Yorum: Avrupa′nın yüz karası | AVRUPA | DW | 21.09.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Yorum: Avrupa'nın yüz karası

Beceriksiz Atina hükümeti ve isteksiz AB ülkeleri. Bernd Riegert, Midilli’deki kamp gibi AB’nin mülteci politikasının da enkaz haline geldiği görüşünde.

Midilli adasındaki Moria mülteci kampının kundaklanması tabii ki hoş görülemez ve failleri mutlaka cezalandırılmalıdır. Yardım kuruluşları ve Yunan sağlık müdürlüğü tıka basa dolan mülteci kamplarının her zaman patlamaya hazır barut fıçısına döndüğü uyarısını yapmaktaydı. Kamplardaki kabul edilemez şartların şiddet ve kaosa yol açması zaman mesesiydi.

Avrupa Birliği'nin (AB) kısıtlayıcı mülteci politikası, mülteci adaylarının adalardaki kayıt merkezlerinde bekletilmesini öngörüyor. Göçmenlerin büyük bölümü zaten Türkiye'ye iade edilecek. Dayanılması zor şartlar altında başvurularının karara bağlanmasını bekleyen mülteci adaylarını düzenli ve hızlı bir şekilde bürokratik mekanizmadan çıkarma formülü maalesef bulunamadı.

Vaatler yerine getirilmedi

Bu durum, Atina'daki sol-sağ koalisyonun yüz karasıdır. Ama aynı zamanda, mart ayında Türkiye ile varılan mutabakatın ardından iddialı bir şekilde mülteci krizinin sona ereceğini ilan eden AB devlet ve hükümet başkanları için de yüz karasıdır. Yunanistan'da 60 binden fazla mülteci bulunuyor. AB Komisyonu'nun durmadan para gönderdiği Yunanistan bu parayla mültecileri insan gibi barındırmaktan ve işlemlerini hızlandırmaktan aciz kalıyor.

AB ülkelerinin göndermeyi taahhüt ettiği yardımcı personelin çok küçük bir bölümü göreve başlayabildi. Yunanistan ve İtalya'da bekleşen mülteci adaylarının AB ülkeleri arasında paylaştırılması ise sürekli bloke ve sabote ediliyor.

AB yaz ayları boyunca mülteci ve göçmenler konusunu ihmal etti. Oysa Yunanistan gibi Fransa'da, Fransa – İtalya sınırında, İtalya – İsviçre sınırında ve Balkan güzergâhı boyunca yığılmalar devam ediyor. İtalya'daki kamplar da artık dolup taştı. Mülteciler Yunanistan adalarındaki gibi zorla alıkonamıyorlar. Kamplardan ayrılıp günün birinde Almanya ya da İngiltere'ye kapağı atmak umuduyla yola koyuluyorlar.

İtalya'da da durum aynı

Libya üzerinden İtalya'ya gelen mülteci ve göçmenlerin sayısı geçen yılki düzeye ulaştı. Her hafta binlerce kişi Akdeniz'de boğulmaktan kurtarılıyor. Bu yıl binlerce mülteci Akdeniz'de hayatını kaybetti. Her 89 mülteciden biri boğularak can veriyor. Geçen yıl bu oran 276'ya 1 idi. Akdeniz'in mezarlığa dönmesi de bir yüz karasıdır. AB'nin, kimsenin artık umursamadığı anlaşılan insani değerleri açısından bir yüz karasıdır.

Her gün sergilenen trajedi, Moria'daki gibi şiddet ve yangın manzaraları ortaya çıktığında dikkat çekiyor. Sorumlu siyasetçiler mülteci krizine hakim oldukları havasını yansıtmaya çalışıyorlar. Oysa bunun tam aksi söz konusu. Avrupa krizle baş etme sınavını veremedi.

Bugün sadece mültecileri caydırma ve sınırları kapatma uygulamaları başarıyla işliyor. Mültecilerin işlemleri ve AB ülkeleri arasında paylaşılmaları bir yıldır iyileştirilemedi. Angela Merkel bir yıl önce söylediklerinden çeşitli nedenlerle pişmanlık duyuyor. AB mülteci krizinin altından alnının akıyla kalkmayı başaramadı. Moria bu durumun içler acısı sembolüdür.

© Deutsche Welle Türkçe

Bernd Riegert

Reklam