2019: Türkiye-Almanya ilişkilerinin zor yılı | TÜRKİYE | DW | 01.01.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

2019: Türkiye-Almanya ilişkilerinin zor yılı

Türkiye, Almanya ile hızlı bir normalleşme süreci arzu etse de Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletinin gerilemesi, tutuklu Alman vatandaşları, normalleşme önündeki en önemli sorun başlıklarını oluşturmaya devam ediyor.

Türkiye-Almanya ilişkilerinde gergin bir yıl geride bırakılırken, Berlin’deki hükümet çevreleri 2019 için de zorlu bir yıl öngörüsünde bulunuyor. Son aylardaki üst düzey ziyaretler, Berlin-Ankara hattında yumuşama getirse de, ilişkilerde temel sorunlar henüz aşılabilmiş değil. Türkiye’deki iyimser hava da Alman yetkililer tarafından gerçekçi görülmüyor.

Türk hükümetiyle sorunları kapalı kapılar ardında, diyalog yoluyla, masada çözmeyi hedefleyen Merkel hükümeti, kamuoyu önünde tartışmalardan kaçınma, yeni krizlerin önüne geçme politikasını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül ayı sonunda Berlin’e yaptığı ziyaret, ilişkileri normalleştirme yolunda bir adım olarak görülüyor, ancak bunun ilişkilerde yeni bir sayfa açmayı sağlayamadığı ifade ediliyor. Türk siyasetçilerin yönelttikleri “Nazi” ithamları, Berlin’de unutulmuş değil.

Berlin’de kırgınlık sürüyor

Türkiye-Almanya ilişkilerini yakından izleyen uzmanlardan siyaset bilimci Yaşar Aydın, sert kavgaların Alman kamuoyunda yol açtığı kırgınlıkların giderilmesinin zaman alacağını söyledi. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Aydın, “Cumhurbaşkanı Erdoğan güçlü bir lider. ‘Biz Almanya ile iyi olmak istiyoruz’ dediği zaman Türk kamuoyu ikna oluyor, birden Almanya konusunda olumlu bir hava esebiliyor. Oysa Almanya’da durum farklı. Ne Nazi ne de Hitler benzetmeleri öyle kolay unutulmayacak. Bu da Alman siyasetçilerin hareket alanını sınırlandırıyor” diyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan (solda) Eylül 2018'da Almanya'yı ziyaret etmiş, Almanya Başbakanı Merkel ile görüşmüşlerdi

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan (solda) Eylül 2018'da Almanya'yı ziyaret etmiş, Almanya Başbakanı Merkel ile görüşmüşlerdi

Demokrasi hamlesi beklentisi

Türkiye ile ilişkiler konusunda Merkel hükümetinin hareket alanını sınırlandıran bir diğer konu ise Türkiye’de hukuk ve demokrasi alanlarında yaşanan gerileme. Muhalefet partileri ve medya tarafından Türk hükümetine yönelik yumuşak bir politika izlemekle eleştirilen Merkel hükümeti, Ankara'ya yaptığı demokrasi ve hukuk çağrılarına karşılık bulabilmiş değil. Hükümet çevreleri, 5 Alman vatandaşının siyasi gerekçelerle Türkiye’de tutuklu olmasının, muhalefet ve basına dönük baskıların, temel hak ve hürriyetler konularındaki ihlâllerin, endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü kaydediyor.

‘Hukuk devleti’ kilit önemde

Siyaset Bilimci Yaşar Aydın da Almanya-Türkiye ilişkilerinin geleceği konusunda “hukuk devleti” alanındaki gelişmelerin kilit önem taşıdığını vurguladı. Merkel hükümetinin, içeride yükselen sağcı popülist AfD’ye karşı demokrasiyi ve liberal değerleri savunurken, dış politikada demokrasiden ve liberal değerlerden uzaklaşan bir Türkiye ile yakınlaşamayacağını vurgulayan Aydın, “Türkiye hukuk sistemine çeki düzen verip, yeniden demokratikleşme, liberalleşme yoluna girip, yıpranan devlet kurumlarının işleyişini düzelttiği takdirde Almanya ve AB ile ilişkileri de düzelir” değerlendirmesini yaptı.

Seçimler kriz yaratır mı?

Son yıllarda özellikle Türk siyasilerin, Türkiye’deki referandum ve seçim süreçlerinde yaptıkları sert açıklamalar, Ankara-Berlin hattındaki tansiyonu tırmandırmış, ilişkiler son dönemin en kötü seviyesine gerilemişti. Taraflar gerilimin tırmandırılmaması konusunda mutabık olsa da, Alman hükümet kaynakları 2019’un Mart ayında Türkiye’de yapılacak yerel seçimler öncesinde Almanya'nın Türkiye'de iç politika malzemesi beklentisi yapılmaması beklentisini taşıdıklarını ifade ediyor. Ayrıca, Mayıs ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de Türkiye'nin seçim kampanyası konusu olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Alman iç siyasetinde de zorlu bir süreçten geçiliyor. Merkel, 18 yıl boyunca başkanlık ettiği Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) liderliğini devretmekle birlikte, görev süresinin dolacağı 2021’e kadar başbakanlık görevini sürdürmeyi hedefliyor. Ancak önümüzdeki yıl Almanya’da pek çok eyalette yapılacak seçimler, koalisyon hükümetinin geleceği için dönüm noktası olabilir.

