1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Yeni parti: CHP'den kopuşun eksileri ve artıları neler?

16 Haziran 2026

CHP'de Özgür Özel ekibinin nasıl bir yol izleyeceği tartışılıyor. Özel yeni bir partiye geçerse potansiyeli ne olur? Yeni partinin eksileri ve artıları neler?

https://p.dw.com/p/5FTj3
Özgür Özel TBMM kürsüsünde. Kürsü üzerinde CHP logosu görülüyor
CHP'de grup toplantıları önceki iki hafta Kılıçdaroğlu ve Özel cephesi arasında gerginliğe neden oldu. Bu hafta iki taraf da toplantı yapmayacaklarını duyurduFotoğraf: ANKA

CHP'de mutlak butlan kararıyla başlayan gerilim partinin fiilen iki başlı yönetildiği bir sürece evrilirken, görevden uzaklaştırılan Genel Başkan Özgür Özel'in "felaket senaryosu" olarak nitelendirdiği olası bir yeni partinin artıları ve eksileri tartışılıyor.

İstinaf mahkemesinin butlan kararının ardından genel merkez binasından polis zoruyla çıkartılan ve olağanüstü kurultay çağrılarına Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden olumlu yanıt alamayan Özel ve destekçileri CHP içindeki mücadeleyi son ana kadar sürdürmekten yana.

Öte yandan Özel ve Kılıçdaroğlu'nun bu haftaki grup toplantısından geri adım atmaları kulislerde "uzlaşma" ihtimali olup olmadığının sorgulanmasına yol açtı.

Olağanüstü kurultay için delegelerden toplanan yaklaşık 900 imzanın yarın Genel Merkez'e teslim edilmesi planlanıyor ancak parti kurmayları, Kılıçdaroğlu yönetiminin kurultay kararı almasını beklemiyor.

Özel cephesinde adli tatilin başlayacağı 20 Temmuz'a kadar Yargıtay'ın butlan davasına ilişkin son sözünün beklenmesi; diğer taraftan eş zamanlı olarak yeni bir partiye geçiş hazırlıklarının yapılması üzerinde duruluyor.

Ağırlıklı görüş yeni bir parti kurmak değil, seçime girme yeterliliği olan bir partiye geçiş yapılması yönünde. Parti kurmayları isim ve detay vermeden planlarının hazır olduğunu ifade ederken, CHP'den ayrılmanın eksilerinin ve artılarının tartıldığını belirtiyorlar.

Yeni parti ne kadar oy alabilir?

Işık Üniversitesi'nden Prof. Dr. Seda Demiralp, Glasgow Üniversitesi'nden Aykut Öztürk ve Edinburgh Üniversitesi'nden Uğur Özdemir'in yönettiği son araştırma, mutlak butlan kararının ardından CHP seçmeninin tercihlerine ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

DW Türkçe'ye araştırma hakkında bilgi veren Öztürk, muhalefet tabanında baskın duygunun şu anda "öfke" olduğunu ve bu öfkenin "mobilizasyon" yani "organize olarak harekete geçme" potansiyeli taşıdığını anlattı.

Öztürk, CHP seçmenlerinin neredeyse yarısının yeni parti için gönüllü olarak çalışma ve maddi katkı sunma gibi kişisel fedakârlık gerektiren eylemlerde bulunma isteğini ifade ettiğini de söylüyor.

"Özgür Özel ne yapmalı" diye sorulduğunda CHP seçmeni arasında çıkan en yüksek yanıtın "hukuki yolların zorlanması gerektiği" olduğunu belirten Öztürk, "CHP tabanının kafasında bir yandan yeni parti için güçlü bir destek, bir yandan da CHP içinde direnmeye devam etme arzusu var" diyor.

Bu arada aynı araştırmaya göre Özel'in; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte kuracağı varsayılan bir partinin seçimlerde yüzde 37 oy oranına ulaşarak birinci parti olma potansiyeli bulunuyor. Yavaş'ın desteği olmadan ise Özel'in kuracağı parti AKP'nin gerisinde kalarak yüzde 33 oranında oy alabiliyor.

Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin ise yüzde 5-6 arasında bir oyla baraj altında kalacağı öngörülüyor.

Yeni parti neden gerekli?

Peki CHP'den koparak kurulacak ya da geçilecek yeni partinin artıları neler olabilir?

DW Türkçe'ye konuşan Siyaset Bilimci Burak Bilgehan Özpek, Özgür Özel muhalefetinin şu anda en güçlü yapıya yönelebilecek bir seçmen kitlesine sahip olduğunu belirterek, yeni partinin bu potansiyeli değerlendirebileceğini kaydetti. Özpek sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı olması, iktidardan memnun olmayan yüzde 55-60'lık kesimin onun arkasında sıralanacağı anlamına gelmiyor. Halk memnuniyetsiz ve koordine olmayı öğrendi. Dolayısıyla en güçlü yapıya, kazanma ihtimali en yüksek olan yapıya oy verebilir."

