncesinden siyasî baskının artırılması gerekirdi. Başka vakalarda Türk Büyükelçinin Dışişleri'ne çağrılması çok daha hızlı olur. Böyle bir adım şimdi en azından bir başlangıç olacaktır. Ama çok daha fazlasının yapılması gerekir" diye konuştu.
Schliesing, Türk Büyükelçi'nin Dışişleri'ne çağrılmasına ek olarak Türkiye'nin AB üyeliği, silah sevkiyatı gibi konularda da adımlar atılması gerektiği görüşünü savundu.
"Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalı"
Yeşiller partili Omid Nouripour da, bir gazetecinin işini yaptığı için tutuklanmasının kabul edilemeyeceğini belirterek "Alican Uludağ'ın derhal serbest bırakılması gerekir. Eğer bu gerçekleşmezse Alman hükümetinin Alman medyası için çalışan gazeteciler için açık ve gözle görülür bir şekilde harekete geçmesini umuyorum" dedi.
Alman hükümetinin Türk Dışişleri nezdinde resmî diplomatik girişimlerden Berlin'deki Türk Büyükelçinin Dışişleri'ne çağrılmasına kadar uzanan pek çok adım atabileceğini belirten Nouripour, "Alman kamu yayıncılarının çalışanlarının öylemesine tutuklanmasına seyirci kalmayacağımız açık bir şekilde gösterilmelidir" diye konuştu. Türkiye'de 2017'de tutuklanan ve yaklaşık bir yıl hapiste tutulan gazeteci Deniz Yücel'i hatırlatan Nouripour, o dönem yine Hristiyan Demokrat Parti (CDU) liderliğindeki iktidarın güçlü tepki gösterdiğini, benzer tepkinin şimdi Alican Uludağ olayında da gösterilmesini beklediğini söyledi.
DW/BK,JD