Almanya içe dönecek

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin (ECFR) Berlin Direktörü Josef Janning, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, gelecek yıl Almanya’nın daha çok içe döneceğini söylüyor. 2019 yılında Almanya kamuoyunda tartışmaların koalisyon hükümetinin ayakta tutulmasına, siyasi ve ekonomik istikrarın korunmasına, sağcı popülist AfD’nin yükselişinin önlenebilmesine odaklanacağına işaret eden Janning, “Türkiye’ye ilginin çok daha sınırlı olmasını, büyük ölçüde radar dışında kalmasını bekliyorum” diyor.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin (ECFR) Berlin Direktörü Josef Janning

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin (ECFR) Berlin Direktörü Josef Janning

Bununla birlikte Janning, Alman hükümetinin dış politikası açısından Türkiye’nin öneminin, Batı ile Rusya arasındaki gerginlik, Suriye iç savaşı, Suudi Arabistan-İran rekabeti gibi başlıklar nedeniyle süreceğini söylüyor.

Janning, “Hem Brüksel hem Berlin artık Türkiye’yi kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden, geniş Ortadoğu coğrafyasındaki temel, bölgesel bir gücü ve aktörü olarak görüyor. Zaten Erdoğan için de kendi bölgesinde yaşanan gelişmeler, içe kapanmış, kendi sorunlarıyla uğraşan bir Avrupa’dan çok daha önem taşıyor” görüşünü dile getiriyor.

Ayrıca Janning’e göre son yıllarda Avrupa’nın siyasi değerlerinden uzaklaşan Erdoğan, ekonomik çıkarları için Avrupa ile iyi ilişkilere ihtiyaç duyuyor, bu nedenle de gelecek aylarda Almanya ile ilişkilerde gerginlikten kaçınacak.

Alman yatırımcılar beklemede

Ekonomik krizle mücadele eden Türk hükümeti son aylarda attığı adımlarla, Avrupalı ve Alman yatırımcılara güven vermeye çalışsa da, yabancı yatırımcılar temkinli bir tutum izlemeye devam ediyor. Alman iş çevreleri, Türk hükümetinden hukuk güvenliğinin güçlendirilmesini, demokratik kurumların işler hale getirilmesini, merkez bankasının bağımsızlığının sağlanmasını ve Gümrük Birliği kurallarının uygulanmasını istiyor.

Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier (sağda) Ekim 2018'de Türkiye'yi ziyaret etmişti

Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier (sağda) Ekim 2018'de Türkiye'yi ziyaret etmişti

Ekonomi Bakanı Peter Altmaier’in ekim ayındaki Türkiye ziyaretinin ardından, mevcut sorunların aşılması ve işbirliği fırsatlarının değerlendirilmesi için çalışmalar başladı. Türkiye- Almanya Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) kapsamında 5 alt çalışma grubu oluşturulurken, ilk toplantıların ocak ayında başlaması hedefleniyor. TÜSİAD’ın Berlin Direktörü Alper Üçok, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, sanayi alanında oluşturulan ve TÜSİAD ile Alman Sanayi Birliği’nin (BDI) eşbaşkanlığını yaptığı çalışma grubunun, 15 Ocak’ta Berlin’de bir araya geleceğini söylüyor. “Yavaş da olsa olumlu bir ilerleme kaydedilmeye çalışılıyor” diyen Üçok, “Ancak iki ülke ilişkilerini sadece ekonomik boyutta düşünmemek gerek. Diğer alanları yok sayıp, sadece ekonomik alanda çalışmalar yapmak risk oluşturur. Siyasi, güvenlik ve sosyal boyutlara da ağırlık verilmesi, benzer iletişim mekanizmaları inşa edilmesi, sorunların çözümüne katkı sağlanması gerekiyor” şeklinde konuşuyor.

Siyasilerin ihtiyatlı tavrı sürüyor

İki ülkenin eğitim bakanlıkları arasında Alman okullarının Türkiye’de yaşadığı zorlukların çözümü ve Türkiye’nin Almanya’da benzer okullar açma talebinin ele alındığı müzakere süreci başlatıldı ve önümüzdeki yıl sürdürülmesi öngörülüyor. Yine terör ve organize suçlarla mücadele kapsamında işbirliğinin yeniden işler hale getirilmesi için Alman İçişleri Bakanlığı’ndan bir heyet geçen ay Ankara’da temaslarda bulundu.

Ancak Hükümetlerarası Stratejik İstişareler ve dışişleri bakanları başkanlığında yapılan Stratejik Diyalog Toplantısı gibi üst düzey istişare mekanizmaları halen askıda. Alman diplomatik kaynaklar her iki istişare mekanizmasının işletilmesi için “daha fazla yakınlaşmanın şart olduğuna” dikkat çekiyor. Şimdi dikkatler 2019’da bu yakınlaşmanın mümkün olup olmayacağına çevrildi.

Değer Akal

© Deutsche Welle Türkçe