Yoksulluğun demokrasiye darbesi | ALMANYA | DW | 16.12.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Yoksulluğun demokrasiye darbesi

Almanya’da seçim günü sandık başına gitmeyenlerin sayısı giderek artıyor. Oy hakkını kullanmayanların arasında yoksulların ve eğitim düzeyi düşük kişilerin fazlalığı dikkat çekiyor.

En ucuz nereden alışveriş edebilirim? Bu ayki işsizlik parası hesabıma yattı mı? Çocuğumun okul gezisi için gereken parayı denkleştirebilecek miyim? Gießen Üniversitesi'nden siyaset bilimci ve yoksulluk araştırmacısı Ernst-Ulrich Huster, Almanya’daki yoksulların sürekli sorunlarla boğuştuğunu söylüyor ve "Bu da sadece gündelik problemlere yoğunlaşılmasına ve perspektif kaybına neden oluyor.“ diyor.

Sandık başına gitmeyenlerin sayısında rekor

Bu ilk bakışta bir çelişki gibi görünüyor, zira aslında özellikle yoksulların ve sosyal açıdan dezavantajlıların durumlarını düzeltmek isteyeceği düşünülebilir. Fakat uzmanlar bunun aksini gözlemliyor. Bertelsmann Vakfı’nın hazırladığı yeni bir araştırmaya göre, bu kesimler özellikle siyasi alanda edilgen bir konumda ve oy verme haklarından yararlanmıyor. 2009 ve 2013 genel seçimlerinde, sandık başına gitmeyenlerin sayısının daha önce hiç olmadığı kadar yüksek olduğu ve oy hakkından yararlanmayan 17 milyon seçmenin önemli bir çoğunluğunun düşük gelirli veya eğitim düzeyi düşük vatandaşlar olduğu belirtiliyor.

Refah düzeyi ile seçime katılım oranı arasındaki bağ

Özellikle sosyal yardıma muhtaç kişilerin yoğunlukta olduğu semtlerde, seçmenlerin yarısından fazlası sandık başına gitmemeyi tercih ediyor. Örneğin bu yılki genel seçimlerde Köln’ün nispeten yoksul semtlerinden Chorweiler’de seçime katılım oranı yüzde 42,5’ta kalırken, sakinleri daha yüksek gelirli Hahnwald semtinde bu oran yüzde 88’den fazla oldu. Bu yeni bir olgu değil, ancak son iki genel seçimde iyice göze batacak düzeye çıktı. Bertelsmann Vakfı’nın raporunu hazırlayan ekipten Robert Vehrkamp, sosyal açıdan zayıf katmanlardaki değerlerde bir değişim gözlemlediklerini söylüyor ve "Örneğin sandık başına gitmeyi demokrasilerde bir vatandaşlık görevi olarak görüp görmediklerini sorduk insanlara. Ve özellikle sosyal açıdan zayıf kesimlerde bunun eskisi gibi bir vatandaşlık görevi olarak görülmediğini tespit ettik.“ diyor. Hazırlanan raporun sonuçlarına göre, belli partilere geleneksel olarak destek verilmesinin de tarihe karıştığı, örneğin „İşçi mahallelerinden en yüksek oy Sosyal Demokrat Parti'ye çıkar“ şeklinde bir söylemin geçerliliğini yitirdiği kaydediliyor.

Tam bir kısır döngü

Yoksulluk araştırmacısı Huster, sosyal açıdan zayıf ailelerin gerekli doktor muayenelerine gitmelerini sağlamakta bile güçlük çektiklerini, seçimler gibi nispeten soyut bir sürece katkıda bulunmalarının ise daha da zor olduğunu söylüyor. Bunda siyasetçilere duyulan güvensizliğin de rol oynadığına dikkat çeken Huster, siyasi karar mekanizmalarının giderek karmaşık bir duruma gelmesinin de insanları ürküttüğünü belirtiyor. Bu konudaki raporu hazırlayan uzmanlardan Vehrkamp, söz konusu olgunun giderek güçleneceği tahmininde bulunuyor. Yoksulların, „Ne de olsa ciddiye alınmayacağız ve gerektiği şekilde temsil edilmeyeceğiz.“ diyerek sandık başına gitmemeyi tercih ettiğini belirten Vehrkamp, bu kesimin işte bu yüzden de temsil edilmediğine dikkat çekiyor ve durumu tam bir kısır döngü olarak nitelendiriyor.

"Seçimlerde oy kullanmak, siyasi katılımın en doğrudan yolu"

Siyasete katılım sadece sandık başına gitmekten ibaret değil. Özellikle son yıllarda birçok kişinin talepleri için, örneğin dev inşaat projelerine karşı, ya da çocuklara daha fazla kreş imkanı sağlanması için sokağa döküldüğü ve sesini duyurmaya çalıştığı görülüyor. Siyaset bilimci Huster bu nedenle sandık başına gitmeyenleri siyasi katılıma çekebilmek için özellikle yerel düzlemde çaba sarfedilmesi gerektiğini söylüyor ve bu alanda tekrar perspektif kazanan vatandaşların, daha büyük bir bağlamda da siyasi sorumluluk üstlenmeye yatkın olacağı değerlendirmesinde bulunuyor. Bilim insanı Vehrkamp için ise bu pek gerçekçi bir hedef değil . Vehrkamp, "Seçimlerde oy kullanmak, siyasi katılımın en doğrudan yolu. Bu yüzden, sandık başına gitmeyenlerin farklı platformlarda siyasete katıldığını iddia etmek pek doğru olmaz. Sandık başına gitmeyen, büyük bir ihtimalle başka bir şekilde de siyasete katılmıyordur.“ şeklinde konuşuyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Stephanie Höppner / Aydın Üstünel

Editör: Başak Özay

Reklam