1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
TeknolojiKüresel

TikTok videoları insan beynini nasıl etkiliyor?

Richard Connor
27 Haziran 2026

TikTok, Instagram ve YouTube'daki kısa videolar, beynin ödül sistemini hedef alacak şekilde tasarlanıyor. Araştırmacılar, kısa videoların insan dikkatini çekme konusunda sadece bir başlangıç olabileceğini belirtiyor.

https://p.dw.com/p/5G7yu
Bir akıllı telefon ekranında TikTok uygulaması açık durumda görülüyor. Arka planda ise çok sayıda TikTok logosu yer alıyor
TikTok ve benzeri kısa video platformları, kişiselleştirilmiş öneriler ve sonsuz kaydırma sistemiyle kullanıcıların dikkatini daha uzun süre ekranda tutmayı hedefliyorFotoğraf: IMAGO/Pond5 Images

Birçoğumuz için gün, cep telefonunun ekranını kaydırarak başlıyor. Yataktan kalkmadan önce TikTok, Instagram Reels ya da YouTube Shorts'ta geziniyoruz. Birkaç video onlarcasına dönüşüyor. Dakikalar bir saate uzanıyor. Günün ilerleyen saatlerinde ise yeniden aynı içeriklere dönüyoruz.

Almanya'daki Bayreuth Üniversitesi araştırmacıları, özellikle çocuklar ve gençler arasında bu olguyu inceledi.

European Child and Adolescent Psychiatry dergisinde yayımlanan inceleme, çoğunluğu ergenler ve genç yetişkinlerden oluşan yaklaşık 30 bin katılımcıyı kapsayan 42 çalışmayı analiz etti.

Araştırmacılar, kamuoyundaki tartışmalarda çoğu zaman gözden kaçan bir noktaya özellikle odaklandı: Platformların kendi çalışma mekanizmaları.

Küçük ekranın televizyondan farkı

Araştırmacılar, kısa video platformlarının üç temel özelliğini belirledi: Algoritmaların kişiselleştirilmesi, sonsuz kaydırmanın öngörülemezliği ve videolar arasında hızla geçiş yapılmasının yarattığı yenilik hissi.

Araştırmacılara göre bu özellikler, televizyon, geleneksel çevrim içi videolar veya eski sosyal medya ağlarından tamamen farklı bir medya ortamı oluşturuyor.

Kısa video platformları farklı çalışıyor. Algoritmalar içerikleri sürekli seçiyor, kullanıcıların nadiren karar vermesi gerekiyor ve pratikte kendiliğinden sona erdiği bir nokta bulunmuyor.

İnsancıl Teknoloji Merkezi'nin kurucu ortaklarından Aza Raskin, DW'ye yaptığı açıklamada, "TikTok, temelde televizyondan farklıdır" diyor ve bunu şöyle açıklıyor:

"TikTok ekranının diğer tarafında doğrudan beyninize yönelmiş devasa bir süper bilgisayar bulunuyor. Bu sistem, üç milyar insanın davranışları üzerinden eğitildi."

Aza Raskin, "dikkat ekonomisi" kavramına vurgu yapıyor:

"Dikkat ekonomisi aslında beynin en ilkel bölgelerine doğru bir yarıştan ibaret. TikTok, zamanınızı almazsa bunu Facebook, Instagram ya da başka bir platform yapacaktır."

Raskin, bunun insan dikkatini ele geçirmek için acımasız bir rekabet oluşturduğu görüşünde.

Arkası dönük vaziyetteki kadın, elinde tuttuğu akıllı telefonun ekranına bakıyor. Telefonda TikTok uygulaması açık
Kısa video içerikli platformlar, televizyonun aksine kullanıcıya özel içerik önerileri ve sonsuz kaydırma sistemiyle dikkati sürekli ekranda tutmayı amaçlıyorFotoğraf: Hollie Adams/REUTERS

Beynin ödül sistemini etkiliyor

Bilim insanları, uzun zamandır yüksek ödül hissi veren deneyimlerin beynin ödül sistemini harekete geçirdiğini biliyor. Kısa videolar bu sistemi kullanma konusunda özellikle etkili.

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde psikiyatri profesörü ve "Dopamine Nation" (Dopamin Ulusu) kitabının yazarı Anna Lembke, kısa videoların onları olağanüstü çekici kılan çeşitli özellikleri bir araya getirdiğini söyledi.

Lembke, "Hareketli görüntüler memeli beyni için başlı başına çok çekicidir" diyor ve ekliyor:

"Kısa videolar, bunun daha güçlü bir biçimidir ve bu nedenle daha bağımlılık yapıcıdır. Zincirleme sigara içmeye benzer şekilde video zincirleri oluşturur; başladıktan sonra istemesek bile durmak zorlaşır."

Kumar veya aşırı yeme gibi güçlü uyarıcılar beynin ödül ve haz nörotransmitteri olan dopaminin yoğun şekilde salgılanmasına neden oluyor. Beyin ise kendini korumak için dopamin reseptörlerini azaltarak tepki veriyor. Sürekli aşırı uyarılma zamanla beynin ödüle karşı duyarlılığını azaltabiliyor.

Lembke, "Zamanla daha fazla videoya ihtiyaç duyuyoruz. Amaç artık haz almak değil, sadece normal hissedebilmek" diyor.