Özpek, bununla birlikte Erdoğan karşıtlığının tek başına yeterli olmadığını söyleyerek, doğru bir yapı, kadro ve programın şart olduğunu vurguluyor. Yeni partinin bir diğer avantajının Kılıçdaroğlu'nun siyaset tarzından kurtulmak olabileceğine de dikkat çeken Özpek şöyle konuşuyor:

"Kılıçdaroğlu'nun sürekli siyasi elitler arası oynadığı, insanlara sözler verdiği, vaatlerde bulunduğu ve toplumun belirli bir kesimini küstürdüğü siyaset yapma alışkanlığından kendinizi sıyırmış olacaksınız. CHP'nin ve Kılıçdaroğlu'nun tarihsel yükünden kurtulduğunuz zaman Erdoğan karşısında bütün potansiyeli etkin şekilde kullanabilirsiniz."

Aykut Öztürk'e göre ise yeni partinin en önemli katkılarından biri, Özel'in CHP içi mücadeleden çıkıp ülkeye dair vizyon sunan bir siyasetçi konumuna gelmesi olabilir.

Öztürk, "Özel ve yakınındakiler CHP içi kavganın figürü olma pozisyonuna düştüler. Yeni parti, tekrar ülkeye dair bir şeyler söyleyen, kendini sadece CHP içi kavgayla sınırlamayan bir parti ve siyasetçi olarak konumlanmaları imkanı verebilir" diyor.

Öztürk'e göre seçmenle kurulan duygusal bağın ve seçmenin Özel'e atfettiği umut duygusunun somut bir kimliğe dönüştürülmesi de çok önemli. Seçmenin kendini özdeşleştirebileceği bir siyasi kimlik gerektiğini belirten Öztürk, "Bu umut duygusunu sürdürmelerini yeni parti sağlayabilir" diyor.

Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri CHP Genel Merkezi önünde
Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri CHP Genel Merkezi önündeFotoğraf: Anka

Peki riskler neler?

Özgür Özel'in ve cezaevindeki İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun destekleyeceği bir partinin önünde avantajlar kadar pek çok risk de bulunuyor.

Burak Bilgehan Özpek'in değerlendirmelerine göre, yeni parti kurmak stratejik olarak mantıklı görünse de "aktörlerin risk algısı, finansman ve kadro sorunları ile eskiden ayrışma ihtiyacı" gibi faktörler bu sürecin en kritik zorluklarını oluşturuyor:

"İmamoğlu ve yakın ekibi tutuklu. Geriye Özgür Özel ve arkadaşları kalıyor. Onların da fezlekeleri var. Partiden ayrılması durumunda Özgür Bey de bu listeye eklenebilir. Dolayısıyla umut bağladığımız aktör CHP'den çıkmayı çok riskli algılayabilir ve şu anda arkasında bulduğu halk desteğini zamana yayarak yavaş yavaş eriterek CHP içinde tutmayı ve kendisini korumayı önceleyebilir."

Yeni parti ile ilgili bir diğer olası sıkıntı ise finansman konusu. Yeni parti kurulması durumunda en büyük risklerden birinin finansman ve kadro sorunu olduğunu söyleyen Özpek, İYİ Parti örneğini vererek şunları kaydediyor:

"Partiler bir kaynakla kuruluyor ve kuruluş aşamasında birçok insana borçlanıyor. İnsanlar paralarını, enerjilerini buraya harcıyor ve sonra bunun karşılığını almak istiyor. Bu da iyi bir kadro kurmanıza engel olabilir."

Bu arada CHP içinde de Özel'e yakın isimler topyekûn yeni partiye geçme fikrine sıcak bakmıyor. Bazı büyükşehir belediye başkanlarının ya da milletvekillerinin CHP'de kalması Özel için hayal kırıklığı yaratabilir.

Aykut Öztürk ise en kritik riski bu süreçte yaşanabilecek yeni bölünmeler olarak görüyor:

"İktidar medyası ve yargı karışıklık yaratmak için ellerinden geleni yapacaktır. Bunun üzerine bir de şu an Özel'e yakın görünen isimler arasında yeni bölünmeler olursa, anketlerde gördüğümüz yüzde 30'u aşan potansiyel zedelenebilir, muhalif seçmende güven kaybı oluşabilir. Büyükşehir belediye başkanlarının, özellikle de Yavaş'ın tutumu önemli."

Özel'in oy potansiyeli ne?

Yeni parti ile ilgili dikkat çekilen bir başka husus ise, CHP'nin 107 yıllık tarihinde bazı kesimlerce kodlandığı olumsuzluklardan yani "bagajlarından" kurtulabilme ihtimali. Bu çerçevede yeni partinin CHP karşıtı, merkez sağa yakın ya da kararsız seçmenleri kendine çekebileceği, CHP'den daha kolay şekilde ittifaklar kurabileceği yorumları yapılıyor.

Öztürk, Özgür Özel'in oy potansiyelinin yüzde 33-37 bandında olduğunu belirterek, bu desteğin sadece CHP tabanıyla sınırlı olmadığını söylüyor ve CHP'li olmayan seçmenden yüzde 15 civarında destek aldığını, özellikle İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi ve DEM Parti seçmeninde bu oranın yüzde 30'lara kadar yükseldiğini aktarıyor.

Özel de son mitinginde Türkiye'nin tüm demokratlarını, yani "sadece sosyal demokratları değil, muhafazakâr, milliyetçi, Kürt, liberal, sosyalist demokratları aileden gördüklerini" belirtmişti.

DW-Korrespondentin Gülsen Solaker
Gülsen Solaker Dış politika ve iç siyasi gelişmeler ağırlıklı olarak 1997’den beri çalışan gazeteci.