Çin medyasında Hong Kong sansürü | DÜNYA | DW | 02.10.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Çin medyasında Hong Kong sansürü

Hong Kong'daki protesto gösterileri uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alırken, Çin medyası ise bu konuya pek değinmiyor.

Çin'deki en büyük arama motoru Baidu'da ‘Hong Kong, protesto' sözcüklerini aratanlar büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilir. Zira arama sonuçlarında 2017 yılında yapılacak seçimlerde adayların serbestçe belirlenmesi talebiyle sokağa dökülen on binlerce gencin protestoları hakkında ne bir haber ne de bir görsel içerik bulunuyor. Onun yerine Çin yönetiminin resmi görüşünü yansıtan, yani protestoların yasadışı toplantı olduğu mesajını veren haberlere rastlanıyor.

Çin'de sansür tüm haberleri etkiliyor. Gazeteler ve devlet televizyonu Hong Kong'daki gösterilerle ilgili neredeyse hiçbir haber vermiyor. Pekin sokaklarında Hong Kong'da ne olup bittiği sorusu sorulduğunda genelde şu tür cevaplar alınıyor: ‘Öyle bir şeyden haberim yok; hiçbir bilgim yok; bir şeyler duydum, fakat ne olduğu konusunda bir bilgim yok."

Pekin yönetimi, Hong Kong'daki protestoların Çin'e sıçramasından endişe ediyor. Bu nedenle Hong Kong'daki gösteriler hakkında haber veren az sayıdaki gazetede de hükümet propagandası yapan, protestoların yol açtığı kaos ve sözde istikrarsızlıkla ilgili haberler göze çarpıyor. Bu haberlerde ticaret ve turizmin tehlikede olduğu vurgulanıyor ve radikal aktivistlerin ‘yasadışı eylemlerinden' söz ediliyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı'nın tepkisi de daha farklı değil. Bakanlık Sözcüsü Hua Chunying yaptığı açıklamada, “Hong Kong'un Çin'in bir parçası olduğunu ve Çin'e bağlı özel bir idari bölge olduğunu vurgulamak istiyoruz. Hong Kong'un meseleleri, Çin'in iç meselesi demektir. Merkezi İşgal Et hareketine dışarıdan verilecek her tür desteği ve her tür müdahaleyi reddediyoruz” diye konuştu.

Tiananmen benzetmesi tepki çekiyor

Batılı medya organlarının Hong Kong'da Pekin yönetimi yanlıları ile karşıtları arasında gerginliğin büyüdüğü intibası uyandırmaya çalıştığı, bunun salt bir mübalağa olduğundan söz ediliyor. Ayrıca bir gazete yorumunda da göstericilerin taleplerinin hiç gerçekçi olmadığı vurgulanıyor.

Pekin yönetimi, 1989 yılında Tiananmen Meydanı'ndaki protestolarla ilgili analoji ve karşılaştırmaları da hoş karşılamıyor. ‘Huangqiu Shibao' gazetesindeki bir yorumda, Çin'in günümüzde çok daha farklı bir ülke olduğuna değiniliyor.

Öte yandan Çin Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, Pekin yönetiminin Hong Kong idaresine durumun kontrol altına alınması konusunda güveninin tam olduğu kaydedildi. Ancak akıllardaki soru, Çin yönetiminin daha ne kadar Hong Kong'daki protestolara seyirci kalacağı ve kendi halkını da bölgeden gelen bağımsız haberlerden alıkoyacağı.

1997 yılında yönetimi Birleşik Krallık'tan Çin'e devredilen Hong Kong özerk bir bölge. 2017 yılında yapılacak genel seçimlere, sadece Çin yönetimi tarafından onaylanan adayların katılabilecek olması protestoların fitilini ateşlemişti. ABD'deki ‘Occupy Wall Street' hareketinden esinlenerek ‘Merkezi İşgal Et' adı verilen protesto hareketinde, Pekin yönetiminin baskıcı tutumunun yanı sıra yoksul ile varsıllar arasındaki gelir uçurumu ve yükselen emlak fiyatları da protesto ediliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Ruth Kirchner / Pekin

Reklam