AB′den Türkiye′ye hem eleştiri, hem övgü | AVRUPA | DW | 16.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

AB'den Türkiye'ye hem eleştiri, hem övgü

AB'nin Türkiye ile ilgili açıkladığı İlerleme Raporu'nda Gezi olaylarında polisin orantısız güç kullanması eleştirilirken, Demokratikleşme Paketi'nden ise övgüyle söz edildi.

Avrupa Birliği aday ülkelerle ilgili 2013 İlerleme Raporu'nu açıkladı. Kurban Bayramı'na denk gelmesi nedeniyle raporun açıklanmasının ertelenmesini talep eden Türk yetkililer, bunun olmaması sebebiyle bayram sonuna kadar konuya ilişkin bir tepki vermeyecek. Bunu geçen hafta Brüksel ziyaretinde AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış dile getirmişti.

Raporla ilgili basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Komisyon Genişleme Komiseri Stefan Füle raporun bayrama denk gelmesi nedeniyle "Bu önemli bayrama saygımız var ve Türk siyasetçiler ve Türk halkından bizi anlayışla karşılamalarını rica ediyoruz, çünkü bizim de bir iç işleyiş ve kurumsal takvimimiz bulunuyor. Türkiye'den de buna saygı göstermesini bekliyoruz" dedi.

Müzakerelerde 22'inci faslın açılması konusunda yeşil ışık yakıldığını, ancak Hükümetlerarası Konferans'ın tam olarak hangi tarihte toplanacağına üye ülkelerin karar vereceğini ifade eden Füle, bunun mümkün olan en kısa süre içerisinde gerçekleşeceğini umduğunu belirtti. AB haziran ayında 22'inci faslın açılmasına karar vermiş, ancak fasılla ilgili müzakerelere Hükümetlerarası Konferans'ın toplanmasının bekleneceğini açıklanmıştı.

Füle, “Aday ülkeler üzerlerine düşenleri yaptığında AB de üstüne düşenleri yapacaktır” şeklinde konuştu.

Demokratikleşme Paketi'ne övgü

Türkiye'ye hem eleştiri hem de övgünün yer aldığı İlerleme Raporu'nda dördüncü yargı paketinin kabul edilmiş olması, barış sürecinin başlatılması, Türkiye'nin AB mevzuatına uyum sağlama noktasında gösterdiği çabalar ve reformların Demokratikleşme Paketi ile devam ettirilmesi olumlu olarak belirtilirken, paketin içerisinde yer alan adımların yasalaşması ve "tüm taraflarla daha kapsayıcı şekilde hareket edilerek uygulamaya sokulmasının" beklendiği ifade edildi.

Gezi'ye eleştiri

Gezi olaylarıyla ilgili olarak da raporda eleştiriler yer aldı. Gezi olaylarında polisin uyguladığı orantısız güce dikkat çekilerek "gösterilerin barışçıl olduğu, ancak az sayıda da olsa şiddete başvuran eylemcilerin bulunduğu" belirtildi. Polisin ihlallerini denetlemek üzere bağımsız bir Kanun Yaptırım İzleme Komisyonu kurulması için gerekli yasa taslağının hazırlanmamış olduğu kaydedilen raporda, hükümetin "gösteriler sırasında uzlaşıdan uzak, vatandaşları, sivil toplumu ve iş dünyasını kutuplaştırıcı bir tutum içerisinde yer aldığı" ifade edildi.

Gösteriler sırasında ve sonrasında "demokraside sivil toplumun halen geleneksel siyaset mekanizması tarafından önemli ve yasal bir aktör olarak algılanmadığı" ifadelerine yer verildi. Bununla birlikte ihlali bulunan görevliler hakkında soruşturmaların başlatılmış olması ise olumlu bir gelişme olarak not edildi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "gösteriler sırasında uzlaştırıcı rol oynayarak kutuplaşmayı azalttığı"na değinildi.

Yüzde 10 barajı

Ayrıca yine hükümetin bazı hassas yasaların hazırlanması ve kanunlaştırılması sırasında yeterli etki analizini yapmamış olduğu ve danışma sürecini yeterli seviyede işletmemiş olduğu eleştirisine de raporda yer verildi. Büyükşehir Belediyeler Yasası, Sayıştay yasa taslağı ve alkollü içkilerin reklam ve satışı ile ilgili yasalar örnek olarak gösterildi. Kamu harcamalarının TBMM tarafından denetlenmesi konusunda ilerleme kaydedilmediği aktarılan raporda siyasi partilerin kapatılması, seçim kampanyası ve finansmanı ile ilgili yasaların hala AB standartlarında olmadığı ifade edildi ve yüzde 10 seçim barajının değişmemiş olduğu da vurgulandı.

Uludere soruşturması

Kürt meselesiyle ilgili olarak KCK çerçevesinde yerel yönetimlerdeki seçilmiş kişilerin tutuklanmasından bölgesel ve yerel demokrasinin olumsuz etkilendiği belirtilerek Uludere soruşturmasının sonuçlandırılmamış olduğu ve olayla ilgili sorumluların tespit edilerek cezalandırılmadıkları hatırlatıldı. Köy koruculuğu sisteminin kaldırılması için adım atılmamış olduğu da raporda tespit edilirken anadilde savunma hakkının tanınmış olması olumlu olarak nitelendirildi.

