Türklere vize muafiyeti ne anlama geliyor? | AVRUPA | DW | 21.03.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Türklere vize muafiyeti ne anlama geliyor?

Sığınmacı krizinin çözümüne katkı sunması karşlığında AB tarafından Türkiye'ye vaat edilen vize muafiyeti ne anlama geliyor? Türklerin vizesiz seyahati Avrupa için risk mi kazanım mı?

Schengen Bölgesi'ni ziyaret etmek isteyen Türklerin vize alması gerekiyor. Vize için ise banka hesap dökümleri, gelir beyannameleri, vergi bildirimleri, kira sözleşmeleri, tapu, hastalık sigortası, dönüş bileti gibi çok sayıda evrak ve belge talep ediliyor.

Avrupa ülkeleri 1980 yılındaki askeri darbenin ardından Türk vatandaşlarına vize uygulamasını başlattı. Daha önce sadece pasaportla Avrupa'ya gidebilen Türk vatandaşları böylece oldukça sıkıcı bir vize prosedürüne tabi tutulmaya başlandı. Talep edilen belgelerle kişilerin neredeyse tüm özel bilgileri üçüncü kişi ya da kurumlara aktarılmış oluyor. Üstelik vize için ödenen meblağlar da azımsanmamalı.

Ankara ile AB arasında varılan vize muafiyeti anlaşması bu açıdan bakıldığında Türkler için kutlamaya değer bir özellik taşıyor. Anlaşma kararlaştırıldığı gibi Haziran sonunda yürürlüğe girerse, Türkler 26 Schengen ülkesine vizesiz, sadece pasaportlarıyla seyahat edebilecek.

Türklerin hayali

Avrupa'ya vizesiz seyahat Türk hükümetinin de uzun yıllardır hayallerini süsleyen bir olguydu. Nitekim Başbakan Ahmet Davutoğlu, kısa süre önce parlamentoda yaptığı konuşmada, "Bu vatandaşlarımızın 50-60 yıllık hayaliydi" sözleriyle duyulan özlemi dile getirdi.

Vize muafiyeti aynı zamanda bürokratik işlemleri de azaltacağından vatandaşlar açısından kolaylık olacak. Öte yandan Alman makamları da rahatlayacak. Sonuçta Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu'ndaki vize işlemleri için 30 birim faaliyet gösteriyor. Ve vize için yapılan yüz başvurudan 90'ı kabul ediliyor.

Vize muafiyetini savunanlar bu girişimin her bakımdan oldukça mantıklı bir adım olacağına inanıyorlar. Nihayetinde söz konusu olan kısa süreli vizesiz seyahat serbestisi. Yani toplam 180 gün içinde en fazla 90 günlük vize muafiyeti getirilmiş olacak. 90 günden fazla Avrupa'da kalınamayacak. Ayrıca çalışmak ve sosyal yardım almak da mümkün değil.

Ancak Avrupa tarafında korkular var. Türklerin kitleler halinde Avrupa'ya göç edeceği ve iş piyasaları ya da sosyal sistemleri çökertebileceğinden korkuluyor.

Almanya Türk Toplumu Başkanı Gökay Sofuoğlu'na göre bu tür endişelerin hiç bir dayanağı yok. Sofuoğlu, "Almanya Türkler için artık cazip değil. Türkiye şu anda yeterince ekonomik perspektif sunuyor" diyerek, korkuların yersiz olduğunu vurguluyor.

Türkiye'nin ev ödevleri

Brüksel Zirvesi'nde karara bağlanan taslak metne göre en geç bu yılın haziran ayı sonunda vize zorunluluğunun kaldırılmasının hedeflendiği belirtiliyor. Bunun için Türkiye'nin 72 koşulu yerine getirmesi gerekecek. Ayrıca veri güvenliği sistemi ve pasaportların AB normlarına göre düzenlenmesi de şart koşuluyor. Kıbrıs ve Bulgaristan ile işbirliği de burada önem kazanıyor.

Bahçeşehir Üniversitesi'nden AB uzmanı Alper Ecevit'e göre vize muafiyetinin haziran ayı sonunda yürürlüğe girmesi bu açıdan pek mümkün değil. Ecevit, Deutschlandfunk Radyosu'na verdiği demeçte, Türkiye'nin yolsuzluk ve organize suçlar gibi iç meselelerle de ilgilenmek zorunda olduğuna vurgu yaparak, "Türkiye'yi yakından tanıyan herkes bu sorunların üç ayda çözülemeyeceğini bilir" diye konuştu.

Türkiye'nin bu tür iç sorunları Bavyera Eyaleti Başbakanı Horst Seehofer gibi politikacıları da kaygılandırıyor. Onun gibi düşünenler vize muafiyetinin tüm vatandaşlara değil, örneğin işadamlarına yönelik uygulanabileceğini dile getiriyor.

Kürt sorunu da etkili

Seehofer Kürt sorununun da endişelerini artırdığını belirtiyor. Ortadoğu'daki çatışmalar nedeniyle Türkiye'ye sığınan Kürtlerin vize muafiyeti nedeniyle Schengen Bölgesi'ne turist gibi geçip, burada iltica başvurusu yapabilecekleri uyarısında bulunuyor.

Nitekim HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Alman ARD televizyonuna verdiği demeçte, bölgedeki çatışmaların devam etmesi halinde Kürtlerin Avrupa ve Almanya'ya göç etmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

Vize muafiyetine karşı çıkanların bir diğer tezi, teröristlerin bu yolla daha kolay Avrupa'ya ulaşma ihtimalleri. Türkiye'deki mevcut durum da bunu deskeliyor. Ankara'daki son iki saldırıda intihar bombacılarının Türk vatandaşı olduklarının anlaşılması ise korkuları tırmandırıyor. Çünkü vize muafiyetiyle potansiyel intihar bombacılarına da Avrupa yolu açılmış olacak.

Şimdi gözler AB Komisyonu'nun nisan sonunda Türkiye'ye vize muafiyeti konusunda açıklayacağı tavsiyeye çevrildi. Vize ile ilgili gelişmeler bu tarihe kadar daha da netleşmiş olur.

© Deutsche Welle Türkçe

Nastassja Shtrauchler

Reklam