Türkiye′de vatandaşın şeffaf belediyecilik talebi artıyor | TÜRKİYE | DW | 30.06.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Türkiye'de vatandaşın şeffaf belediyecilik talebi artıyor

Türkiye'de yerel seçim döneminde "şeffaf yönetim sözü" en önemli vaatler arasındaydı. Bazı belediyelerin meclis toplantıları ve ihaleleri canlı yayınlamasına büyük ilgi gösteren vatandaşların da şeffaflık talebi artıyor.

Türkiye'de şeffaf yönetim anlayışı, 31 Mart yerel seçimlerinde pek çok aday tarafından öne çıkarılan vaatlerden biri oldu. Bu adaylardan seçimi kazananlar, verdikleri sözler doğrultusunda şeffaf belediyecilik için adım atmayı sürdürüyor.

Belediyelerin canlı yayınlarına gösterilen ilgi de kamu kaynaklarının kullanımı konusunda hassaslaşan vatandaşların şeffaf yönetim talebine işaret ediyor.

Şeffaf belediyecilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden yerel yöneticilerden biri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Yavaş, şeffaf, katılımcı ve denetlenebilir belediyecilik anlayışı benimsediklerini ifade etti.

Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, kent konseyi ve üniversitelerle birlikte hareket edeceğini söyleyen Yavaş, "Vatandaş, belediyeye ödediği verginin çarçur edilmediğini görecek" dedi.

Yavaş’ın şeffaf belediyecilik için attığı adımlardan biri de meclis toplantılarını ve yapılan ihaleleri canlı yayınlamak. Binlerce izleyiciye ulaşan yayınların, belediyeye duyulan güveni tazeleyeceğini vurgulayan Yavaş, "Vatandaşlar kent ile ilgili kararların nasıl alındığına şahit olmaya başladı. Zaten halka açık olan toplantıların erişilebilirliğini kolaylaştırmış olduk" diye konuştu.

"Rekabet ve güven arttı"

24 Haziran’da Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği ve canlı olarak sosyal medyadan yayınlanan çelik boru alım ihalesini 400 bin kişinin izlemesini değerlendiren Yavaş, "Katılan firma sayısı ve rekabet arttı. Bir ihaleyi 400 bine yakın kişinin izlemesi şeffaflığa olan desteğin göstergesidir. Vatandaşlarımız, artık televizyon ya da internet başında dizi, film izlemek yerine bu ihalelere ilgi gösteriyor. Bu da aslında, bizim ne kadar doğru bir yol izlediğimizin göstergesi" dedi.

"Belediyeler siyasetin finansmanı için kullanılıyordu"

31 Mart seçimlerinden sonra 18 gün İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevinde bulunan Ekrem İmamoğlu da şeffaf yönetimin altını çizen adaylardan oldu. Canlı olarak yayınladığı belediye meclis toplantıları 4 milyona yakın izleyiciye ulaştı.

23 Haziran’da yenilenen seçimlerde yeniden İBB Başkanlığını kazanan İmamoğlu’nun 8 Temmuz’da yapacağı belediye meclis toplantısı yine canlı olarak yayınlanacak.

İBB meclis üyesi ve CHP grup sözcüsü Tarık Balyalı, İmamoğlu’nun başkanlığı döneminde meclis toplantılarının yanı sıra ihalelerin de canlı olarak yayınlanacağı bilgisini veriyor.

Vatandaşların canlı yayınlanan belediye meclis toplantılarına yönelik yoğun ilgisini değerlendiren Balyalı, "Belediyeler önceden kapalı kutuydu. Kaynakların kullanımı halka açıklanmıyordu. Belediyeler siyasetin finansmanı için kullanılıyordu. Belediyenin bu denli şeffaf olmasına büyük ilgi gösterildi. Şeffaflık halkın ihtiyacıydı" dedi.

“Usulüne uygun, sakin ve demokratik”

DW Türkçe’ye konuşan İstanbullular neden belediye meclis toplantısı izlediklerini ve toplantıya dair izlenimlerini anlattı.

