24.06.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 24.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.06.2013 - Alman basınından özetler

Türkiye’deki ‘Gezi’ eylemleri ve AB üyelik sürecinde gelinen nokta, bugünkü Alman basınında geniş yer alıyor.

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin Erdoğan döneminden ibaret görülmemesi gerektiğini belirtiyor yorumunda…

“Erdoğan’ın yönetiminde AB yönünde büyük adımlar pek beklenmemeli. Daha 90’lı yıllarda ‘Hrıstiyan kulübü’ olarak eleştirdiği, Türkiye’ye yer olmadığını söylediği AB, siyasî olarak kalpten gelerek üzerine gideceği bir mevzu değil. Ancak Erdoğan dönemi de sonsuza dek sürmeyecek. Bu dönem bittiğinde Türkiye’nin, Avrupa’ya giden uzun yola devam etme fırsatı var. Ancak bunun için rayları Avrupa’nın bugünden döşemesi gerek.”

Stuttgarter Zeitung'un yorumu ise şöyle:

“Türkiye’de Erdoğan’ın otoriter hevesleri ve İslamcılaştırma eğilimlerine karşı sokaklara çıkanlar Avrupa’nın dayanışmasını bekliyor ve bunu hak ediyor da. AB laik düşünceli Türk sivil toplumunu yüz üstü bırakırsa bu, kendi değerlerine ihanet olur. Ama konu sadece AB’nin inanılırlığı değil, aynı zamanda gayet somut çıkarlarıdır. Türkiye’nin Rusya, İran, Ortadoğu ve Kuzey Afrika arasında jeostratejik anlamı bugün her zamankinden daha büyük.”

Tageszeitung da Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sürdürülmesinden yana.

“Türkiye’de herkes Merkel’in Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu, göstericilere sıkılan tazyikli su ve biber gazının sadece müzakereleri daha da yokuşa sürmek için bahane olduğunu biliyor. Türk demokrasi hareketinin ihtiyaç duyduğu, daha fazla Avrupa'dır, daha azı değil. AB, ‘Evet şu an tam da demokrasi hareketi nedeniyle müzakerelere devam etmek istiyoruz. Hem de yargı ve düşünce özgürlüğü gibi konularda’ derse, bu dayanışma anlamına gelir. Bayan Merkel ve partisi Hrıstiyan Demokrat Birlik’in bu şekilde demokrasi için kolları sıvamayı aklından bile geçirmemesi yazık.”

Münchner Merkur gazetesi ise farklı bir görüşe yer veriyor:

“AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın Merkel’e yönelik eleştirisi, üyelik sürecinin ağır aksak yürümesine yönelik bir tepki olabilir. Ama tarzı, kendini bölgesel güç olma yolunda gören ve eleştiriyi dışarıdan içişlerine karışma olarak algılayan, yükselmeye çalışan bir ülkenin üstünlük iddiasını ele vermekte. Erdoğan’ın otoriter siyaset modeli AB içinde patlayıcı madde etkisi yapacağından, Yeşiller Eşbaşkanı Claudia Roth gibi Türk göstericilere bakarak Türkiye’nin bir an önce AB’ye alınmasını talep etmek temelden yanlıştır. Birlik bu tür can alıcı sorunları ithal ederse muhtemelen altından da kalkamaz. Avrupalılara bunu çok net bir şekilde gösterdiği için Erdoğan’a müteşekkir olmak gerek.”

Frankfurter Rundschau ise Brezilya'daki protesto gösterileri ile birlikte ele alıyor Türkiye’deki gelişmeleri…

“Bu, orta sınıfın ayaklanması. Bugünkü orta sınıfların doğuşu ve hoşnutsuzlukları bile hızlı kalkınmada madalyonun iki yüzünün bulunduğunu yansıtıyor. Bu sadece Türkiye ve Brezilya değil, Brezilya’nın BRICS grubundaki, kalkınmanın eşiğindeki partnerleri; Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika için de geçerli. Bu ülkeler bir yandan daha önce akla gelmeyecek ölçülerde bir zenginliğe ulaşmada ekonomideki küreselleşmeden yararlandı. Ama diğer yanda siyaset, çaresiz bir şekilde hızla gelişen ekonominin arkasında kaldı; altyapının modernizasyonunda, sosyal sistemlerin geliştirilmesinde ve demokratik kurumların oluşturulmasında... Yeni orta sınıflar, bedelini daha istenmeden ödedikleri bir gelişim içinde.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam