Yüzleri ayırt edemiyorlar | YAŞAM | DW | 28.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Yüzleri ayırt edemiyorlar

Karşılaştığımız kişinin kim olduğunu anlayabilmemiz için yüzüne sadece bakmamız yeterli. Ancak kimileri için gördüğü yüzler hiçbir şey ifade etmiyor, arkadaşı ya da bir aile üyesi olsa bile.

"Geçenlerde bisikletimi kilitlerken sokakta bir kızla karşılaştım ve bana son derece dostane bir şekilde gülümsedi. Ama kim olduğunu kesinlikle bilmiyordum. Halbuki onunla daha önce üç kez karşılaşmış ve bir saat boyunca da sohbet etmiştik."

Bu durumu az çok herkes bilir. Ancak Sylvia Tippmann bu tür olaylarla diğer insanlardan sık sık karşılaşıyor. Zira 29 yaşındaki biyoinformatik uzmanı yüzleri birbirinden ayırt edemiyor. O bir Prosopagnosia hastası, yani yüz körlüğünden muzdarip.

Bern Üniversitesi'nden biyoloji ve bilişsel psikoloji profesörü Janek Lobmaier, bu hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor: "Bu, beyinsel fonksiyonların bir kısmında sorun var demek. Prensipte bu kişiler aslında sağlıklı, yüzleri tanımamak ya da algılamamak dışında hiçbir sorunları yok."

Sylvia Tippmann bu nedenle günlük hayatında zaman zaman sorunlar yaşıyor. Örneğin başrol oyuncularının yüzlerini unuttuğu için film izleyemiyor ya da tanıdıklarıyla karşılaştığında onların isimlerini hatırlayamıyor.

Tippmann, "Bazıları gerçekten çok kızarak tepki veriyor. O kızla karlaştığım durum çok sık oluyor ve onları kasten tanımadığımı düşünüyorlar. Ya da benim kibirli göründüğümü söylüyorlar" diyor.

Beyindeki bozukluk

Yüz körlüğüne beynin uyarı mekanizmasındaki bozukluk neden olduğunu belirten Lobmaier, "Sağlıklı insanlar bir yüz gördüğünde, beyinde öncelikle yüzün yapısı üzerinde çalışılıyor ve daha sonra da uyarılar belirli bölgelere gönderiliyor" bilgisini veriyor.

Beynin bir bölgesi mimikler ve yüzün hareketleri üzerinde çalışırken, başka bir bölümü de yüzün temel özelliklerini algılar. Beynin üçüncü bir alanı da bu yüzü daha önce görüp görmediğini kontrol eder. Lobmaier, "Beynin, tanımayı mümkün kılması için adeta uyum içinde çalan bir orkestra gibi çalışması gereklidir" diyor.

Beynin bu bölümlerinden birinde sakatlama meydana gelirse işte o zaman orkestra işlevini artık yerine getiremez. Bu hastalığın genellikle doğuştan geldiğini ve kendini her zaman belli etmediğini ifade eden Janek Lobmaier, her 100 insandan ortalama üçünde ya da belki daha fazlasında, doğuştan gelen Prosopagnosia hastalığı bulunduğunu tahmin ediyor:

"Bu çoğunlukla insanların farkında olmadığı, açıklayamadığı bir gri alanın varlığından kaynaklanıyor. Birisi kendini tanıtırken genellikle iyi konsantre olamadıklarını ya da bunun bir hafıza sorunu olduğunu söylerler. Bu kişilerin Prosopagnosia hastası oldukları tespit edildiğinde ise işte o zaman bu gri alanın bir açıklamasına sahip olabiliyorlar."

Diğer algıları gelişiyor

Öte yandan yüz körü olan birçok kişi günlük hayatına sorunsuz devam edebiliyor. Tippmann, "Eğer yüzleri iyi tanıyamıyorsan diğer algıların güçlü bir şekilde gelişiyor. İnsanların diğer özelliklerini daha iyi farkediyorsun, örneğin nasıl bir insan olduğunu, sesini, giyimini daha iyi algılıyorsun" diyerek yaşadıklarını anlatıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Michael Hartlep / Hülya Schenk

Editör: Ayhan Şimşek

Önerdiğimiz linkler

Reklam