Türkiye AİHM'nin Demirtaş kararına uyacak mı?
30 Eylül 2025
HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 8 Temmuz 2025 tarihli ihlal kararına üç aylık itiraz süresinin 8 Ekim'de dolacağını ve bu tarihin de Demirtaş'ın tahliyesi açısından belirleyici olacağını açıkladı.
Süreçle ilgili yazılı bir açıklama yapan Karaman, AİHM'nin bugüne dek Demirtaş hakkında verdiği üç ayrı ihlal kararına dikkat çekerek son kararla birlikte "kararın kesinleşip kesinleşmeyeceğinin" önümüzdeki dönemde netleşeceğini söyledi.
AİHM, Temmuz 2025'te Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi amaç taşıdığı ve hak ihlalleri oluştuğu yönünde yeni bir karar vermişti.
AİHM kararına karşı tarafların üç ay içinde itiraz edebileceğini, itirazın ön incelemeden geçmesi hâlinde dosyanın Büyük Daire'ye gönderileceğini kaydeden Karaman, ön incelemede itirazı uygun görülmemesi hâlinde ise daire kararının kesinleşmiş sayılacağını anlattı. Karaman, bu takvim içinde 8 Ekim'in kritik bir eşik olduğuna dikkat çekti.
Karaman, AİHM'in son kararının yalnızca Demirtaş için değil aynı dosyada yargılanan diğer siyasetçiler için de bağlayıcı sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Meral Danış Beştaş: Yalnızca bireysel bir hak ihlali değil
DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş da sosyal medyadan yaptığı açıklamada, AİHM'nin Selahattin Demirtaş hakkında verdiği kararların yalnızca bireysel bir hak ihlalini değil, Kobani davasında yargılanan ve halen tutuklu bulunan diğer siyasetçilerin durumunu da doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.
Beştaş, "8 Ekim 2025'te son karar kesinleşecek. Kobani dosyası da şu an Ankara BAM 22. Ceza Dairesi'nde istinaf incelemesinde. Hukukun gereği açıktır: AİHM kararlarının uygulanması, Kobani tutuklularının tahliyesi, çözüm sürecinin güvenilirliği için bu adımın atılması zorunludur. Bugün, barışın, kardeşliğin ve hukukun üstünlüğünün sınandığı bir eşikteyiz" dedi.
AİHM'nin verdiği son karar: Tutukluluk hukuki değil siyasi
AİHM, Demirtaş'ın 20 Eylül 2019 tarihinde başlayan geçici tutukluluk sürecinin "hukuki değil siyasi nedenlere dayandığı" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile uyuşmadığı sonucuna varan bir karar açıkladı. Mahkeme, Demirtaş'ın dosyasına ve savunma hakkına erişimin engellenmesini, tutuklamanın hukuki gerekçelerden yoksun olmasını ve yargının bağımsızlığına dair ciddi endişeler bulunduğunu vurgulayarak AİHS'nin birden fazla maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.
Strasbourg'da "dördüncü Selahattin Demirtaş davası" olarak bilinen bu dosya 2 Mart 2020 tarihinde AİHM gündemine taşındı. AİHM gündemindeki ikinci Selahattin Demirtaş davasında da konuya büyük ölçüde ele alarak ihlale hükmetmişti.
Temmuz 2025 tarihli son kararında Demirtaş'ın 2014'te işlendiği iddia edilen suç nedeniyle beş yıl sonra 20 Eylül 2019 tarihinde tekrar tutuklandığını anımsatan AİHM da bu ikinci tutuklamanın gerekçelerinin hukuki olarak yetersiz olduğunu belirtti. Özellikle suçlamaların niteliğinin "suça teşvikten" "suç işlemeye kışkırtmaya" değiştirilmesine ilişkin somut ve yasal bir gerekçe sunulmadığına dikkat çekti.
Mahkeme, Demirtaş'ın tutuklanmasına ve tutukluluğunun sürdürülmesine ilişkin kararlarda, siyasi içerikli konuşmaları ve Ekim 2014'te Kobani'deki silahlı çatışmalar sırasında yürüttüğü temaslar ile kendisine yöneltilen suçlar arasında yeterli bağlantı kurulmasını sağlayacak hiçbir delil bulunmadığı sonucuna vardı. Bu tespit temelinde, Demirtaş'ın 6-8 Ekim 2014 olayları sırasında suç işlediğine dair makul bir şüphe olmadığı için AİHS'nin 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasının ihlal edildiğine hükmetti.
AİHM kararında ayrıca Demirtaş hakkında 20 Eylül 2019 tarihinde tekrar verilen tutuklama kararının esas amacının "başvurucunun siyasi faaliyetlerini engellemek" olduğu sonucuna vardı. Türk yargısının Demirtaş hakkında aldığı önlemlerin "uygunsuz gerekçelere dayandığını" ve "esas amacın siyasi tartışmayı boğmak ve demokratik tartışmanın kapsamını daraltmak" olduğunu belirten AİHM, 20 Eylül 2019 tarihinde verilen kararla sözleşmenin 5'inci maddesinde belirtilen amaçların dışında hareket edildiğine kanaat getirdi.
AİHM kararı uygulanmazsa ne olur?
Yedi yargıçlı bir daire tarafından 1'e karşı 6 oyla verilen karar, üç ay içinde itiraz edilmemesi halinde kesinleşecek. Kararın kesinleşmesi halinde Ankara Selahattin Demirtaş'a 3 bin 245 euro maddi tazminat, 32 bin 500 euro manevi tazminat ve 20 bin euro mahkeme masrafı ödeyecek. Kesinleşen kararın uygulanma süreci Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenecek.
AİHM tarafından 22 Aralık 2020 tarihinde açıklanan ve Kobani olayları ve milletvekilliği dokunulmazlığını da konu alan Selahattin Demirtaş (2) kararının uygulanışına ilişkin denetim süreci hâlihazırda Bakanlar Komitesi önünde devam ediyor.
Türkiye, son AİHM kararına rağmen Demirtaş'ı tahliye etmeyebilir ve Osman Kavala dosyasında olduğu gibi süreci uzatabilir. Türkiye, yaklaşık 7 yıldır cezaevindeki iş insan ve aktivist Osman Kavala'yı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin denetim sürecine girme pahasına tahliye etmemişti. AİHM kararlarını uygulamayan Konsey üyelerine yaptırım kararları alabilen Bakanlar Komitesi'nin çağrılarına Ankara şimdiye dek olumlu yanıt vermiş değil.
DW/HS,JD