Yeni anayasa konusunda çalışmaların eşit temsillerle devam ettiği ve Komisyon üyelerinin 60 madde üzerinde anlaştığı aktarılırken, "vatandaşlık tanımı, güçler ayrılığı gibi önemli konularda uzlaşı sağlanamadığı" kaydedildi.

Sivil iradenin ordu üzerindeki yetkilerinin artırılması memnuniyetle karşılanırken ilişkili davalarda "savunma makamlarının dosyalara sınırlı erişimi ve iddianamelerdeki mantık silsilesinin yetersizliği" eleştirildi. Ayrıca adalet bakanı ve müsteşarının HSYK içerisindeki rollerinde değişiklik yapılmamış olması da raporda olumsuz olarak yansıdı.

Azınlıklar ve basın özgürlüğü

Raporda insan hakları, azınlıklar ve basın özgürlüğü konularında öncelikle insan hakları savunucularının baskıya maruz kaldıkları, orantısız güç kullanımının endişe verici boyutlara vardığı ifade edilirken azınlık dinlerine mensup ve inancı olmayan kişilerin gündelik hayatta ayrımcılıkla karşılaştığına yer verilirken, basın özgürlüğü noktasında da "hükümet görevlilerinin baskılarının, otosansürün ve eleştiri yapan gazetecilerin görevlerine son verilmesi uygulamalarının sürdüğü" kaydedildi.

Öte yandan gayrimüslim topluluklarla diyaloğun geliştirilmesinin olumlu sonuçlar verdiği ve gayrimenkul haklarıyla ilgili yapıcı tutum izlendiği ve mülklerinin iade edilmesinin memnuniyetle karşılandığı belirtilerek azınlıkların eğitim ve dinî özgürlükleriyle ilgili ilerleme kaydedildiği ifade edildi.

Kadın hakları ve cinsiyet eşitliği ile ilgili yasaların da uygulamaya konmasının beklendiği belirtilen raporda, "zorla evlikler, kadına karşı şiddet ve kadınların istihdamdaki payının Türkiye'nin en önemli sorunları arasında yer almaya devam ettiği" vurgulandı.

Ekonomik gelişme

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve Suriyeli göçmenlerin kamplarıyla ilgili son derece olumlu yorumlar yapılan raporda, Kıbrıs ile ilgili olarak Türkiye'nin adada devam eden müzakerelere verdiği destek memnuniyetle karşılanırken Rum yönetimi ile ikili ilişkilerde normalleşme kaydedilmediği belirtildi ve daha önceki raporlarda olduğu gibi Türkiye'den ek protokolü uygulaması istendi.

Raporun en olumlu kısmı ise ekonomiyle ilgili oldu. 2012'de yavaşlama gösteren Türk ekonomisinin 2013'te tekrar canlandığı ve ilk yarıdaki büyüme rakamlarının memnuniyet verici olduğu dile getirilerek Türkiye'nin istenilen düzeyde işleyen bir pazar ekonomisinin olduğu kaydedildi. Ayrıca iş gücü piyasaları ve mali sektörün performansına da övgü yapıldı. Ancak cari açığın ve kayıt dışı istihdamın yatırımcıların güvenini azaltması olasılığı açısından hala önemini koruyan bir konu olduğu da raporda ek olarak vurgulandı. Gümrük Birliği ile ilgili Türk tarafının kaygıları ise rapora yansıdı ve 'pozitif gündem' kapsamında bunun "yeniden değerlendirilerek etkileri ve olası yeni fırsatlarının inceleneceği" belirtildi.

Füle'den Kıbrıs açıklaması

İlerleme Raporu ile ilgili düzenlediği basın toplanlantısında AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stephan Füle, Kıbrıs sorunun çözümü için ne gibi adımlar atılması yönündeki soruya, ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ve bundan kimsenin şüphe duymaması gerektiğini söyleyerek yanıt verdi.

Füle sözlerini "Bu sefer sadece konuşma ve görüşme değil bu müzakerelerden sonuç da bekliyoruz. Bir kez daha Atina ve Ankara tarafından verilen destek mesajları da beni umutlandırdı ve belki Ada'da görüşen tarafların Atina ve Ankara'da da kabul edilmeleri söz konusu olabilir. Bu konuda sonuç odaklı çalışmaların netice vermesi herkes için olumlu olacaktır" diye sürdürdü.

Füle ayrıca 23 ve 24'üncü fasıllarla ilgili bir soru üzerine de şunları söyledi: “Mayıs ve Haziran ayında gördüğümüz olaylar sonrası söyleyebilirim ki; bize gereken Türkiye ile bağları zayıflatmak değil, aksine artırmak ve daha çok iş birliği yapmak. Bunun için de en önemli aletler 23 ve 24'üncü fasıllar. Pek çok hayati konuda dönüşümü sağlayan bunlar. Ancak gelin görün ki Türk tarafı kendi başına yargısal reform paketleri geçirirken, demokratikleşme açılımları yaparken biz AB olarak onlara fasılların açılış kriterlerini bile söyleyemiyoruz” dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Sertaç Aktan / Brüksel

Editör: Hülya Schenk

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam