1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ölümüne sadakat

10 Aralık 2015

NSU davasının baş sanığı Zschäpe suç ortaklarını cinayetlerden alıkoymaya çalışan bir masum havasına bürünmeye çalıştı. Marcel Fürstenau'ya göre sanığın ifadesi mümkün olmayanı kurtarma çabasından başka bir şey değil.

https://p.dw.com/p/1HL4U
Deutschland NSU Prozess Zschäpe
Fotoğraf: Reuters/M. Dalder

Beate Zschäpe birçok insanının canını kurtarabilirdi. Ama, ‘ailem' dediklerini kaybetmemek için bunu yapmadı. Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı Nazi terör hücresinin baş sanığı 2000 – 2007 yılları arasında dokuzu göçmen ve biri de kadın polis olmak üzere on kişiyi katleden Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos'u ‘ailesi' olarak adlandırıyordu. Zschäpe yazılı ifadesinde cinayetlerin planlanmasına ve ifasına katılmadığını öne sürdü. Bu üçlünün on üç yıl yeraltında birlikte yaşadığını düşünülecek olursa, buna inanmak mümkün değildir.

İnsana değil ama kediye acıdı

Enver Şimşek'in Nürnberg'de öldürüldüğü ilk cinayetten sonra şaşkınlığa uğramış, şok geçirmiş. Ama acımasız katillerden kopamamış. Hapsedilmekten ve sevgilisi Böhnhardt'ı kaybetmekten korktuğu için. İkilinin intihar etmesinden endişelendiği için. Dolayısıyla dokuz kişinin daha katledilmesine katlanmış. Gel de inan!

40 yaşındaki baş sanık, cinayetlerin, birçok kişinin ağır şekilde yaralanmasına yol açan bombalı saldırıların ve banka soygunlarının hukuki sorumluluğunu kabul etmiyor. İfadesinde, ‘kendini hiçbir zaman NSU mensubu olarak görmediğini' iddia ediyor.

Sahte gafilliğin bu kadarı maktuller ve yakınlarını alaya almaktır. Onlardan dilediği özrün ciddiyetine kim inanır? Dileyecekse NSU davasının başladığı 2013 yılının mayıs ayında dileyebilirdi. Katledilen masumların aileleri cinayetlerin bütün ayrıntılarıyla aydınlatılması için adeta yalvarıyorlardı. Zschäpe'nin ifadesinin inandırıcılıktan ne kadar uzak olduğunu anlamak için duruşmalarda acılı ailelere ve travma içindeki bombalı saldırı kurbanlarına gösterdiği kayıtsızlığı hatırlamak yeter.

Bu kadın tanımadığı insanlara empati gösteremezken kedileri için deli divane olabiliyor. Çetenin kaldığı evi havaya uçurmadan önce onsuz yaşayamayacağını düşündüğü kedilerini komşuya emanet edebiliyor. Bu evde katillerle birlikte yaşadığını hiç inkâr etmedi. Katillerin cinayetleri kendilerinin işlediğini itiraf ettikleri video kaydından ise haberi olmadığını ve bütün cinayetleri işlendikten sonra öğrendiğini iddia ediyor. Duymadım, görmedim, söylemedim. Bildiği halde bilmediğini söyleyenin tipik davranışı böyle olur.

Susmakla işkence etmiş oldu

Zschäpe dostlarını cinayet işlemekten alıkoyamadığı için kendini ‘ahlâki bakımdan sorumlu hissediyormuş. NSU'nun işlediği cinayetlerin dehşeti karşısında bu ifadeler bile inandırıcı gelmiyor. 249'uncu celsede suskunluğunu bozması ona yaramayacaktır. Davanın şimdiye kadarki bölümü, Beate Zschäpe'nin ağır hapis cezasına çarptırılmaktan kurtulamayacağını gösteriyor. Ceza hukuku açısından bunu çoktan hak etti. Cezasız kalacak olan suçu ise, yıllarca susarak öldürülenlerin ailelerine işkence yapmış olmasıdır. Bu da ahlâken suçluluğun bir çeşididir.

© Deutsche Welle Türkçe

Marcel Fürstenau