Araştırmacıya göre bu durum, gün batımını izlemek, arkadaşlarla yemek yemek veya kitap okumak gibi daha mütevazı hazlardan alınan keyfi de azaltabiliyor.

Lembke, sonsuz içerik akışlarının zaman içinde ödül sisteminin işleyişini değiştirebileceğini belirterek, "Sonsuz kaydırma ödüle karşı duyarsızlaşmaya yol açıyor. Aynı etkiyi elde etmek için giderek daha fazla ve daha uç içerik gerekiyor" değerlendirmesini yapıyor.

Bunun sonucu ise birçok kullanıcının deneyimlediği bir paradoks oluyor: Kişi artık videolardan eskisi kadar keyif almasa bile bir sonraki tatmin edici içeriği aramayı sürdürüyor.

Akıllı telefon, yiyecekler, alkol ve ilaç simgeleriyle dopaminin ödül sistemi görsel olarak anlatılıyor
Dopamin, sosyal medya kullanımından yiyeceklere kadar birçok ödül uyaranına karşı beynin verdiği tepkilerde önemli rol oynuyorFotoğraf: DW

Asıl belirleyici kişiselleştirme olabilir

Kamuoyundaki tartışmalar çoğunlukla sonsuz kaydırmaya odaklansa da sinir bilimci, bilim iletişimcisi ve "Why Brains Need Friends" (Beyinlerin Neden Dosta İhtiyacı Var?) kitabının yazarı Ben Rein'e göre asıl güç kişiselleştirmede yatıyor.

Rein, DW'ye yaptığı açıklamada, "Sonsuz kaydırma ve yenilik önemli, ancak bunlar sadece dağıtım mekanizmalarıdır. Asıl motor kişiselleştirmedir" saptamasını yapıyor.

Rein, tipik bir TikTok akışını "kullanıcı üzerinde binlerce küçük deney yapan ve kişiyi kendisinden daha hızlı tanıyan bir sistem" olarak tanımlıyor.

Araştırmacıya göre kişiselleştirme, öngörülemezlikle birleştiğinde daha da güçlü hale geliyor.

Lembke de benzer bir görüşü paylaşıyor:

"Algoritmalar her kişi için mükemmel bir tercih nesnesini gerçek zamanlı olarak geliştiriyor. Platformla kurduğumuz etkileşim bu süreci doğal ve canlı hissettiriyor."

Yenilik unsurunun da zaman içinde oluşan sıkılma hissini aştığını belirten araştırmacıya göre öngörülemezlik, beynin ödül arayan ve keşfetmeye yönelen bölümlerini harekete geçiriyor. Nadir bulunan ödüller de bu nedenle daha değerli hale geliyor.

Sembolik çizimde, cep telefonlarına bakan üç kişi farklı kutular içinde gösteriliyor. Görsel, algoritmaların kişiselleştirilmiş içerik akışını simgeliyor
Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıların ilgi alanlarına göre kişiselleştirilmiş içerikler sunarak farklı bilgi baloncuklarının oluşmasına yol açabiliyorFotoğraf: Assala Chouck

Sırada ne var?

Bayreuth Üniversitesi araştırmacılarının incelediği 42 çalışmada bazı ortak sonuçlar öne çıktı.

Bunlar arasında dikkat sorunlarının artması, çalışma belleği performansının düşmesi, kaygı ve depresyon belirtilerinin yükselmesi, öz denetimin zayıflaması ve bağımlılığa benzer davranış kalıpları yer alıyor.

Ancak araştırma ekibi, mevcut kanıtların henüz sınırlı olduğunu vurguluyor.

Çalışmanın başyazarı Marlene Ebster, DW'ye yaptığı açıklamada, "Kısa video platformlarının 'beyin çürümesine' veya aşırı dopamin etkilerine yol açtığını kesin olarak söylemek için henüz yeterli kanıt bulunmuyor" bilgisini veriyor.

Araştırmacılar, genel yasaklar önermek yerine gençlerin öneri algoritmalarının nasıl çalıştığını ve platform tasarımlarının davranışları nasıl etkilediğini anlamalarına yardımcı olunmasını öneriyor.

Rein'e göre platform tasarımcılarının bir sonraki hedefi daha derin kişiselleştirme olacak:

"Tavsiye modelleri geliştikçe ve yapay zeka içerikleri gerçek zamanlı olarak kişilere göre üretmeye veya uyarlamaya başladıkça, kullanıcıların hoşuna gidecek içerik ile karşılarına çıkan içerik arasındaki fark giderek azalacak. Yapay zeka ise bu süreçte daha büyük bir rol oynayacak."

Aza Raskin ise dikkat ekonomisinin henüz zirveye ulaşmadığı görüşünde:

"Şu anda üretken yapay zeka çağının başındayız. Bu teknoloji sıfırdan tamamen yeni içerikler üretebiliyor."

Raskin, son olarak şu uyarıda bulunmayı da ihmal etmiyor:

"Üretken yapay zekanın dikkati en üst düzeye çıkarma kapasitesi, sentetik medyadan son derece kişiselleştirilmiş yapay ilişkilere kadar, şimdiye kadar gördüğümüz tüm psikolojik mühendislik yöntemlerini gölgede bırakabilir."