Yusuf Bayrak, genç bir yazılımcı. İstanbul seçiminin iptaline kadar olan sürede yapılan meclis toplantılarını izleyen Bayrak, usulüne uygun, sakin ve demokratik olarak gerçekleşen toplantıların kendisini etkilediğini söyledi. Yapılan ve yapılacak işleri merak ettiğini belirten Bayrak, “İlk toplantıda faaliyet raporları sunuldu. Çok tartışılan vakıflara yardım konusunu AK Parti bu raporlarda açıklamıştı. Ulaşım ve su indirimini bu toplantılardan takip ettim” dedi.

“Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’nun reddedildiğini nereden bilecektim?”

Hazal Demiral, üniversite öğrencisi. Demiral, “İmamoğlu, mazbatasını alana kadar geçen dönemdeki sakin, demokratik ve ilerici tutumuna, meclis toplantılarında devam edecek mi merak ettim ve yayınları izledim” diye konuştu. Demiral, “İmamoğlu’nun partisi CHP, meclis çoğunluğuna sahip değil. CHP’nin ‘Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’ kurulması önerisi AKP tarafından reddedildi. Bu yayınlar olmasa bunu nereden bilecektim?” sorusunu yöneltti.

“Canlı yayınlar ile kamuoyu baskısı oluşturulabilir”

Haydar Şahin, doktora programına hazırlanan genç bir İstanbullu. Şahin, meclis toplantılarındaki konuların sosyal medyaya yansıdığını ve merak edip izlediğini ifade etti.

Meclis toplantılarının çok sıcak geçeceğini belirten Şahin, “AKP’li meclis üyelerinin çıkartacağı engeller, kamuoyu baskısıyla aşılabilir. Canlı yayınlanan meclis toplantıları kamuoyu baskısı oluşturabilir” dedi.

Şeffaflık Derneği: Vatandaşlar kamu kaynakları konusunda hassas

Uluslararası Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan da, yerelden başlayan şeffaflık talebinin demokrasinin gelişmesine katkı sağlayacağı görüşünde. Şeffaf yönetim için en önemli kriterin siyasi irade olduğunu aktaran Özarslan, "Yerel yönetimlerde alınan kararların hayatımıza etkisi büyük. Bu sebeple karar alma süreçlerinde katılımcı olan yerel yönetimler, yolsuzluklardan uzak duruyor" diye konuştu.

Siyasetin zenginleşme aracı olmadığını vurgulayan Özarslan, yerel yöneticilerin ve birinci derece yakınlarının mal varlığının açıklanmasını şeffaf yönetimin ilk adımı olarak gördüğünü belirtti.

Vatandaşların canlı yayınlanan belediye meclis toplantılarına yönelik yoğun ilgisini, şeffaf yönetime duyulan özlem olarak değerlendiren Özarslan, "Yurttaşların şeffaflık bilinci gelişiyor ve demokrasiye ilişkin umudu artıyor. Sokak röportajlarında sık sık vergilerinin nereye gittiğini sorguluyorlar. Şehrin iyi yönetilebilmesi için hesap soran, denetim yapan bir güç gerekiyor. Bu güç de halktan başkası değil" diye konuştu.

"Belediyeler, yolsuzluğa en açık kurumların başında"

Kamu ve özel sektörde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verilebilirlik ilkelerini hâkim kılmayı amaçlayan Uluslararası Şeffaflık Derneği, "Türkiye’de Yolsuzluk: Yasalar, Uygulamalar ve Riskli Alanlar" başlıklı raporunda yerel yönetimlerin, verimli izleme mekanizmalarının eksikliğinden dolayı yolsuzluğa en açık kurumların başında olduğunu aktarıyor.

2016 hazırlanan bir raporda, yerel yönetimlerle ilgili yolsuzluk algısı etkilerinin, devletin diğer kurumlarının yarattığı etkiden daha fazla olduğu ifade ediliyor.

Derneğin yine 2016 yılında yaptığı "Türkiye’de Yolsuzluk: Neden, Nerede, Nasıl?" başlıklı kamuoyu araştırmasında ise, katılımcıların yüzde 75’i kamu kurumlarında işlerinin halledilmesi için kişisel bağlantı ve tanıdıkların varlığının etkili olduğunu ifade ediyor.

Katılımcıların yüzde 50’si ise kamu kurumlarında en çok kamu ihalelerinde yolsuzluk yapıldığını düşünüyor.

 

Seda Karatabanoğlu / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe